Posts

Kent Mobilyaları Tasarım Süreci

Kent Mobilyaları Tasarım Süreci

Tasarım;

• Hatanın büyük zararlarla sonuçlanacağı belirsizlik durumlarında karar vermek,

• Fiziksel bir yapının en uygun fiziksel bileşenlerini bulmak,

• Amaca yönelik bir sorun çözme eylemi,

• Önceden var olmayan yeni ve faydalı bir şey meydana getirmeyi içeren yaratıcı eylem,

• Çeşitlilik azaltma süreci,

• Koşulların belirli bir kümesi durumundaki gerçek gereksinmelerin toplamına optimum çözüm,

• İnsanların ideal kavramlarına yanıt verecek doğrultuda belirtik önerilerle var olan bir durumdan, gelecekteki bir duruma  dönüşümdür.

Tasarlama eylemi sırasında kullanılan teknik ve araçlardan kurulan eylem düzenine tasarlama süreci denir. Tasarlama metodları yardımı ile tasarlama süreci dışlaşmaktadır. Tasarlama probleminin ilk ortaya çıkışından, düşüncenin tamamlanmasına kadar geçen süreye tasarlama süreci adı verilmektedir. Problemin yapısına göre, bir süreç bir yada daha çok düşünceyi kapsayabilir ki, buna karar sırası adını vermekteyiz.

Kent mobilyası tasarım süreçleri evreleri

Kent mobilyaları çok değişik fonksiyonları olan ve bunları bir arada barındıran bir elemanlar sistemidir. Her ayrı birim için farklı bir tasarım süreci uygulanması gerekmektedir. Kullanılabilecek süreçler farklı şekillerde sistemleştirilebilir.

Tasarım süreci yaklaşımı en basite indirgenmiş ve genelleştirilmiş açılımı; gözlem, problemi anlama, ortaya çıkarma, karşılaştırma, alternatif üretme, seçme olarak sıralanır. Tasarlama sırasında yapılan eylemlerin tümü tasarlama sürecini oluşturur. Bu süreci izleyen çerçeve içerisinde proje planlanır, organize edilir ve geliştirilir.

Kent mobilyalarının tasarımında oldukça değişik etmenlerin yer alması doğaldır. Bu etmenler arasında, gelenekler, önyargılar, tarihsel doku gibi faktörlerin var ettiği toplumsal yön, algılama sonucunda oluşan psikolojik yön, kullanılan malzeme özelliklerinin kazandırdığı anlamsal yön ve tasarım boyutunun getirdiği estetik yön gibi değişik faktörler söz konusudur. Esas olan ürünün anlaşılması ve tanımlanmasıdır. Tasarlanacak ürünün buluşa mı dayanacağı, yoksa durağan mı olduğu konuları, problemin anlaşılması, diğer bir deyişle problemin belirlenmesidir. Bu aşama psikologlar tarafından ortaya konan kuluçkalanma aşamasına benzer kabul edilebilir. Ancak kuluçkalanma kişisel bir olgudur. Halbu ki anlama, grupla birlikte yapılan analitik işlemleri de kapsamı içine alır. Ortaya çıkarma, alternatif çözüm yollarını bulmaktır. Bu aşama psikologların aydınlanma dedikleri aşamaya bir ölçüde benzemektedir. Karşılaştırma, ortaya konan alternatiflerin birbirleriyle arşılaştırılması ve içlerinden uygun olanın seçimi için bilgi edinme aşamasıdır. Bunu uygulanacak politikayı seçme ve karar verme aşaması izler. Bu aşamaların aralarında doğrusal olmayan ilişkiler mevcuttur. Popper’ in dediği gibi biz daima hatalarımız ile öğreniriz. Bu nedenle aşamalar arasındaki sürekli dönüşleröğrenmeyi de teşvik eder. Ürün tasarımının yönetiminde bütün bu aşamaların ortaya konmasının ve planlanmasının çeşitli yararları vardır.

Kent mobilyası için bir tasarımı için bir süreç şeması ortaya çıkarmayı düşünürsek genel anlamda bütün kent mobilyası elemanlarına uyarlanabilecek geniş kapsamlı bir şema olabilir. Bunun yanı sıra bilinmelidir ki her ürün için farklı bir süreç gereklidir ve süreçlerin işleyiş şekilleri de farklı olacaktır.

Tasarım yapılırken profesyonel tasarım yöntemleri kullanılmalıdır. Tasarım yöntemleri kullanılırken yeni tasarım yaklaşımlarının günümüz gerçeği içerisinden yansımalarını da dikkatle ele alınmalıdır. Bunların dışında, katılımcı çalışma ile tasarımların gerçekleşmesi ve katılımcı çalışmanın profesyonelce yürütülmesi gerekmektedir. Katılımcı ve tasarımcının bir takımın aynı derecede önemli elemanları gibi çalışmalarını sağlayabilmek de aynı derecede önemlidir.

Tasarımı gerçekleştiren tasarımcıların kendi bakış açıları ve tarzları olmalıdır. Tasarım aşamasında bir sonraki evreyi görüp, değerlendirmeli ve optimum çözüm için çaba harcamalıdır.

Talebin ortaya çıkışı

İnsanlık doğuşundan itibaren yaşadığı çevreyi düzenleme çabası içine girmiş; köyler, kasabalar, kentler oluşmuştur. Oluşturulan bu yapay çevre içindeki kamusal mekanlarda, insanların basit gereksinimlerini karşılayan öğeler kent mobilyaları olmuştur.

Ülkemizde yaşanan hızlı kentleşme olgusu sonucu değişen yaşam koşulları, toplum yapısı, teknolojik gelişmeler, kentlerin plan ve görünümleri üzerinde etkili olmaktadır. Bu bilinçle kent plancıları, tasarımcılar, sosyal bilimciler, yerel yöneticiler ve endüstri ürünleri üreticileri, uygar, yaşanabilir insan gereksinimlerine cevap veren, estetik değerlere sahip çağdaş kentler yaratmaya çalışmaktadır. Yaratılan bu kentsel mekanlarda kullanılan donatılarda kent mobilyalarıdır. Kent mobilyaları farklı farklı ihtiyaçlara cevap verirler. Mekanda gerçekleştirilecek eylemlerin gerektirdiği ihtiyaçların talep olarak dile getirilmesi veya hissedilmesi gerekmektedir. Günümüzde artık kentsel mekan kalitesini yükseltmek için bazı yeni talepler ortaya çıkmaktadır.

İhtiyacın belirlenmesi

Talebin ortaya çıkmasıyla ihtiyacın da belirlenmesi gerekmektedir. İlerde çıkabilecek problemleri ortadan kaldırmak için ihtiyacın en doğru şekilde tanımlandırılıp geniş kapsamlı olarak belirlenmesi gerekir.

Veri toplama

Veri toplama araştırma evresidir. İhtiyaç belirlendikten sonra konuyla ilgili her türlü bilgi envanteri toparlanıp araştırma yapılmalıdır. Doğru araştırma yönteminin kullanılması tasarım sürecini olumlu etkilemektedir. Veri toplama aşamasında, kullanıcılara yöneltilen anketlerden, mekandaki kullanıcıların elemanları nasıl kullanıldığıyla ilgili gözlemlerden ve mekanda yapılabilecek uygulamaları araştırma yöntemiyle çeşitli veriler toplanabilir.

Veri toplamak için kullanılan araştırma yöntemleri:

Anket: Tasarımcının gözden kaçırma riski olan ve kullanıcılar için önemli olabilecek bir noktanın olabileceği düşünülerek ürün hakkında kullanıcıların ne düşündüğü öğrenmek amacıyla anket yöntemiyle sorular sorulur ve çıkarılan sonuçlarla tasarımcı yeni bir bakış açısı kazanabilir.

Gözlem: İnsanların mekanı ve o mekandaki elemanları nasıl kullandığı gözlemlenir. Bu yöntem gözlem yapan kişinin objektif olamaması riskini taşır ve böyle bir durum için sonuç objektif olmayabilir.

Deneyler: Mekanda yapılabilecek bazı uygulamaları araştırmak ve bu araştırma sonucunda bazı bilgilere ulaşmaktır. Deneyler ürün kullanımı ile ilgili de gerçekleşebilir.

Tasarım kriterleri

İşlevsellik : Bir bütünün her bir parçasının kendine düşen görevi yerine getirmesi ve kendi üstündeki sistemin görevini yapmasına ve böylece bütünün işlemesine yardımcı olmasıdır.

Kullanılırlık: Ürünün kulanım amacına uygunluğu.

Ergonomi: Elemanı kullanacak olan kullanıcıların antropometrik ölçüleri doğrultusunda, kullanım kolaylığını artırmak için elamanlar yaratılmalıdır.

Güvenlik: Çok geniş ve farklı yaş gurupları tarafından açık kamusal alanlarda kullanılan elamanların, ürün kullanım süreci boyunca çevreye herhangi bir zarar vermemesine ve kötü kullanımlara ( Vandalizm ) karşı malzeme seçimi, formun ölçütleri, kullanım kolaylığı gibi özellikler bakımından donatılması gerekir.

Bakım: Kent mobilyalarının bakımı da hem kullanıma özendirme hem de vandalistik eylemleri engelleme açısından önem taşımaktadır. Çünkü bakımsız, eski ve pis görünüşlü bir eleman vandalistlik eylemler için kişileri daha fazla cesaretlendirdiği,
böyle bir elemanın kullanımının tercih edilmediği görülmektedir. Bu bakımdan kent mobilyalarının tamamında, estetik ve işlevsel görünüşe sahip olacak şekilde, belli aralıklarla bakım çalışmaları yapılmalıdır.

Kalite ve Dayanıklılık: Kalite; kullanıcıların isteklerinin karşılanmasına yönelik, kent mobilyaları üreten, kullanımın, bakımın ve yaşanabilirliğini sağlayan tüm organizasyonların, kendi içlerinde ya da aralarında kalitenin oluşturulması, sürdürülmesi ve geliştirilmesi yolundaki faaliyetlerini düzenleyen, bu faaliyetlerin kentsel ekonomiye maliyetinin en ekonomik düzeyde oluşmasını sağlayan ve sonuçta bu çabaların kullanıcıların bugünkü ve gelecekteki gereksinimlerinin etkin bir şekilde karşılanmasını sağlamaya yönelik olarak sürdürüldüğü bir anlayışlar bütünüdür. Kalitenin sağlanabilmesi için yapılması gereken teknik çalışmalar ise şöyle özetlenebilir:

1. Tasarım Kontrolünün Sağlanması: Üretim öncesi, ürünlerin işlevsellik, dayanıklılık, maliyet, estetik beklenti ve güvenirlilikle ilgili kalite standartlarının tasarlanıp belirlenmesi ve üretimde ortaya çıkabilecek kalite sorunlarını ortadan kaldıracak yada azaltacak önlemlerin alınmasıdır.

2. Kent Mobilyaları Üretiminde Kullanılacak Malzemelerin Standart Kontrolü: Üretimde kullanılan hammadde ve malzemelerin stok yerine, istenilen kalite özelliklerine sahip olması şartıyla girişinin sağlanmasıdır. Tedarik kaynaklarının değerlendirilmesi, malzeme spesifikasyonlarının hazırlanması ve kabul muayenesi ve test yöntemlerinin, ekonomik örnekleme yöntemlerinin seçilmesi bu aşamada yapılması gereken kontrollerdir.

3. Üretilen Kent Mobilyalarının Kalite Düzeylerinin Kontrolü: Ürünlerin kalite özelliklerinin standartlara uygunluğunun kontrolü ve gerektiğinde yapılması gereken düzenlemeler için ilgili bölümlerin uyarılmasıdır. Muayene işlemlerini belirleyici planların hazırlanması, duyarlılık araştırmaları, kontrol diyagramlarının uygulanması , araç-gereç kontrol ve çalışan eğitimi ve maliyet analizlerinin geliştirilmesi yapılması gereken kontrollerdir.

4. Bakım ve İyileştirme Kontrol Çalışmalarının Yapılması: Tasarım amacına uygun kullanım biçiminin sağlanması için rutubet, sıcaklık gibi ortam koşulları, yüklenme düzeyleri ve sınırları iyi tanımlanmalıdır. Gerekli bakım planlaması, zaman ve kaynak gereksinimi dikkate alınmalıdır.

Kent mobilyalarının çevre koşullarına karşı uzun ömürlü olmaları için tasarım aşamasında doğru malzeme seçimi, doğru konumlandırma gibi faktörler de dikkate alınmalıdır.

Ürün tasarımında kullanılacak olan malzemenin çeşitli dayanıklılık ve kullanım denemelerinden geçirilmiş olması ve kabul gören ulusal ve hatta bölgesel veya uluslar arası standardizasyon kurumlarınca tescil edilmesi ve o ürünün dayanıklılık ve kalitesinin güvenilir bir organizasyonca garantilenmiş olması anlamına gelecektir.

Estetik Olma: Kent mobilyası tasarımında estetik yaklaşım çok önemlidir. Kent içinde kullanılabilir bir güzel sanatlar örneği olarak sanat ve teknik bilginin birlikteliği uyum içinde sergilenmelidir. Bireyler tarafından kolayca algılanmalarının sağlanması için görsel algılama ilkeleri doğrultusunda tasarlanmalıdırlar. İşlevsel oldukları kadar sanat eseri değerinde oldukları unutulmamalıdır. Kentsel mekanda yer alan bu elemanların tasarımlarında, sanatsal yaklaşım göz ardı edilmezse, kente kimlik kazandıracak mobilyaların üretilebileceği unutulmamalıdır.

Süreklilik: Kaçınılmaz olarak her kültürel kullanım nesnesi gibi kent mobilyaları da temel kullanım işlevlerinin yanı sıra toplum yaşamı içinde zamanla anlam iletici bir nesne olurlar. Bundan dolayı, kent kimliğine dayanan, onun ayırıcı öğelerinden biri olan ve destekleyen bir sistemin parçası olarak, kent mobilyalarının hem teknik hem de görsel açıdan kent içinde bir süreklilik göstermesi gerekir [8]. Sonuç olarak, kente yapılan müdahaleler noktasal olmamalıdır. Tek başına düşünülen uygulamalar kent yaşamına katılamaz, dışlanır. Çünkü her uygulama birbirine paralel olmayan birçok ilişkiler ağına takılır. Dolayısıyla tasarımın sürekliliği ilkesi kent mobilyaları içinde geçerlidir. Kent kimliği açısından süreklilik önem taşımaktadır.

Ekolojik Bakış Açısı: Ürünün kullanım ve kullanımdan kalkma aşamalarında çevreye yük olmama, geri dönüşüm özelliği dikkate alınmalıdır.

Esneklik: Kent elemanları birbirleriyle etkileşim içinde olacağından zaman içinde değişime uğrarlar ve bu değişimlere ayak uydurabilecek esnekliğe sahip olmaları gerekir.

Maliyet: Kent mobilyasının maliyetini etkileyen en önemli etkenler malzeme ve üretim şeklidir. Tasarım aşamasında maliyete ne kadar bütçe ayrılacağına karar verilmeli ve maliyeti düşürecek çözüm yolları bulunmalıdır.

Standartlara Uygunluk: Her ürün için ülke çapında belirlenmiş olan standartlar vardır. Ülkemizde tasarlanan ve üretilen bütün ürünler ya Türk Standartlarına ( TSE ) yada Uluslar Arası Standartlara ( ISO ) uymak zorundadır. Standartlar hakkındaki bilgilere tasarım aşamasında sahip olunmalı ve üretim aşamasında kontrol edilmelidir. Kent mobilyalarının standartlara uyması elemanların kullanım sürecinde herhangi bir parçasının değişiminde uyması açısından ve ürünün kullanım ömrünü uzatmak açısından önemlidir. Standartlar dışında ürün şartnameleri ve yasalar ürünlerin üretimini etkiler.

Özgün Tasarım: Kent mobilyalarında prototip ve standardizasyon uygulaması yerine kullanılacakları mekanların özellik ve işlevleri dikkate alınarak özgün tasarımlar yapılmalıdır.

Malzeme Seçimi ve Bağlantı Detayları: Kullanılan malzemenin özellikleri, ürünün dayanıklılığı ve yarattığı psikolojik etkiler bakımından önem taşımaktadır. Beton oturma birimi, aynı ölçülerdeki ahşap olanla karşılaştırıldığında, kütlesel ve ağır bir görüntü verir.

Bağlantı elemanlarının sağlam olması, vandalistlik eylemlere karşı koymada önemli olduğu kadar, bağlantı detaylarının çok amaçlı kullanımı ve ayarlanabilirliği kent mobilyalarının hareketliliğini ve modülerliğini sağlayarak, gerekli olan destek ve taşıyıcı eleman sayısını azaltmaktadır.

Ürün-Kullanıcı Dengelenmesi: Tasarım ürünlerinin nasıl işlediği veya kullanıldığı görünen strüktürü ile öğrenilir. Kent mobilyalarında kullanıcı yönünden örneğin, durma, yönlendirme, değişebilirlik, ayarlanabilirlik, kumanda etme gibi özellikler, tasarımın kullanımına açıklık getirecek ve dolayısıyla kullanıcı tarafından kolayca algılanıp tasarıma karşı güven ve sahiplenme duygularını oluşturacak bir tasarım yaklaşımıyla ürünlere yansıtılmalıdır. Bu işlev özellikle yeni teknolojik gelişmelerle kent yaşamında her gün daha da çoğalan, ürünle kullanıcının interaktif bir ilişki yaşadığı ve görünen strüktürün giderek kaybolduğu yeni kent öğelerinde ( ör. Bilet otomatı, akbil otomatı, bankamatik, enformasyon standartları vb. gibi ) çok önemli bir işlev olmaktadır.

Kaliteli, kimlikli, insanlara keyif veren mekanlara sahip olmak, fonksiyonel, estetik ve ekonomik olarak üretilmiş, amacına uygun yerde ve adette kullanılmış kent mobilyalarının o mekana yerleştirilmesiyle mümkündür. Her türlü tasarım ürününde olduğu gibi, kent mobilyaları da bir çok işlevi bir arada bulundurur. Sosyal, kültürel, ekonomik vb. gibi çok farklı özellikler gösteren, tanımlanması oldukça zor ve geniş bir kullanıcı kitlesi olan kent mobilyalarında tasarımı etkileyen faktörleri işlevsel, psikolojik ve teknolojik faktörler olmak üzere üç an başlık altında incelemek mümkündür.

Tasarım Alanındaki Kavramlar

Ürünün sonuç aşamasından önce düşünülmesi gereken, Kent mobilyalarının tasarım sürecini ve üretimini etkileyecek ürüne ait  nitelikler; performans, sağlamlık, yapılabilirlik ve güvenlik kavramlarıdır.

Performans

Kentsel mekana konan bu elemanlar sürekli olarak çalışıyor ve işlevlerini doğru bir şekilde yerine getiriyor olmalıdırlar. Elemanların performansları, bulundukları mekan ve onlardan beklenilen işlevler ile doğrudan bağlantılıdır.

Örneğin; herhangi bir aydınlatma elemanı bulunduğu mekanda ihtiyaç duyulan derecede, hava kararır kararmaz-aydınlanana kadar, sürekli, aydınlık sağlamalıdır.

Sağlamlık

Kent mobilyaları doğa koşullarına ve kazalara karşı dayanıklı olmalıdırlar. Yerleştirilecekleri alanların iklim koşulları iyi bilinmeli ve bu doğrultuda bilinçli malzeme seçilmelidir. Kent içi küçük ölçekli kazalara karşı ise dayanıklı ve kolayca hasar görmeyecek şekilde sağlam olmalıdırlar. Bunların yanında kullanıcılar bilinçli olarak kent mobilyalarına zarar verirler. Yapılan bu vandalist eylemlere karşı kent mobilyalarının kentsel mekanlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için hem teknik özelliklerle hem de gerçekleştirilen tasarımlarla iyi düşünülüp etüd edilmeleri gerekir.

Yapılabilirlik

Kent mobilyaları sistemindeki elemanların her birinin teknik olarak gerçekleştirilebilirliği yanında bir sistem olarak da uygulanabilirliğinin olması gerekmektedir. Kent mobilyalarının sadece üretim sürecinde değil, mekanlara kolay yerleştirilebilir olması ve rahat monte edilebilir olması uygulanabilir elemanlar olduğunu gösterir.

Güvenlik

Kentsel mekanlara yerleştirilen kent mobilyalarının meydana gelebilecek her türlü kazaya karşı iyi tasarlanmış olması gerekmektedir. Güvenliği sağlayacak öğeler; malzeme türü, formun ölçüleri ve kullanım kolaylığıdır. Kentin en yoğun kullanım alanlarına yerleştirilen bu elemanlar toplumun güvenliği göz önüne alınarak tasarlanmalarının yanı sıra yerleştirildikleri mekanlar da kaldıkları sürece onarımları düzenli olarak gerçekleştirilmelidir ki beklenmedik kazalara yol açmasınlar. Bu noktada yerel yönetimlerle ilişkili olan bu bakım- onarım işlevi kusursuzca yerine getirilmelidir. Örneğin, farklı nedenlerden dolayı işlevini yerine getiremeyen bir aydınlatma elemanı onarılmaz ise bulunduğu mekanda gece kullanımında çeşitli hırsızlık olaylarına sebebiyet verecektir ve güvenli olmayan alan haline gelecektir.

Kent Mobilyalarının Tasarım Ölçütleri

Kaliteli, kimlikli, insanlara keyif veren mekanlara sahip olmak, fonksiyonel, estetik ve ekonomik olarak üretilmiş, amacına uygun yerde ve adette kullanılmış kent mobilyalarının o mekana yerleştirilmesi ile mümkündür. Her türlü tasarım ürününde olduğu gibi, kent mobilyaları da bir çok işlevi bir arada barındırır. Sosyal, kültürel, ekonomik vb. gibi çok farklı özellikler gösteren, tanımlanması oldukça zor ve geniş bir kullanıcı kitlesi olan kent mobilyalarında tasarımı etkileyen faktörleri işlevsel, psikolojik ve teknolojik faktörler olmak üzere üç ana başlık altında incelemek mümkündür. Nesne (obje veya yapı ) ve insan ilişkisinin belirlenmesine yönelik ölçütler işlevsel ölçütler başlığında toplanmaktadır. Bireye, bireylerin oluşturduğu topluma ve sosyo-kültürel özelliklerine uygun obje ve çevre oluşumunu sağlayıcı ölçütler ise psikolojik ölçütler şeklinde tanımlanmaktadır. Malzeme, üretim ve ekonomiye yönelik ölçütlerin tümü ise teknolojik ölçütler başlığı altında yer almaktadır.

İşlevsel ölçütler

Herhangi bir nesne ile insan ilişkisinin belirlenmesine yönelik ölçütler, işlevsel ölçütleri oluşturmaktadır. Kentsel bir mobilyanın işlevsel olabilmesi için insanın fiziksel özelliklerine uygun, hareket özelliklerine olanak verecek şekilde tasarlanmış olması gerekmektedir. Bu nedenle, ürün tasarımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta insan ergonomisidir. Sonuç olarak, insan ergonomisinin iyi analiz edildiği, kullanıcı beklentilerinin doğru bir şekilde ürüne yansıtıldığı, malzeme seçme ve uygulama kararlarının doğru şekilde ele alındığı bir tasarım süreci sonunda tasarımcıyı, uygulayıcı ve en önemlisi kullanıcıyı memnun edecek kent mobilyaları ortaya çıkmış olacaktır.

Psikolojik ölçütler

Kent mobilyasının tasarımında dikkat edilmesi gereken algılamaya ve değerlendirmeye yönelik ölçütler psikolojik ölçütleri oluşturmaktadır. Genel anlamda birey ve toplumların davranışlarına yönelik ölçütlerdir. Tüm nesnelerin olduğu gibi kent mobilyalarının da kullanıcı ile ilk bağı görseldir. Görsel ilişki sonucu oluşan algılama sürecinde kullanıcı gördüğü nesneyi değerlendirmeye başlamaktadır. Bu nedenle kent mobilyalarında da kullanım biçiminin kolay algılanabilir olması önemlidir. Algılama süreci ve algı ile ilgili ölçütler içerisinde güven verme etkin olan bir başka faktördür. Görsel algılama dışında başka duyularla algılamalarda söz konusudur. Örneğin bir oturma elemanının vücut veya elle algılaması mümkündür.

Toplumların genel kullanılan hizmet elemanları ile ilgili değer yargıları, sosyokültürel ölçütlerle değerlendirilmektedir. Çevreye uyum ölçütleri doğrultusunda toplumların beğeni düzeyleri ile estetik değer yargıları birlikte değerlendirmelidir. Sosyo- kültürel ölçütler kent mobilyası bağlamında toplumun değer yargılarına uyumlu olmalıdır. Sosyo- kültürel ölçütlerin oluşmasında kamusal alanlardaki davranışlar ve toplu olarak yapılan eylemler, alışkanlıklar, gelenekler etkilidir.

Örnek vermek gerekirse; sosyo kültürel bir ölçüt olan mahremiyet kent mobilyası düzenlemelerinde etkili bir faktördür. Oturma elemanlarının düzenlenmesinde ve biçimlendirilmesinde insanların birbirleriyle olan ilişkileri, aralarında bıraktıkları mesafe önemli bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Eylemlere yönelik kent mobilyalarının tasarımında eylem tüm yönleriyle incelenmelidir.

Teknolojik ölçütler

Teknolojik ölçütler tasarımın var olan veya yeni bir malzemeyle yeniden üretilmesine bağlı olarak oluşturulması sonucu kent mobilyası tasarım ölçütleri içinde yer almaktadır. Kent mobilyası üretiminde malzeme, nüfus artışı ve kullanıcısının belirsiz olması sonucu oluşan vandalizmi önlemeye yönelik dayanıklılığın sağlanması açısından önem kazanmaktadır. Ayrıca, malzemeyle ilgili olarak önemli bir diğer konu kent mobilyalarının her türlü iklim koşullarına karşı dayanıklı olması gereğidir.

Malzeme ölçütleri, malzemenin işlev ve kullanma koşullarına uygunluğu ve malzeme biçim uygunluğu şeklinde özetlenebilir.

Malzeme ölçütleri, malzemenin işlev ve kullanma koşullarına uygunluğu ve malzeme biçim uygunluğu şeklinde özetlenebilir. Kent mobilyaları açık alanlarda ve her türlü dış etkene açık olduğundan bu tür etkenlere dayanıklı olmak zorundadırlar. Bu özelliklerinin yanı sıra bakım kolaylıkları ve kullanıcı konfor şartlarının oluşturulması da malzeme seçiminde yol gösterici diğer etkenlerdir.

Karar Verme Mekanizması

Karar verme eyleminin yapılabilmesi, en az iki alternatifin bulunmasına bağlıdır. Bu alternatiflerin aralarındaki farklılıkların değerlendirilmesi ve bir karşılaştırma yapılarak belirli kriterlere göre seçim yapılmasına “karar verme” denir.

Kent tümü ile tasarımcı masasında biçimlendirilemese de tasarımla kentin biçimlenişine önemli katkılar sağlar. Herhangi bir kentsel mekanda çevreye bakıldığında, kentsel mobilyadan bu mobilyanın biçimi, kalitesi, konumu ve yerinden, mekanın ölçüsüne, mekanı oluşturan öğelerin ilişkisine, tüm bu öğelerin daha büyük referans çerçevesi ile olan ilişkilerine, özetle kentin mikro ve makro düzeydeki biçimlenişlerine ilişkin pek çok konu tasarımla iyileştirilebilir, daha yaşanabilir bir kent çevresi oluşturulabilir. Bu yönde temel sorun, kaynak sınırlılığından çok var olan kaynakların akılcı ve etkin kullanılması gereğine ilişkin bilinç, duyarlılık ve kararlılık eksikliğidir. Daha kaliteli bir kentsel çevre yaratmanın birincil koşulu bilinç, duyarlılık ve kararlılıktır. İkinci koşulda plancı-tasarımcı dışında gerçekleşen özel, yarı kamusal ve kamusal kent biçimlendirici gelişme eylemlerinin bütünleştirilmesi ve yönlendirilmesidir. Bu iki koşul, kentsel tasarım çabalarını ve tasarım sorumluluğunu tasarımcının masasından yönetim platformuna doğru çekmekte, tasarım yönetimi konusunu gündeme getirmektedir. Tasarım ve uygulama aşamasında eylemin bütünleştirilmesinin temel öğesi koordinasyon ( eşgüdüm ) dür. Koordinasyon ise amaç-plan, kadro- bütçe ve operasyon bütünlüğünden, kısaca yönetimden bağımsız olamaz.

Yerel yönetimler, belediyeler kentsel tasarım eylemi çerçevesi içinde yerinde ve zamanında, kritik karar noktalarına duyarlı ve kararlara katılarak kaliteli bir kentsel çevre yaratılması yönünde etkili olmak durumundadır.

kaynak: Elif AKYOL

Ofis Mobilyalarının Tasarımında Ergonominin Önemi-2

2. Ofis mobilyaları ve Tasarımı

2.1. Ofis Mobilyaları

Günümüzde modern ofislerde ofis mobilyaları denildiğinde, ilk akla gelen dolaplar (camlı ve raflı dolaplar, çekmeceli dolaplar, diğer özel amaçlı dolaplar), masalar (çalışma masası, toplantı masası vb), sandalyeler (sabit veya ayarlanabilir sandalyeler gibi) ve çalışanların verimliliğini artırıcı diğer mobilya bileşenleri (tabureler, askılar, kasalar vb.) gelmektedir.

Masalar, çalışanın masaüstü çalışmalarına uygun olmalıdır. Dolayısıyla, masalar ofis ortamında kullanılan ve masaüstüne konumlandırılan araç-gereçlerin ve makinelerin uygun şekilde kullanımı sağlayacak ve çalışanın performansını artıracak şekilde tasarlanmış olmalıdır.

Buna göre; ofislerde kullanılacak masaların çalışanların amaçlarına ve ölçülerine cevap verecek nitelikte olması gerekmektedir.

Ofislerde çalışma masalarının çalışanların verimliliği açısından genel olarak şu özellikleri içermesi gerekir,.

— Yüksekliği ayarlanabilmelidir (yerden en az 70 cm yükseklikte olacak şekilde),

— Yüzeyi mat olmalıdır (yani yansıtıcı olmamalıdır)

— Yüzey genişliği 120–150 cm, eni ise 70 cm. olmalıdır,

— Kenarları ve köşeleri yuvarlak olmalıdır

— Güvenilirliği sağlanmış olmalıdır (kırılgan, kaygan olmamalıdır)

— Yere sabitlenmiş olmalıdır (tekerlekli olmamalıdır)

Sandalyeler, iyi bir duruşa sahip olmak ve rahat bir çalışma için ayarlanabilir sandalye ofis mobilyalarının en önemli bileşenlerinden biridir. İyi ayarlanmış sandalye, vücut pozisyonu ve kan dolaşımını geliştirir, kas çabasını azaltır ve çalışanın sırt bölgesine olan basıncı azaltır. Bundan dolayı, ofislerde kullanılan sandalyeler şu özelliklerde olmalıdır;

— Yüksekliği ayarlanabilmelidir (20 derece açı ile öne eğilebilmeli-lumbar destek için, yerden yüksekliği ofis çalışanları için 38–46 cm olacak şekilde ayarlanabilmelidir)

— Oturma minderi hava geçiren kumaştan yapılmalıdır

— Kendi etrafında 360 derece dönebilmeli,

— Hareketi sağlayacak nitelikte 5 tekerlikli olmalıdır.

— Ayak ve bacakların dolaşımını engellememelidir.

— Oturak ve dayanak kısımları bel ve bacağın üst kısmının yapısına uygun ölçülere sahip olmalıdır.

Ofislerde sandalye kullanımının temel amacı çalışanın en az enerji kaybı ile yorulmadan rahat çalışmasını sağlamaktır.

Bunun için çalışma koşulları içerisinde sandalyenin özellikleri ve çalışanın antropometrik özellikleri arasında yüksek düzeyde bir ilişki vardır.

Dolaplar ve diğer ofis tipi mobilyalar,

Rahat bir çalışma ortamı için çalışanların ölçülerine uygun diğer ofis mobilyalarıdır. Bu tür mobilyaların aynı zamanda amaca uygun, verimliliği artırıcı özellikte olması gerekir. Modern ofislerde mobilyalar, çalışanların etkiliğine ve verimliliğine olumlu yönde etki eden unsurlardır. Ofiste çalışanların iş akışının önemli bir kısmı masaüstü işlemleri içerir. Bundan dolayı, ofis mobilyalarının ve bileşenlerinin çalışma ortamına, iş akışına ve diğer ofis araç-gereçlerine uygun tasarlanması gerekmektedir. Çalışma saatlerinin önemli bir bölümünü ofis mobilyalarının fiziksel etkisi altında geçiren çalışanların performansını, tatminini ve moralini yüksek tutma konusunda ofis yöneticilerin bazı radikal kararlar alması gerekir. Öncelikle ofiste kullanılan mobilyalar ergonomik açıdan değerlendirilmeli ve çalışanların en üst düzeyde iş verimini sağlayacak uygun mobilya seçilmelidir. Ofis mobilyalarının seçiminde gelecekteki muhtemel gereksinimler de düşünülerek oldukça dikkatli bir seçim yapılmalıdır. Bir ofis yöneticisinin mobilya seçimindeki temel kriterler şunlar olmalıdır :

— Maliyet ve kullanışlılık

— Uygunluk ve Uyum

— Tek Düzelilik ve Standardizasyon

— Olası faydayı en üst düzeye çıkarma

— Yeterli sayı

— Dayanıklılık

Ergonomik yaklaşıma göre ofis mobilyalarının seçiminde yukarıda belirtilen kriterlerden uygunluk, uyum ve standardizasyon oldukça önemli faktörlerdir.Bu faktörler, ofis mobilyalarının tasarımında insan odaklı yaklaşım stratejisinin uygulanmasını gerektirmektedir.

2.2. Ofis Mobilyalarının Tasarımı

Tasarım; yaratma (bir yaratıcılık ürünü olarak), seçme ve karar verme gibi eylemleri kapsayan bir süreçtir. Bu tanıma göre; mobilya tasarımı denildiğinde; düşüncenin kâğıt üzerine aktarımından mobilyanın atölyede üretilmesine kadar geçen sürede yaratma, seçme ve karar verme gibi eylemlerin tümü düşünülebilir. Ofis ortamında kullanılacak mobilya eşyalarının, çalışanların ihtiyacına, amacına ve fiziksel ortama uygun şekilde tasarlanmış olması gerekir. Bunun için, mobilya tasarımcılarının ofis mobilyalarının tasarlanması, geliştirilmesi, etkilerinin ölçülmesi ve çalışma yerinin düzenlenmesi kadar çalışma yeri yüksekliği, vücut duruşu, görme açısı ve çalışma alanı genişliği gibi antropometrik ölçüleri de bilmesi gerekmektedir.

Ofiste çalışma ortamının etkili bir şekilde kullanımı için farklı yaklaşımlar mevcuttur. Özel ofis, açık ofis ya da karma yaklaşımlar ofis çalışma ortamının planlanmasında önemli faktörlerdir. Örneğin, açık ofislerde, duvarların olmayışı, masaların, bölmelerin ve diğer ofis mobilyalarının istenilen şekilde yerleşimini sağlamaktadır.

Açık ofislerin temel çekiciliği esnek oluşudur. Bu tip ofislerde modüler bir tasarım yapmak suretiyle ofis çalışanlarının etkililiği artırılabilmektedir. Modüler tasarım, ofis mobilyalarının tasarımında farklı bileşenlerin kullanımını ve bu bileşenlerin yerleşiminin farklı varyasyonlarını içerir. Ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin bir kısmı, ofis ergonomisini sağlamak amacıyla; dairesel iş istasyonları veya yıldız iş istasyonlarını dikkate alarak tasarım ve üretim yaparlar. Böylelikle ofis ortamı estetik olduğu kadar işlevsel bir çalışma ortamı olur. Ofis mobilyasının tasarımı, diğer ofis araç ve gereçlerinin tasarımından farklı olmamakla birlikte mobilyadan beklentileri de ifade etmektedir.

Mobilya tasarımını etkileyen unsurlar; işlevsellik, teknolojiklik, orijinallik, estetiklik (örneğin Feng-shui yaklaşımı gibi), ekonomiklik şeklinde sıralanmaktadır. Mobilya tasarım ilkeleri; denge, devamlılık, şiddet ve hâkimiyet olarak gruplandırılmıştır.

a. Ofis Mobilyalarının Tasarım Elemanları

Tasarımcının, düşünce ve görüşlerini ifade etmek ve sunmak amacıyla kullandığı bütün unsurlar tasarım elemanları” olarak ifade edilmektedir. Buna göre; bir mobilya tasarımcısının mobilya tasarımı çerçevesinde şu dört unsuru uygun bir şekilde kullanması gerekmektedir.

— Biçim

— Ölçek, oran ve ritim

— Renk,

— Doku.

Biçim (form) : Bir mobilyanın şekli veya bir bütünü olarak tanımlanmaktadır. Biçim ile işlevsellik unsurları arasında sıkı bir ilişki vardır. Ancak, işlevsellik tek amaç değildir, bunun yanında kullanıcının estetiklik, ekonomiklik ve orijinallikle ilgili isteklerin de karşılanması gerekir. 

Ölçek, oran ve ritim: Bir mobilya tasarım elemanı olarak ölçek, insan ölçüleri ile diğer mobilya elemanları arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Ofis mobilyalarının tasarımında her şeyden önce bu mobilyayı kullanacak ofis çalışanının ölçüleri ile mobilyaların orantılı olması gerekir. Bunun yanında mobilyaların kendi içinde ölçülü ve çevre elemanları ile uyumlu olmalıdır.

Renk: Mobilya tasarımında görselliği en çok etkileyen tasarım elemanıdır. Mobilyanın tasarımının amacı ile mobilyanın kullanılacağı ortam arasındaki ışık ilişkilerini dikkate alarak farklı şekilde düzenlemek mümkündür.

Doku: Yüzeylerin özelliğini belirten tasarım elemanıdır. Doku, iki gruba ayrılır. Birinci grupta dokunularak hissedilen yumuşak, sert veya düzgün, kaba yüzeyler yer alır. İkinci grupta ise, görsel olarak hissedilebilen görsel yüzeylerdir. Görsel yüzeylere, mobilya üzerindeki kumaş dokuması örnek verilebilir.

b. Ofis Mobilyalarının Tasarımında Antropometri

Ergonominin amacı, mümkün olduğunca çalışma ortamını çalışanlara uygun hale getirmek olduğuna göre, ofis mobilyalarının tasarımında antropometriden diğer bir ifadeyle çalışanların antropometrik özelliklerinden yararlanılması gerekir. Antropometri, insanın genetik ve çevresel etmenler çerçevesinde ortaya çıkan fiziksel ve biyolojik sınırlarını belirleyen en önemli kriterdir.

Biyolojik bir varlık olarak insanın antropometrik özellikleri, yapılan her türlü aracın, gerecin ve donanımın onun antropometrik ölçü değerlerine uygun olmasını gerektirmektedir. Antropometri, sadece vücudun bir bütün olarak veya organsal olarak büyüklükleri ile ilgilenmez aynı zamanda bireylerin yaş, tür ve meslek gruplarına göre standart ölçülerden ne kadar uzaklaştıklarını da inceler .

Antropometrik açıdan bir işyerini şekillendirmedeki amaç, işyeri ölçülerinin çalışanın vücut ölçülerine uyumunu sağlamaktır. Çalışanın dururken ve hareket halindeyken oluşan her pozisyonu tespit edilir ve buna göre bir tasarım gerçekleştirilir.

Ofis ortamında insan ölçülerinin kullanımı iki farklı açıdan kolaylık sağlar. Birincisi; ofis faaliyetleri içinde yer alan bazı işleri en iyi şekilde yerine getirebilmek için belirli fiziksel özellikleri taşımak gerekir. İkincisi, vücut ölçüleri çalışma alanının tasarımında kullanılarak, kullanıcının kendisine sağlanan alana uyması ve belirli hareketleri rahatça yapması sağlanır. Ofislerde antropometrik ölçülerin kullanıldığı temel tasarım unsurları şunlardır:

– Çalışma yeri yüksekliği,

– Vücut duruşu,

– Görme açışı,

– Çalışma alanı genişliği.

Antropometrik ölçülerin ulus, bölge, cinsiyet, yaş, vücut yapısı, beslenme ve fiziksel faaliyete göre değişmektedir Dilik ve Tanrıtanır mobilya tasarımında antropometri üzerine yapmış oldukları araştırmada Türk insanın antropometrik özelliklerini belirlemeye çalışmışlardır Türk insanının antropometrik özellikleri incelendiğinde; cinsiyet farklılığına göre ölçülerin değiştiği görülür.

Bu yüzden, ofis mobilyaları tasarımcılarının ortalama insanı tasarıma esas almak yerine yukarıda verilen  antropometrik ölçüleri dikkate alması gerekmektedir. Buna göre tablo incelendiğinde, %5 ile %95 arasındaki insanların (ki bu %90 düzeyinde bir orandır) ölçüleri dikkate alınmalıdır. Burada diğer gruptaki insanlar göz ardı edilecek böylelikle uç değerlere yönelik tasarım zorluğu ve yüksek maliyetin önüne geçilmiş olacaktır. Ergonomik amaçlı tasarımda statik ve dinamik antropometrik ölçüler olmak üzere iki farklı yaklaşım söz konusudur. Statik antropometri, insanların durağan duruş ve oturuşlarında ölçülen boyutları ele alan bir ölçümdür.

Bu temel amaca göre insanların 140 fiziksel boyut ölçüleri ele alınabilir olmakla birlikte, ergonomik tasarımda 30 temel ölçünün ele alındığı saptanmıştır. Bu ölçüler ayakta durma ve düz bir zeminde oturma durumlarına bağlı olarak özel aletlerin kullanımıyla alınmakta ve farklı ergonomik tasarımlarda kullanılmaktadır. Çok hassas eklemden ekleme yapılan ölçülerde röntgen ışınlarından yararlanılmaktadır.

Uç Değerlere Göre Tasarım: Ofis mobilyaları tasarımının amaçlarından birisi de kullanıcı kitlesinin yaklaşık tamamına yakınına uyum sağlayabilecek tasarım standartlarının geliştirilmesidir. Bu konuda yapılan araştırmalara göre ilk %5 ile son %5’lik dilim dışında kalan %90’lık kısım kullanıcı hedef kitlesi olarak alınmıştır. %90’lık kısım dışında kalanlar standart dışı kabul edilir ve bu grubun ihtiyaçları özel yapım yoluyla giderilir.

Ayarlanabilir Aralıklara Göre Tasarım: Bir ofis mobilyasının bazı özellikleri farklı boyuttaki kullanıcılarına göre ayarlanabilir. Bu tür bir tasarımda yani ayarlanabilir özelliklere sahip bir mobilyada hedef kitle %90’lık gruba giren insanların antropometrik özellikleridir. Bu kısım dışında kalan ilk %5’lik ile son %5’lik kısım standart dışı olarak kabul edilir.

Ortalama Değerlere Göre Tasarım: Ortalama değer, bir mobilyanın potansiyel kullanıcılarının antropometrik özelliklerinin ortalamasını ifade etmektedir. Dikkate alınacak ölçü sayısı arttıkça ortalama değere sahip bir kişiyi bulmak zorlaşacaktır. Bu nedenle, ortalama değeri esas alan tasarımcılar, beklenilenin aksine, hedef kitlesi olan insanların büyük bir kısmını kapsamayacaktır.

3. OFİS MOBİLYALARININ TASARIMINDA ERGONOMİNİN ÖNEMİNE İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

3.1. Araştırmanın Amacı, Önemi, Kapsam ve Sınırlılıkları

Bu çalışmanın amacı, ofis araç-gereçleri içerisinde yer alan ofis mobilyalarının tasarımında ergonominin önemini vurgulamak, ofis mobilyası tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin ofis mobilyaları tasarlarken ergonomik ilkeleri ve antropometrik özellikleri dikkate alıp almadıklarını belirlemektir. Bunun yanında ikincil bir amaç, ergonomik ürün tasarımı yapan firma yöneticilerinin tasarımın ofis çalışanlarının verimliliğine, motivasyonuna ve performansına ne derecede etkili olduğuna dair görüşlerini belirlemektir.

Bu çalışmanın bir diğer amacı da, ofis mobilyaları tasarım ve üretimi yapan ve Ankara’da faaliyet gösteren ofis mobilyaları tasarımcısı firmaların ergonomik ilkeler ve antropometrik özellikler de dikkate alarak yeni stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmaktır.

Bununla birlikte, ofis yönetimi eğitimi ve ofis mobilyaları tasarımı konusunda yapılmış çalışmalara farklı bir yorum getirmektir.

Bu bağlamda, Ankara Sanayi Odasına kayıtlı Ağaç İşleri Sanayi iş kolunda yer alan 149 firma yöneticisi veya tasarımcısı çalışmamızın evrenini oluşturmaktadır. Bu firmalardan basit tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 30 firma yöneticisi veya tasarımcısına yüz yüze anket uygulanmıştır. Örneklem oranı %20’dir.

3.2. Araştırmanın Yöntemi

Ankara ilinde ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan firmaların, ofis mobilyaları tasarımında ergonomik ilkelere ve antropometrik özelliklere göre tasarım yapıp yapmadıklarını saptamak için anket yöntemine dayalı bir araştırma yapılmış ve birincil veriler kullanılmıştır. Dolayısıyla, ofis mobilyası tasarımcısı ve üreticisi firma yetkilisinden veya tasarımcıdan veriler yüz yüze görüşme ve yapılan anket sonucunda elde edilmiştir.

3.3. Araştırmanın Hipotezleri

Bu araştırmanın temel hipotezleri aşağıda verilmiştir:

H01: Ofis mobilyası tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin uyguladıkları standartlar ile hedef kitlenin antropometrik özellikleri arasında bir ilişki yoktur.

H02: Ofis mobilyaları tasarımı ve üretiminde uygulanan tasarım ilkesi ile tasarım ilkesini dikkate alma arasında bir ilişki yoktur.

H03: Ofis mobilyası tasarımı ve üretimi yapan işletmelerde tasarım yapan firma yöneticileri veya tasarımcının eğitim durumu ile tasarımın verimliliğe etki derecesi arasında bir ilişki yoktur.

3.4. Araştırmanın Bulguları

Araştırmaya katılan, ofis mobilyası tasarımı ve üretimi yapan firma yöneticileri veya tasarımcıların eğitim durumuna göre incelendiğinde; ankete katılanların büyük bir kısmının lisans mezunu olduğu (%60) ve bunu lise mezunlarının (%33) takip ettiği görülmektedir.  ilköğretim ve yüksek lisans mezunu sayısının oldukça düşük ve aynı oranda (%3,5) olmalarıdır. Buna göre; ofis mobilyaları tasarımı yapan işletmelerdeki tasarımdan sorumlu kişilerin seçiminde eğitim düzeyini dikkate aldıklarını söyleyebiliriz.

Ofis mobilyaları tasarım ve üretimi yapan işletmelerin ürün tasarlarken cinsiyet ayrımı yapıp yapmadıklarına ilişkin dağılım incelendiğinde; firmaların yaklaşık üçte ikisi cinsiyet ayrımı yapmadığı görülür.

Buna göre; ofis mobilyaları tasarımı yapan işletmeleri ürünlerini tasarlarken kadın veya erkek gibi cinsiyet farklılıklarını dikkate almamakta ve daha çok tek tip ofis mobilyası tasarımı gerçekleştirmektedirler. Ofis mobilyaları tasarım ve üretimi yapan işletmelerin mobilya tasarımında tasarım ilkesini dikkate alma ile uygulanan tasarım ilkesine ilişkin dağılım incelendiğinde; firmaların yarısının (%50) ürünlerini tasarlarken tasarım ilkesini dikkate aldığı, diğer yarısının da dikkate almadığı görülür. Buna göre; ofis mobilyaları tasarı ve üretimi yapan işletmelerin mobilya tasarımında tasarım ilkesinin dikkate alıp almama ile uygulanan tasarım ilkesi arasında ilişki incelendiğinde anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Bu durumda; H02 hipotezi kabul edilmiştir.

Ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin oturarak çalışma alanının ölçülerini belirleme durumuna göre dağılımı incelendiğinde; daha çok üzerinde çalışılacak işin türünün (%52) dikkate aldıkları görülmektedir. Buna göre; ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin oturarak çalışma alanının ölçülerini belirleme durumuna göre dağılımı incelendiğinde anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ergonomik ürün tasarımının çalışanın verimliliğine, motivasyonuna ve performansına etki derecesinin eğitim durumuna göre dağılımı incelendiğinde; ergonomik ürün tasarımının çalışanın verimliliğine, motivasyonuna ve performansına eğitim durumunun etkisinin fazla/çok fazla olduğunu belirten deneklerin %33’ünün ilköğretim ve lise, kalan %67’lik bir oranında lisans ve yüksek lisans eğitiminde olduğu görülür.

Buna göre; ergonomik ürün tasarımının çalışanın verimliliğine, motivasyonuna ve performansına etki derecesi ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, H03 hipotezi kabul edilmiştir.

4. SONUÇ VE ÖNERİLER

Bir ofis araç-gerecinin kullanımı ve sorunsuz olarak işleyişi insan-makine etkileşiminin mükemmelliğine bağlıdır. Ergonominin temel amacı, bireyin fiziki gücünden, gönül gücünden ve düşünce gücünden yararlanarak iş verimliliğini sağlamaktır. Bunun için, ofis araç-gereçlerinin tasarımında insan faktörü dikkate alınmak zorundadır.

Ergonomik önlemler, çalışanların fiziksel bütünlüğünü korumanın yanında, onların psikolojik ve fizyolojik özelliklerini en uygun biçimde kullanacakları en iyi çalışma ortamını ve araçları sağlamayı ve böylece çalışanın iş güvencisini gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Ofis mobilyalarının tasarımında ve üretiminde standartların oluşturulması, bunun için gerekli antropometrik ölçülerin belirlenmesi,  hem üretim ve pazarlama işletmeleri açısından hem de ofislerde çalışan kişiler vücut ölçülerine göre tasarlanmış ve üretilmiş ofis mobilyalarını kullanarak verimliliklerini artırması açısından yararlı olacaktır. Ayrıca, ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan işletmelerin seri üretim yapmalarından dolayı meydana gelebilecek olası hataları en aza indirerek üretimdeki malzeme kayıplarını da önleyecektir.

Çalışma sonucunda ofis mobilyalarının tasarımı ve üretiminde ergonomi veya ergonomik yaklaşımın önemine ilişkin elde edilen temel bulgular ve öneriler aşağıda verilmiştir.

— Çalışmada mobilya üretimi ve tasarımı yapan işletmelerin büyük bir kısmının uluslar arası alanda faaliyet göstermekte olduğu görülmüştür. Bu işletmelerin, ofis mobilyalarını ihraç ettikleri veya ihraç etmeyi planladıkları ülkedeki pazar paylarını artırmak için o ülkedeki insanların antropometrik ölçülerini bilmeleri gerekir.

— Ofis mobilyası üreten ve tasarlayan işletme yöneticilerinin eğitim düzeyleri arttıkça ergonomik faktörleri dikkate alma düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Buna göre; ofis mobilyaları üretimi ve tasarımı yapan işletmelerdeki tasarımcıların mobilya ve mühendislik eğitiminde ergonomi ve  antropometri konusunda eğitim almaları önem taşımaktadır. Ayrıca, üreticiler için rehber olacak ulusal antropometrik standartların belirlenmesinde de fayda vardır.

— Ergonomik olarak tasarlanmış ofis araç gereçleri çalışanların bel, sırt, el bileği, disk zedelenmesi gibi meslek hastalıklarına yakalanmasını önleyecek ve böylece gereksiz işgücü kayıpları da azalacaktır.

— Ofis mobilyası tasarımı ve üretimi yapan kişi veya kuruluşlar, tasarımda antropometrik ölçüler yanında denge, oran, uyum (büyüklük ve renk), kalite ve sadelik ilkesi gibi ürünlerine ilişkin bütün unsurları dikkate alarak tasarım veya üretim yapmalıdırlar. Ofis mobilyası tasarımında ergonomik ilkelere uyulması yalnızca işyerinin ihtiyaçlarını  karşılamayacak aynı zamanda, işgörenin de kişisel ve sosyal ihtiyaçlarının tatminine yardımcı olacaktır.

Sonuç olarak, ofis mobilyaları tasarımı ve üretimi yapan işletmeler üretimde maliyet, kalite ve ekonomik ölçütler yanında insan ölçütünü de göz önünde bulundurmak zorundadırlar.

kaynak: Ankara Üniversitesi Dikimevi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2008

Ofis Mobilyalarının Tasarımında Ergonominin Önemi

Ofisler, örgütsel ve yönetsel faaliyetlerin yerine getirildiği yerlerdir. Buna göre ofis, ofis faaliyetleri için gerekli insan ve ekipmanla donatılmış çalışma yeridir. Ofislerde çalışan insanların yaptıkları işler zihinsel olduğu kadar davranışsaldır. Günümüzde ofislerde  çalışan bireylerin sayısının hızla artmasından dolayı; çalışma koşullarının yanında ergonominin ve ergonomik yaklaşımın bireylerin verimliliği üzerinde oldukça etkili olduğu görülmektedir.

Ofislerde çalışma koşullarına etki eden ergonomik faktörler; insan, makine, çevre ve mekân şeklinde sınıflandırılabilir. İnsan faktörü; yaş ve yorgunluk, kişilik ve sosyal çevre, eğitim ve deneyim, beslenme ve kişisel sağlık gibi alt unsurları içermektedir. Makine faktörü; makine ve insan mekaniği, kontrol ve göstergeler olmak üzere iki alt unsuru kapsamaktadır. Çevre faktörleri; aydınlatma,gürültü ve titreşim, havalandırma ve ısı düzeyi şeklinde sıralanmaktadır. Mekân faktörleri ise;çalışma mekânı ile fazla çalışma ve gece çalışmaları gibi ergonomik faktörlerdir.Çalışma koşullarını etkileyen ergonomik faktörler; çalışanların konforunu, tatminini ve işlerini yerine getirme davranışını etkilemektedir.

Bu konuda yapılan çalışmaların incelendiğinde Wheeler (1969) ile Tichauer (1973)’in çalışmalarında sıcaklık ve havalandırma gibi sıhhî faktörler üzerinde dururken, Harris’in (1980) , ofis çalışanlarının performanslarını etkileyen mobilya döşemesini ele aldığı görülmüştür.

Koç ve diğerlerinin, mobilya sanayinde iş kazaları ve meslek hastalıklarının seyri ve önlenmesine ilişkin çalışmada; mobilya işletmelerinde çalışma ortamlarının çok tozlu olmasına rağmen, işletmelerin %59’unda havalandırma sisteminin bulunmadığı belirtilmektedir. Ofis çalışanları üzerinde yapılan başka bir araştırma, araştırmalarda vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen ağrıların nedenlerini belirlemeye yöneliktir. Davis ve Szigeti çalışmalarında bürolarda çalışanlar için büro alanlarını uygun hale getirmeyi sağlayacak önerilerde bulunmuşlardır. Dilik ve Tanrıtanır ’da çalışmalarında mobilya tasarımı ve antropometri konularını inceleyerek bürolarda kullanılan mobilyalar ile vücut ölçüleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymuşlardır. Ergonomi bilimi, çalışanlar ile işyerinin etkileşimini incelemektedir.

Çalışma koşulları ve ortamın bürolarda çalışan bireyin fizyolojik, psikolojik ve anatomik özelliklerine ve kapasitesine uygun olması, birey ile iş arasında bir uyum sağlar. Böylelikle ofis çalışanı en az düzeyde dışsal etki ile en yüksek verime ulaşır.

Ofislerde ergonomik bir yaklaşım, ofis çalışanlarının zihinsel ve davranışsal becerilerini geliştirdiği gibi iyi bir çalışma ortamını da sağlar. Çalışanların farklı ölçü ve tercihleri, verimlilik ve konfor için büro araç ve gereçlerinin farklı yerleşimini gerektirir. Bu yüzden, bürolarda ergonomik tedbirlere öncelikle büro araç-gereçlerinin tasarımı ile başlanmalıdır.

Böylelikle, ofis çalışanlarının ihtiyaçlarına göre tasarlanan ofis, çalışanların daha verimli olmasını ve doğal olarak daha az yorulmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda çalışmada, öncelikle ergonomi ve tasarım kavramları ele alınmış, ardından ofis mobilyaları ve tasarımı üzerinde durulmuş, daha sonra yapılan araştırma sonuçlarına göre ofis mobilyalarının tasarımında ergonominin önemi vurgulanmış ve bu konuda önerilerde bulunulmuştur.

  1. ERGONOMİ VE TASARIM

Ergonomi ve tasarım kavramları iki ayrı anlamı içeren kavramlar olmalarına karşın, bir bütünün iki parçası gibi birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ergonomiyi; ürün, çalışma yeri ve sistemlerin tasarımında insan odaklılığı esas alan bir kavram olarak görmek ve insan için tasarım olarak adlandırmak mümkündür. Tanıma göre, tasarım ve ergonomi kavramlarının esas odak noktasını insan oluşturmaktadır.

1.1. Ergonomi

Ergonomi; verimli, emniyetli, rahat ve efektif bir kullanım sağlamak amacıyla, alet, makine, sistem, görev, iş ve çevrenin en iyi şekilde tasarımı için, insan davranışı, kabiliyetleri, sınırları ve diğer karakteristikleri ile ilgili bilgileri keşfeder ve uygular. Fonksiyonel etkinlik (verimlilik, iş performansı vs.), kullanım rahatlığı, sağlık, güvenlik ve huzur kriterleri ise amaca ne denli ulaşıldığını ortaya koyar. Ergonomi Araştırma Derneği ergonomiyi; “çalışanlarla işleri, araç-gereçleri ve çevre arasındaki ilişkileri, özellikle anatomik, fizyolojik ve psikolojik açıdan ele alan ve bu ilişkilerde ortaya çıkan problemlerle ilgili çalışmalar” olarak tanımlamaktadır. Ergonominin amacı, mesleki çevre ile çalışanlar arasındaki düzenleyici karşılıklı ilişkilerin incelenmesidir.

Mesleki çevreden kasıt, mesleğin icra edildiği yerdir. Çevrede yer alan koşulların düzenlenmesi için çalışan kişinin gösterdiği çaba ve elde ettiği başarı yönünde araştırma ve incelemeler yapmak söz konusudur. Bu bağlamda ergonomik yaklaşımdaki esas hedef veya amaç; insanın işi kolayca yapabilmesini sağlayacak bir ortam oluşturmaktır.

Ergonomi, insanı çalışması esnasında bilimsel olarak inceleyen bir bilimdir. Bir yandan insanın doğal yeteneklerinin sınırları genişletilmeye çalışılırken, diğer yandan insan makine sistemlerinin performansı artırılmaya çalışılır. İş yerinin düzenlenmesinde insan ölçüleri göz önüne alındığında insan yeni baştan tasarlanamayacağından onun ölçülerinin dağılımının bilinmesi araç-gereçlerin tasarımında ön koşuldur.

Ofislerde ergonomik koşulların çalışanlara ve yapılan işe uygunluğu; emek, zaman ve para kaybını en aza indirirken, üretim ve hizmet kalitesini artırmakta, çalışanların iş tatminini olumlu yönde etkilemektedir. Ergonomiyi insan-makine-çevre ilişkisi açısından değerlendirmek ve buna göre tanımlamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Buna göre ergonomi; “insanların anatomik özelliklerini, antropometrik karakteristiklerini, fizyolojik kapasite ve toleranslarını göz önünde tutarak, endüstriyel iş ortamındaki tüm faktörlerin etkisi ile oluşabilecek, organik ve psiko-sosyal stres karşısında, sistem verimliliği ve insan-makine-çevre uyumunun temel yasalarını ortaya koymaya çalışan, çok disiplinli bir araştırma ve geliştirme alanıdır”.

İnsanlar ofis ortamında iş görürken; çeşitli ofis araç ve gerecini, belli bir iş için programlanmış sistemleri (robotlar ve bilgisayar gibi) kullanırlar. İnsan varlığının iş ortamında bedensel ve ruhsal gereksinimlerini dikkate almak, davranışlarını tanımlamak, insanların kullanımı için en uygun araç-gereci geliştirmek ve üstün verim elde etmek için ofis araç-gereçlerinin tasarımda ergonomik bir yaklaşım gerekmektedir.

1.2. Tasarım

Tasarım, çok çeşitli alanlarda kullanıldığından geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu nedenle tasarımın genel bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Buna karşın tasarım ile ilgili genel bir tanım vermek gerekirse; “tasarım; yeni bir sistemin veya nesnenin icat edilmesi veya geliştirilmesi” şeklinde ifade edilebilir.

Tasarım, ofis araç-gereçlerinin tasarımı açısından ele alındığında; “bir ürünü (mal veya hizmeti) veya sistemi geliştirmek amacıyla yapılan ardışık karar verme süreci” olarak tanımlanabilir. Bu süreçte bütün kararlar, gözlem, tahmin ve değerlendirme kriterlerine göre ele alınır ve süreç boyunca, mümkün olan en iyi kararların ele alınması hedeflenir. Kararlar alınırken daha önceden belirlenen performans gereksinimleri ve kısıtlar dikkate alınmalı uygulanabilirlik üzerinde durulmalıdır.

Ofis çalışanlarının ihtiyaçlarının, performans gereksinimlerinin ve sınır şartlarının belirlenmesi konuları, tasarım işleminin ilk aşamalarında netliğe kavuşturulması gereken hususlardır. Bir tasarım işleminin istenilen sonuçları vermesi, tasarım işleminin sağlam bir teorik alt yapıya, stratejik metot ve tekniklere dayanması ile mümkündür. Bununla ilgili iki farklı stratejiyi (DFX -Design for X ve DFH-Design for Human) ele almak ve bunlardan tasarımda hangi strateji üzerinde odaklanılması gerektiğini belirtmek gerekmektedir. DFX stratejisinde X, tasarım sürecinde odaklanan tasarım parametresini (maliyet, imalat, montaj, kalite) ifade etmektedir Bu stratejilerin uygulama alanı örgütlerin öncelik sırasına göre değişiklik arz etmektedir.

Bu durumda, DFH stratejisinin geliştirilmesi ve tasarım sürecinde bu stratejinin etkili bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu da ancak ergonomi’nin entegre edildiği iyi bir tasarım stratejisi ile mümkündür. Buna göre, büro mobilyalarının tasarımında kullanılabilecek en iyi yaklaşımın insan odaklı bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Büro mobilyalarının tasarımında insan odaklı bir yaklaşımın başarısı ise şu niteliklere bağlıdır:

— İş ve görevlerin açık bir şekilde izahı yapılmış olmalıdır.

— Tasarım işlemi, sistemin işleyişini belirleyici nitelikteki elemanlar üzerinde yoğunlaşmalıdır.

— Birbirleriyle ters orantılı olan amaç kriterleri optimize edilmemelidir.

— Amaç, açık bir şekilde ifade edilmeli ve bu konuda grup elemanları arasında ortak anlayış ve uyum olmalıdır.

— Tüm aşamalar arasında sürekli bir geri bildirim sağlanmalıdır.

— Değerlendirme, belirlenmiş amaç ve kriterlere göre makro ve mikro seviyede yapılmalıdır.

1.3. Tasarımda Ergonominin Yeri ve Önemi

İşletmelerde tasarım süreci, ergonomi’nin entegre edildiği bir çatı altında, rekabet gücünün artırılmasında bir araç olarak kullanılmaktan ziyade, teknolojik gereksinimlerin öncelikli olarak ele alındığı teknoloji yönelimli bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Ergonomi’den büro araç ve gereçlerinin tasarımında yanında ofislerin yerleşim tasarımında da yararlanılmaktadır.

Ülkemizde ofis tasarımında ergonomiden yeterince yararlanılmadığı görülmektedir. Nitekim Özok (22) tarafından 452 iş yeri üzerinde yapılan bir çalışma bu tespiti desteklemektedir. Söz konusu çalışmada işyerlerinin yaklaşık %54’ünün ergonomik açıdan istenilen boyutta olmadığı görülmüştür.

Aynı araştırmada ergonomi açısından iyi tasarlanmış çalışma yerlerinin oranı %8’dir. Buna göre, tasarım sürecinde ergonomik veri/bilgi ve metotlarının göz ardı edildiği ve tasarımın teknolojiye yönelik olarak yapıldığı söylenebilir.

Teknoloji yönelimli yaklaşımda temel amaç, sistemin işlevselliğinin ve kârın, maliyete oranını maksimize etmektir. Bunun için de esas üzerinde durulan nokta, sistemin teknik özelliği ve teknik işlevselliği olmaktadır. Bundan dolayı, potansiyel kullanıcıların karakteristikleri, gereksinimleri ve beklentileri, çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bunun uzun vadedeki maliyetini (pazar kaybı, rekabet gücünün azalması, ergonomik faktörlerin göz ardı edilmesinden kaynaklanan hataların düzeltilmesinin, çok masraflı ve zaman alıcı olması vs.) gören kuruluşlar, insan odaklı tasarım yaklaşımını benimsemeye başlamışlardır. Bu noktadan bakıldığında ergonominin, rekabetçi ortamda stratejik bir güç olan tasarımın etkinliğini artırdığı ve uzun vadede çeşitli avantajlar sağladığı söylenebilir.

kaynak: Ankara Üniversitesi Dikimevi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2008

Sektörel Makale: Türkiye’de Mobilya Tasarımı ve Sektörün Durumu ile İlgili Bir Çalışma

Yüzyıllardır değişime uğrayan, farklı kültürler için, farklı formlara giren mobilya, ait olduğu her dönemde sürekli değişim göstermektedir. Bu gibi değişimler, sosyal nitelikler, yabancı kaynaklı üretimler diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de mobilya sektörünün gelişimi üzerinde etkin rol oynamaktadır. Bu anlamda, mobilya sektöründe teknoloji, yabancı üretim, ekonomik krizler, taklit üretim gibi konular sağlıklı bir çizgiye oturtulamadığı için mobilya sektörünün gelişimine engel oluşturmaktadır. Firmaların tasarım ve tasarımcı kavramlarına önem vermesi, sektörün gelişimi için gereklilik olmaktadır. Bu bağlamda, tasarım kavramına verilen önemin yerine oturmaması ve tasarımcı eksikliği dikkate alınarak çalışmada Türkiye’de mobilya tasarım ve sektörünün bulunduğu durumun irdelenmesi amaçlanmaktadır.

Giriş
1980’lerin başından itibaren, serbest pazar ekonomisinin benimsenmesi beraberinde rekabet ortamını, ürünlerde çeşitliliği, kültürel ve ekonomik sorunları gündeme getirmiştir. Dışa açılma ile başlayan değişimler, her alanda olduğu gibi mobilya sektöründe de kendini hissettirmiştir. Konut talebinin artması, büyük ölçekli firmaların örgütlenmesi konut tiplerine göre mobilya üretiminin söz konusu olmasını sağlamıştır. Teknoloji, tüketim, küreselleşme ve kentleşme kavramları birbirini takip ederek büyümüş, 1980’li yıllarda dünyada yaşanan değişimler, Türkiye’yi de etkisi altına almıştır. Dışa açılım, mobilya sektöründe büyük değişimlere sebep olmuş, yeni ürünlerin sosyal yaşama girmesi, çeşitli ithal ürünlerin yanı sıra tüketicinin de bilinçlenmesini sağlamıştır. Günümüz Türkiye’sinde ve değişen dünya koşulları içinde yaşanan olaylar, mobilya sektörünün gelişimine büyük oranda yansımıştır. Bu doğrultuda çalışmada, Türk mobilya sektörünü değişim süreçleri ile ele almak, sektörün yaşadığı sorunları ortaya koymak doğrultusunda, tasarım-tasarımcı kavramının önemi ve Türk mobilya sektörünün bulunduğu durumun irdelenmesi amaçlanmıştır.

1. Türkiye’de Mobilya Tasarımı

Tasarım, insan duyuları ile algılanabilen, çeşitli unsur veya özelliklerin oluşturduğu bir bütündür. Tasarım, kendisini etkileyen faktörler dikkate alınarak yapıldığı taktirde ürünü daha cazip hale getirip tüketici davranışlarına yön vererek onun ihtiyacını karşılar, rekabeti geliştirir. Değişen yaşam biçimleri, ihtiyaçların çoğalmasına neden olur. Bu ihtiyaç zamanla bir takım yeniliklerin insan hayatına girmesini sağlar ve zamanla artan ihtiyaçlar, teknoloji kavramını bir gereklilik haline dönüştürür. Bu gereklilik, eğitim, kültür, ekonomi, sosyal yaşam gibi etkenlerle bir araya gelerek mobilya seçiminde de etkili olmasını sağlar.

Bu anlamda yüzyıllardır farklı kültürler için, farklı formlara giren mobilya, önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Türkiye’de ise küreselleşme süreciyle birlikte önem kazanan mobilya tasarımı, birçok mobilya firmasının sektöre girmesine sebep olmuştur. Dışa açılma, teknolojik yeniliklerin ülkeye girmesi daha esnek bir yaşamın söz konusu olması, dış ticaretin artması, mobilya firmaları arasına rekabeti sokmuştur. Zamanla makine endüstrisinde yaşanan gelişmeler, mobilya endüstrisine yansımış, ortaya çıkan olgular, modern kavramının doğmasını sağlamıştır. Bu doğrultuda mobilya, sosyo-kültürel etkilere bağlı olarak gelişim göstermiş, günümüzde mobilya kavramına modern olgusu da eklenmiştir. Modern mobilyanın oluşumunu etkileyen en önemli unsur olan endüstri, toplum yaşamında büyük bir değişiklik yaratmış, mobilya sanayisini derinden etkilemiştir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi, toplumsal yaşamdaki ekonomik, kültürel değerler doğal olarak mobilya tasarımı ve tüketimini önemli seviyede etkilemiştir.

Değişen gelenekler, rahat bir yaşamı dolayısıyla mekânların tasarım ağırlıklı yerleştirilmesini gerektirmiş, mobilyanın tüketici imkânları doğrultusunda, günün modasına uygun biçim kazanmasını sağlamıştır. Mobilya tasarımını etkileyen sosyal nitelikler, Türk mobilya tasarımında çok fazla kendini gösterememiştir. Bu doğrultuda tasarım, yeni bir kullanım biçiminde ortaya çıkan, yeni malzeme, teknoloji ile kendinden bahsettiren bir unsur haline dönüşmüştür. Dolayısıyla tasarım, kopyalama ve yeniden tasarlama fikirleri ile (taklit ve özgün) iki şekilde karşımıza çıkar. Türk mobilya sektöründe de tasarımın iki şekilde görülmesi, tasarımcılara duyulan gereksinimin yerine oturmamasından kaynaklanmaktadır. Tasarımda taklidin sıklıkla tercih edilmesi Türk mobilyasının özgün tasarım imajını uluslararası platformda rekabet edebilecek düzeye getirememektedir. Özgün tasarım, ürünün yeni olmasıdır. Yenilik, yeni ürün, mal ve hizmet üretiminde kullanılan yenilik ya da geliştirilmiş bir yöntem haline dönüştürmek, teknolojik yenilik ise yapma/yaratma süreci, mali ve ticari etkinliktir. Taklit, var olan bir ürün üzerinde değişiklikler yaparak sektöre sunmaktır. Bu anlamda Türk mobilya sektöründe, standartların oluşturulması, markaların yaratılması taklit üretimin önüne geçebilmek için önemli gereksinimler olmaktadır. Mobilya firmaları, tasarım kavramına mecbur kaldıklarında standart getirmekte, tasarımı taşıyabilmeleri, rekabetçi olabilmeleri tasarım adına büyük önem taşımaktadır. Rekabetin en önemli unsuru özgün tasarımlar yaratabilmektir. Özgün tasarım, ortaya çıkarılacak tasarım üzerinde yeni bir kültür yaratmak, oluşabilecek sorunlara çözümler bulabilmektir. Bu doğrultuda mobilya sektörünün özgün tasarım konusunda bilgilendirmek, rekabeti arttırıcı çözümler üretebilmek gerekmektedir.

2.Türkiye’de Mobilya Sektörü

1980’lerde yaşanan sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik değişimler sektörü etkileyen kavramların kabul görmesine, kent ve konut mekânında farklılaşmalara neden olmuştur. 1980’lerde yaşanan bu olaylar, 1990’lı yıllarda küreselleşme etkileriyle biçim kazanan mobilya sektörünün oluşumuna imkân vermiştir. Konut üretiminin ve konut tipolojilerinin artması mobilya sektöründeki yönelimin de konutlara göre olmasını sağlamıştır. Türk mobilya sektöründe, dışa açılma ile başlayan kendini yenileme ihtiyacı özgün ürün tasarımı gerekliliğini ortaya çıkararak, benimsenmesini zorunlu kılmıştır. Özellikle günümüzde özgün tasarım kavramı ile şekillenmeye başlayan mobilya tasarımları bir anlamda sektörü hareketlendirmeye başlamıştır.

Tasarım, hedef pazarın beklentileriyle uyumlaştıran, bu beklentileri geliştiren, bir yandan da ürünü pazardaki diğer ürünler arasında seçilebilen niteliklerle donatan bir etkinliktir. Bu nedenle ürünün pazarda, toplumda ve kültürel ortamlarda benimsenmesini, kabul görmesini sağlayan bir kimliklendirme aracı aynı zamanda önemli rekabet faktörüdür. Dolayısıyla özgün bir tasarım, tasarım kalitesini, ulusal ve uluslararası ölçekte rekabeti arttırır, sektöre ivme kazandırır. Tasarım kalitesini mobilyanın kimliği ve kalitesini arttırdığı gibi ülkelerin uluslararası platformda imajını ve yerini sağlamlaştırır.

Türkiye’de mobilya sektörü, geleneksel yöntemlerle çalışan atölye tipi, küçük ve orta ölçekli isletmelerden olmasına rağmen, son yıllarda küçük ölçekli isletmelerin yanı sıra orta ve büyük ölçekli isletme sayısında artış göstermiştir. Özellikle 2000 yılı sonrası dış pazara yönelik konut üretimi, hızlı üretim yapabilmek adına taklit olarak gelişmiş, özgün tasarım olgusu tercih edilmemiştir. 2005 yılı rakamlarıyla %8’lik büyüme ile en hızlı büyümeyi gerçekleştiren mobilya sektörü genellikle iç piyasaya dönüktür. Büyük işletmelerin sektöre girmesiyle hem iç pazara hem de dış pazara yönelen mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bir kısmında sipariş üretimi yapılırken büyük bir çoğunluğunda talep üretimleri (yatak odası, oturma odası vb. gibi) gerçekleştirilmektedir.

Sakarya ve Canlı, Türk Mobilya sektörünün Güçlü ve Zayıf Yönlerini(Swot Analizi) şu şekilde belirtmektedir:

Güçlü yönler: büyük ölçekli firmalar, işgücü potansiyeli, malzeme çeşitliliği, mobilya üretim potansiyeli.
Zayıf yönler: organizasyon eksikliği, devlet desteği yetersizliği, finans yetersizliği, kalifiye eleman yetersizliği, mesleki eğitim yetersizliği, tasarım eksikliği, yüksek hammadde maliyetleri, yenilik yaklaşımı azlığı, uluslararası standartlar.
Fırsatlar: Türkiye’nin stratejik konumu, globalleşme, yeni pazar arayışları, fason üretim arayışları, Avrupa’daki tüketim nüfus, bilgi teknolojisi, üretimdeki artış, tasarımın kullanımı, markalı ürünler, reklam, etkili iletişimin oluşumu/kullanımı.
Tehditler: 3. dünya ülkelerinde yapılan çok düşük maliyetlerle üretim, Çin, düşük standartlar, sosyal yapı, yavaş değişim ve yenilenme, AB’ye ihracatta yüksek/düşük maliyet, AB pazarındaki doyumluluk, tasarım eksikliği (kopyalama), büyük ölçekli firmalar.

Swot analizi doğrultusunda, kalite kontrol, standartlaşma, markalaşma, sermaye, hammadde, teknoloji, teknik bilgi, eğitimli personel, tasarım ve tasarımcı eksikliği mobilya sektörünün verimini etkileyen faktörler olduğu görülmektedir. Bu etkenlere verilecek destek ve bu etkenlerin iyileştirilmesi sektörün daha iyi yapılandırılmasına imkân sağlayacaktır.

3.Türkiye’de Mobilya Tasarımı ve Sektörün Durumu

Türk mobilya sektörünün, tasarım kültürü oluşturabilmesi için sektördeki yapısal problemleri çözmesi gerekmektedir. Türkiye’de büyük firmaların tasarım bölümlerinin yanı sıra bireysel tasarım yapan, kendi çabalarıyla bir yere gelen tasarımcılar da sektöre ürünlerini sunmaktadır. Dünya standartları ve gelişen dünya teknolojisi, taklit üretimi zorlaşmakta ve günümüz tüketici profili bilinçlenerek özgür ürünler istemeye başlamaktadır. Buna rağmen, Türk mobilya sektörünün taklit eden sektörler arasında yer alması, ilerlemek için büyük yatırım yapan firmalara engel oluşturmaktadır. Bu anlamda, aslında Türk mobilya sektörü, geçmişten günümüze büyük ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme ile sektörde yaşanan sıkıntıları yok sayamamış, uluslararası pazara sorunlarını aşıp açılamamıştır. Sermaye giriş-çıkışları ve mali piyasaların tam olarak özgürleşmesine rağmen imalat sanayisi, nüfus artışı, yüksek oranlı enflasyon sürerken, iç talep yetersizliği ile büyüme hızı yavaşlamış, iç piyasa önemli ölçüde ithal mallara yerini kaptırmıştır. Bir anlamda yabancı firmaların ürünlerinin ülkeye girmesi, rekabet ortamının doğmasına neden olmakla birlikte müşterinin kaliteli ürünlerle tanışmasına sebep olmuştur. İthalatın ve teknolojik gelişmelerin hızla ilerlemesi, sektörü önemli derecede geliştirmiş, ürün tasarımlarında yaşanan sorunlar, sağlıksız yapılanan ve ilerleyemeyen sektöre neden olmuştur.

Türkiye’nin tasarım konusunda önemli sorunu, rekabeti oluşturacak özgün tasarım koşullarını sağlayamamasıdır. Tasarımın varlığı rekabet yarışının artmasına bağlıdır. 1980’lerin sonlarından itibaren yaşanan piyasa sorunları, dışa açılma gibi gelişmeler, Türk tasarımını, sektörde rekabetçi olmaya zorlamıştır. Bu zorlama, özgün tasarım, marka olma ve standartlaşmanın önemini sektör tarafından algılanmasını sağlamıştır. Türk mobilya sektöründe tasarımın önemini anlayabilen imalatçı sayısı oldukça azdır. Birçok firma, yabancı firmaların kataloglarını kopya etmekte, ürün tasarımına yapılacak yatırım engellenmektedir. Bu nedenle, büyük firmalar arasında, ürün benzerliği nedeni ile davaların açıldığı izlenmektedir. Taklit ürünlerin, orijinallerine oranla, daha ucuza mal olması, tüketicinin dolayısıyla üreticinin bu ürünlere yönelmesini sağlamaktadır. Ürünün talep doğrultusunda artması, taklit üretiminin devam ettiğini bir anlamda kolay üretim adına özgün tasarımın tercih edilmediğini göstermektedir. Buna rağmen, sektörün bilinçlenmeye başladığı son yıllarda, kendine yer edinen sayılı firma, ürün tesciline önem vermektedir. Bu doğrultuda, markalaşma ve özgün tasarım, son dönemlerde mobilya sektörünü ilgilendiren önemli kavramlar haline dönüşmektedir.

Sonuç

Türkiye’de mobilya tasarımı ve sektörünü sağlıklı bir çizgiye oturtmak, uluslararası platformda yer edinebilmek, akım haline getirmek, yarını için amaç haline dönüştürmek gerekmektedir. Türk mobilya sektöründe tasarımcılara duyulan ihtiyaç yerine oturtulmadıkça, firmaların yabancı üretim ve tasarımcıları desteklemeleri son bulmadıkça taklit üretim Türk mobilya sektörünün gerçeği olmaya devam edecektir. Bu anlamda, standartlara uygunluk, işgücü, tüketici talepleri, teknolojik yenilikler dikkate alınarak rekabet edebilme seviyesine gelinebilmelidir. Kendi kültürünü okuyup yorumlayabilmek, geleceğe geçmişten gelen kültürü yansıtabilmek adına özgün tasarımlar geliştirilmeli, yerli üretim, üretici ve tasarımcılar tercih edilmelidir. Günümüzde sayılı tasarımcımız uluslararası platformda kendi çabalarıyla Türk tasarımı adına ürünler verebilmektedir. Yeni fikirlerin ortaya çıkarılması adına bireysel tasarım yapan tasarımcılara gerekli destek sağlanmalıdır.

Bu anlamda Türkiye’de mobilya sektörünün gelişimi için;

• Özgün tasarım; kendine özgü, kaliteli ve teknolojik tasarım fikirleri yaratılmalı,
• İmaj; güven, devamlılık, kaliteli, talep beklentilerini karşılamak, standartlaşma, marka yaratma, özgün tasarım konularında imaj yaratılmalı,
• Eğitim; yeni okullar, devlet desteği, teknolojik imkânların arttırılması, yeni teknoloji, eğitimli eleman, eğitilmiş iş gücü arttırılmalı, uluslararası platformda sektörün tanıtımı yapılmalı, yarışmalar düzenlenmeli, tasarım kültürüne önem verilerek tasarıma teşvik sağlanmalıdır.
Bu doğrultuda, Tasarımı evrensel boyuta getirerek, paylaşarak, özgün tasarım fikirleri yaratılmalıdır. Tasarım, rekabeti arttır, markalaşma olgusunu sağlamlaştırır. Tasarım olgusunun yeni oluşmaya başladığı Türkiye’de kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden firmaların faaliyet alanları geliştirilmeli, özgün üretime yönelmeleri sağlanmalıdır.

kaynak: Serpil ÖZKER Yrd.Doç., Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Bölümü/ www.mobilyadergisi.com

Amerikan Endüstriyel Sertağaç Ürünleri Pazar Özellikleri

I – ÖZGÜN ÜRÜNLERE SAHİP KÖKLÜ BİR ENDÜSTRİ, FARKLI BİR PAZAR

Amerika Birleşik Devletlerinin ormanları ağırlıklı olarak doğu bölgesi, kuzeyde Maine’den, güneyde Meksika körfezine kadar ve tüm Mississippi vadisi boyunca batıya doğru uzanan bölgede yer almakta olup, buraları 19. Yüzyıla kadar oldukça yoğun bir biçimde ormanlık alanlar olarak geçmekteydi. Doğu eyaletleri boyunca ilerleyen Appalaş sıradağları, farklı yüksekliklerde çok çeşitli orman alanları yetişmesini ve böylece pek çok farklı türün ortaya çıkmasını sağlamıştır. ABD’de dünyanın hiçbir bölgesinde bulunmayan derecede çeşitli ılıman iklim Sertağaç türleri bulunmaktadır.

Günümüzde yurtiçi ve gittikçe büyüyen ihracat talebini karşılamak için A.B.D.’de devasa bir işleme kapasitesi oluşturulmuştur. Bugün A.B.D. dünyadaki en büyük kesilmiş Sertağaç üreticisidir.

Bıçkıhaneler, kurutma fırınları, kalıp ve boyutlandırma tesisleri, kaplama doğrama ve kontrplak fabrikaları, döşeme tesisler ve Sertağaç malzemesinin dağıtımı için toplama alanları bütün doğu eyaletlerini kaplamaktadır. Ayrıca Pasifik kıyısında Kuzeydoğuda, en önemlisi batı kızılağacı olan birkaç yerel türe dayalı, küçük ama önemli bir işleme kapasitesi bulunmaktadır. Amerikan sertağaçlarından elde edilen ve dünya pazarlarına sunulan ürünler arasında kereste, kaplama, zemin kaplama, kontrplak, kalıplama, yer döşemesi, gibi ürünler bulunmaktadır.

Amerikan Sertağaç kerestesi, normalde kare köşeli ve uçları kesilmiş, hava ile veya fırında kurutulmuş, nominal kalınlıkta üretilen bağımsız türlerin kaba kesilmiş kereste levhaları anlamına gelmektedir. Geniş bir kereste kalitesi yelpazesinin verimli bir biçimde oluşturulabilmesi için en ileri teknoloji ve teknikler kullanılmaktadır.

Kaplama endüstrisi ise, bugün mobilya, kaplama, kapılar ve panel ürünleri için yüksek kaliteli, doğranmış veya yuvarlar kesilmiş kaplamalar üretebilmesini sağlayan uzun bir teknik gelişme geleneğine sahiptir.

Kontrplak, merkezindeki malzeme ne olursa olsun ahşap kaplamalı yüzeyleri olan kompozit bir levhadır. İnşaat ve mobilyada kullanılan sağlam ve ucuz bir alternatifken, Amerikan masif Sertağaç yer döşemeleri de kendi başına önemli bir endüstrisi olup ürün ve tür bulunabilirliği değişmektedir. Sektörde bir de boyutlu ve bileşen ürünler bulunmaktadır. Boyut, belirli ölçülere göre yeniden imal edilmiş ve normalde iki ya da daha fazla yüzeyi düzeltilmiş kereste olarak tanımlanır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki boyut ve bileşen endüstrisi başta mobilya, mutfak ve doğrama imalatçılarının ihtiyaçlarına yanıt vermek ve kendi mobilyalarını kendileri yapan tüketicilere hizmet vermek için vardır.

II- AMERİKAN SERTAĞAÇ KERESTE ENDÜSTRİSİ

Kesilmiş kereste, son derece dağınık ve A.B.D.’nin doğusunu kaplayan binlerce bıçkıhaneyi kapsayan Amerikan Sertağaç endüstrisinin temel ürünüdür. Ayrıca küçük bir yüzde de Kuzeybatı’da Pasifik kıyısında üretilmektedir. Bu işleme üniteleri çok küçük ‘dairesel kesim’ orman işletmelerinden, en ileri teknolojiden yararlanan daha büyük entegre ağaç işleme fabrikalarına kadar uzanmaktadır. Endüstrinin çoğunluğuna, küçük ve orta ölçekli şirketlerden oluşan özel sektör sahiptir. A.B.D. yılda 30-32 milyon m3’lük bir üretim ile dünyanın en büyük kesilmiş Sertağaç üreticisidir. Amerikan yurtiçi piyasası bu ürünlerin %90’ını tüketirken kalan %10 da dünya çapında 50’den fazla ülkeye ihraç edilmektedir. Endüstri her zaman ihracata yönelik düşünmüştür ve son yıllarda bütün bölgelerde ihracatçıların sayısı önemli oranda artmıştır. Bu durum daha geniş bir ticari türler yelpazesinin ihracata açılabilmesini sağlamıştır.

2.1 Üretim 
Sertağaç kütüklerinin ilk dönüştürme işlemine olan yaklaşım hem bıçkıhane, hem de tür bakımından belli oranda farklılıklar göstermektedir. Endüstri, hacmin en uygun hale getirilmesi için kütüğün çevresinden levha kesilmesiyle azami kereste verimi elde edecek şekilde tasarlanmış ilkelerle çalışmaktadır. İhracat talebi arttıkça daha yüksek sınıf kereste veriminin daha da iyileştirilmesi ve damarlı ve çeyrek kesim gibi özel kesimlerin tedarik edilebilmesi için üretim teknikleri kullanılmaktadır.

Amerikan sert ağaçları metrik olmayan birimlerde üretilmektedir; yani uzunluklar fit ile, enler inç ile ve kalınlıklar da çeyrek inç ile ifade edilmektedir. Dolayısıyla 1 inç (1”) ‘dört çeyrek’ şeklinde ifade edilmekte, 4/4 olarak yazılmaktadır. Endüstri Sertağaç kerestesi kurutma konusunda engin tecrübeye sahiptir. Hatta ılıman iklim sert ağacının kurutulmasıyla ilgili olarak son 30 yıl içinde gerçekleştirilen araştırmanın çoğu Amerika Birleşik Devletleri’nden çıkmıştır. Kurutma süresi kalınlık ve türe bağlı olarak çok büyük oranda farklılık göstermektedir. Örneğin lale ağacı yaş halinden 7-10 gün içinde kurutulabilirken ak meşenin fırınlanması, yoğun bir kurutma döneminden sonra 8 ay sürebilmektedir.

Ekonomik nedenlerden dolayı çoğu durumda yurtiçi ve ihracat kerestesi birlikte fırınlanmaktadır. Dolayısıyla ihracat amaçlı kereste genellikle %6-8 arasındaki yurtiçi standart nem içeriğine (MC) ulaşacak şekilde kurutulmaktadır. Bazı türlerde daha kalın malzemede bu oran %10-12 MC arasında olabilmektedir. Meşe gibi ısıya dayanıklı kurutulan türler, bozulmanın asgariye indirilmesi için fırınlama öncesinde havayla kurutma veya ön-kurutucularda kontrollü kurutma gerektirmektedir. Akçakavak, Kanada kavağı ve çitlembik gibi başka türler de mavi lekeye karşı hassastırlar ve bu yüzden taze kesilmiş malzemenin derhal fırınlanması gerekmektedir. İstif lekeleri veya gölgelenmeler de bazı türlerde, özellikle de akçaağaçta sorun olabilmektedir. Amerikan endüstrisi ortaya çıktıklarının bilindiği durumlarda bu türden sorunları asgariye indirmek konusunda büyük çaba göstermektedir ve bunun için kondisyonlama programları ve profilli istifler gibi teknikler kullanmaktadır.

Amerika’da her bir levhanın nihai sınıfı genellikle kurutma sonrasında ve ‘An Illustrated Guide to Hardwood Lumber Grades’ (‘Sertağaç Kerestesi Sınıfları İçin Resimli Kılavuz)’ adlı yayında özetlenen kurallarına göre sınıflandırılır. Bu kurallar Amerikan yurtiçi mobilya ticaretine hizmet amacıyla 100 yılı aşkın bir süre önce kereste endüstrisi tarafından konmuş ulusal ve uluslararası alanda kabul görmektedirler. Bu kurallar ihracata temel oluşturmaktadırlar ve dünyanın herhangi bir yerindeki, ılıman iklim sert ağaçlarına ilişkin sınıflandırma standartları arasındaki en tutarlı standart kabul edilmektedirler. Bu, birçok ulusal ve bölgesel yaklaşımın, büyük oranda alıcı tarafından incelemeyi gerektirdiği Avrupa’daki durumun tam tersidir.

2.2 İhracat Özellikleri
İhraç edilecek keresteler kalınlıklarına göre paketlenmekte ve genellikle uzunluklarına göre ayrılmaktadırlar; bununla birlikte gerçekte bir pakette sıklıkla birden fazla boy bulunabilmektedir. Örneğin 10 fitlik (3.05m) boyların olduğu bir ambalaj belli bir yüzdede 9 inçlik (2.74m) boylar içerebilir. Sunum önemli bir pazarlama faktörüdür ve birçok ihracat malzemesi her iki uçtan düzeltilmiştir, uçları çatlamaya karşı mumlanmış veya boyanmıştır ve ihracatçının marka veya logosuyla işaretlenmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Sertağaç pazarında daha ince boyutlar baskındır. Bu yüzden türlerin çoğunda 4/4 (25.4mm) üretimin önemli bir oranını temsil etmektedir. Daha kalın malzemenin gerektiği doğramacılık uygulamaları gibi durumlarda, başka ülkelerdeki uygulamanın tersine daha ince kısımların lamine edilmesi yaygın bir uygulamadır. Bu sıklıkla daha stabil ve masrafsız bir ürün elde edilmesini sağlamaktır ve bazı türlerde daha kalın malzemenin bulunmasının neden daha zor olduğunu göstermektedir. A.B.D.’nin ihracata yönelik olarak önemli hacimlerde daha üst sınıf malzeme sunabilmesinin nedenlerinden biri de daha düşük sınıfları kullanabilecek sürekli bir yurtiçi talebin bulunmasıdır. Bu yüzden yurtiçi kullanımları daha sınırlı olan bazı türler yüksek ve daha aşağı sınıflar içeren karışık ambalajlarda ihracata sunulabilmektedir.

Hangi kütüklerin elde edilebildiği de elbette endüstri tarafından hangi kerestenin üretildiği üzerinde en önemli rolü oynamaktadır. Örneğin kırmızı meşe A.B.D.’de en yaygın olarak kullanılan sert ağaçtır, çünkü ormanda en çok yetişendir. Fakat sassafras ve karaağaç gibi türler ormanlarda sınırlı sayıdadır ve bu da kerestelerinin elde edilebilirliğini etkilemektedir.

III- SERTAĞAÇ KAPLAMA ENDÜSTRİSİ
Kaplama endüstrisi, bugün mobilya, kaplama, kapılar ve panel ürünleri için yüksek kaliteli, doğranmış veya yuvarlar kesilmiş kaplamalar üretebilmesini sağlayan uzun bir teknik gelişme geleneğine sahiptir. 2010 yılı verilerine göre, A.B.D.’de yaklaşık toplamda 100 dilimleyici ve 32 balıksırtı dilimleyici işleten yaklaşık 35 kaplama dilimleme tesisi bulunmaktadır. Birçok uzunlamasına dilimleyici ve yaklaşık 50 döner torna 35 başka şirket tarafından işletilmektedir. Toplam dilimli üretim yılda yaklaşık 669 milyon metrekaredir ve bunun 354 milyon metrekaresi, yani toplam üretimin %53’ü ihracata aittir.

3.1 Üretim
Sektörde farklı kaplama üretim yöntemleri kullanılmakta ve bunlara bağlı olarak farklı görsel efektler elde edilebilmektedir. Bunların arasında döner kesim, yatay dilimleme, çeyrek dilimleme, yarım-daire dilimleme, damarlı kesim, uzunlamasına dilimleme gibi yöntemler bulunmaktadır. Taze dilimlenmiş veya soyulmuş kaplamalar, hızları kaplamanın türüne ve kalınlığına göre değişen hareketli bantlar üzerinde sürekli pres kurutuculardan geçirilmektedir. İhraç kaplama için nem içeriği standardı %12-16’dır. Bu oran kaplamanın sevkıyat sırasında gerçekleşen doğal kuruması için bir pay bırakmaktadır. Birçok kaplama kullanıcısı kaplamanın imalattan önceki birkaç gün boyunca tesislerinde beklemesini sağlarlar. Bu bekleme ağacın o ortamdaki doğal halini almasını sağlar, çünkü A.B.D.’de ve Avrupa gibi ihracat pazarlarında görülen dengedeki nem şartları değişkenlik sergileme eğilimindedirler. Kaplama için tüm endüstriyi kapsayan bir sınıflandırma sistemi bulunmamaktadır: Açık pazarda bir mal olarak değil, bireysel müşterilerin ortaya koyduğu isteklere göre satılmaktadır. Kaplama kişisel muayene temelinde ve alıcı ve satıcı arasındaki net bir sınıflandırma anlaşması üzerinden satılır. Verim ve fiyatı etkileyen boy, en, kalınlık, miktar ve benzeri başka faktörler bu alıcı-satıcı anlaşmasının temelini oluşturur.

Kütüğün boyu, imalatçının kaplamayı mobilya için mi, kapılar, paneller veya mimari uygulamalar için mi pazarlayacağını belirler. En de amaçlanan son kullanıma göre değişiklik gösterir; asgari kaplama eni genelde 90 mm veya 100 mm’dir. Mimari paneller ve kapılar gibi doğramacılık işleri için kullanılan üst sınıflar; kapılar için asgari boy gereği 2.1m, paneller içinse 2.5m’dir. Tipik bir panel veya kapı sınıfı dahilinde renk ve damar desenine göre seçilen birçok başka alt-sınıf bulunabilir.

Mobilya sınıfları içinse boy kritik değildir ve tipik olarak 0.45m ila 2.0m arasındadır. Renk ve damar deseni gibi doğal özelliklere ilişkin daha az kısıtlama bulunmaktadır.

Sertağaç kaplamanın nihai fiyatını ormanın üretebileceklerinin doğal sınırları ile birlikte pazar talebi belirlemektedir. Buna ek olarak boyut ve sınıf konuları nihai fiyat üzerinde önemli rol oynarlar. Bir ormandaki kütüklerin sadece küçük bir yüzdesi boy, en ve doğal özellikler bakımından üst sınıf kaplamaları oluşturur. Özel taşıma veya sevkıyat gerekleri ve boy, en ve/veya kalınlığa ilişkin özel talepler de nihai fiyata katkıda bulunabilir.

3.2 İhracat Özellikleri
İhracata yönelik kaplama yurtiçi pazarı için üretilmiş kaplamaya göre kalınlık farklılıklarının yanında başka farklara da sahiptir. “Kesilmiş ve balyalanmış”tır veya “ihracata hazırlanmış”tır. Kenarlar yanlardan ve uçlardan tıraşlanmıştır ve levhalar balyalar halinde sarılmıştır. Bu ekstra imalat prosesi sunumun iyileştirilmesine yardımcı olup sınıfların belirlenebilmesini sağlarken yurtiçi kaplama tıraşlanmadan bırakılır.

Amerikan Sertağaç kaplama ihracatçıları ürünlerini ihracat pazarlarında uzman ithalatçılar ve dağıtımcılar kanalıyla dağıtmaktadırlar. Bu şirketler tipik olarak, muayene ile müşteri talebine yanıt verebilmek için geniş bir tür ve sınıf yelpazesinde stok bulundurmaktadırlar. Önemli miktarda Sertağaç kaplama, bunları orta yoğunluklu lif levha (MDF) veya sunta gibi bir dizi taban üzerine kaplayan levha malzeme imalatçılarına satılmaktadır. Bu panel ürünleri daha sonra imalatçılara ve son kullanıcılara dekoratif paneller olarak dağıtılmaktadır. Belirtmekte yarar vardır ki Amerikan terminolojisinde bu ürünler Sertağaç kontrplak adı altında gruplandırılır ve bilinirler.

IV- SERTAĞAÇ ZEMİN KAPLAMA ENDÜSTRİSİ
Masif sertağaç zemin kaplama temel olarak Amerikan yerli türlerinden üretilen makineden geçmiş profiller anlamına gelmektedir. Sertağaç zemin kaplama endüstrisi A.B.D.’nin doğusuna yayılmıştır. Masif Sertağaç zemin kaplamanın büyük çoğunluğu Amerikan iç pazarı için imal edilmektedir ve temel ürün şerit döşeme kaplamasıdır. Başka ürünlere geniş levha (kalas) zemin kaplama ve blok veya parke kaplama dahildir.

Endüstri, temel işlevi A.B.D.’deki Sertağaç zemin kaplama talebine hizmet vermek olan uzman imalatçıları içermektedir. Buna ek olarak, katma değerli imalata dağılmış olan Sertağaç bıçkıhaneleri ve kereste üreticileri, başta levha veya kalas zemin kaplamaları olmak üzere hem A.B.D. hem de ihracat pazarlarına hizmet sunma konusunda gittikçe artan öneme sahip bir rol oynamaktadırlar.

4.1 Üretim
Fırında kurutulmuş kesilmiş Sertağaç kerestesi, sınıfına ve özelliğine göre uygunluk bakımından seçilmektedir. Kereste daha sonra istenen özelliklere göre doğru enin elde edilmesi için yırtılmaktadır. Zemin kaplamaların imalatında kullanılan kereste, endüstri standartları ve A.B.D. inşaat kanunu gereklerine uygun olarak fırında %6-9 MC’ye kurutulmaktadır.

Zemin kaplama endüstrisi tarafından kullanılan temel NHLA kereste sınıfı No 2 Common’dur; bununla birlikte geniş levha zemin kaplamaları ve özel renk ve kalite talepleri için daha yüksek sınıflar kullanılabilmektedir.

Masif Sertağaç zemin kaplama, şerit, kalas, parke / blok adı altında üç ana kategoriye ayrılmaktadır. Zemin kaplama görünüme göre sınıflandırılmaktadır. Bütün zemin kaplama imalatı için, NHLA kurallarının Sertağaç kereste üretimini kontrol ettikleri şekilde ulusal veya uluslararası kabul görmüş bir standart bulunmamaktadır. Bu yüzden sınıflar ve kalite standartları bağımsız üreticiler tarafından müşteri taleplerine göre belirlenmek durumundadırlar. Bununla birlikte, zemin kaplama standartları mevcuttur ve belli üretici grupları bunlara uymaktadır. Örneğin A.B.D.’deki büyük Sertağaç zemin kaplama üreticilerinin çoğunu temsil eden Ulusal Meşe Zemin Kaplama İmalatçıları Birliği (NOFMA), şerit zemin kaplama üreten üyeleri için Sertağaç zemin kaplama standartları yayımlayıp uygulamaktadır ve birçok masif Sertağaç zemin kaplama üreticileri bu kuralların dayandığı temel ilkeleri bünyelerine katmaktadır. NOFMA kuralları ayrıca dişbudak, ceviz, akçaağaç, Amerikan ceviz, pekan, kayın ve huş gibi diğer türleri de kapsamaktadır.

4.2 İhracat Özellikleri
Önceden işlenmiş zemin kaplamanın çoğu kalınlığa ve ene göre ve rastgele uzunluklarda paketlenmektedir. NOFMA kurallarına uygun olarak üretilmiş şerit zemin kaplamada bağımsız balyalar uygun kalite markasıyla işaretlenirler. Balyalar taşınmanın kolaylaştırılması için bağlanır ve palete yerleştirilirler ve bazıları koruma amaçlı olarak politene sarılabilirler.

Sertağaç zemin kaplama profilleri ve sabitleme yöntemleri bir ülkeden diğerine önemli farklılıklar gösterebilir. Bu yüzden bazı ihracat pazarları A.B.D. pazarı için üretilen ve satılan standart ürünlere göre farklı özellikler, toleranslar ve kalite gerekleri talep etmektedir. Örneğin 21/4” (57.16mm) eninde lamba-zıvanalı şerit zemin kaplama Amerikan iç pazarının vazgeçilmezlerinden biridir, fakat birçok ihracat pazarında bu boyut çok az talep edilmektedir.

İhracatta uzmanlaşmış zemin kaplama şirketleri özel pazar veya müşteri taleplerini karşılayacak şekilde özel üretim yapabilmektedirler. Zemin kaplamada uluslararası ölçekte standartlaşmanın eksikliği ve esnekliğe, hızlı teslimata ve ekonomik ürünlere olan gereksinim önemli miktarda Amerikan Sertağaç zemin kaplamasının ihracat pazarlarında ithal edilen keresteden üretildiği anlamına gelmektedir. Bu da iyileştirilmiş türler ve ürün bulunabilirliği ile sonuçlanmaktadır.

Amerikan Sertağaç zemin kaplama iki temel biçimde dağıtılmaktadır: A.B.D.’den ihraç edilen önceden işlenmiş (ve bazen de fabrikada cilalanmış) ürün olarak veya ihracat pazarlarında ithal Amerikan Sertağaç kerestesi ve boyutlarından imal edilmiş zemin kaplama ürünleri (masif, çok katmanlı ve başka kaplamalı ürünler) olarak.

V- SERTAĞAÇ KONTRPLAK ENDÜSTRİSİ

Amerika Birleşik Devletleri’nde Sertağaç kontrplak terimi, merkezdeki malzemeye bakılmaksızın ahşap kaplamalı yüzeyli kompozit levhaları tanımlamakta kullanılır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki baskın taban malzemesi kaplama göbeğidir. Dünya çapında birçok ülkede sunta ve MDF (“tasarlanmış” göbek) birincil tabanlardır.

Amerikan yerli Sertağaç kontrplak endüstrisi A.B.D.’nin önemli miktarda ithalat yaptığı tropik Sertağaç kontrplak endüstrisinden farklıdır. Yerli imalatçılar yöresel Amerikan sert ağaçlarından elde edilen Sertağaç kontrplak üretmektedir. Konuyailişkin olarak az sayıda şirket bulunsa da, bu şirketlerin çoğu ölçek ve ciro bakımından önemlidir. Bu daha çok, yüksek bir teknoloji seviyesi ve özelleşmiş makinelere önemli bir yatırım gerektiren prosesin kendisinden kaynaklanmaktadır. Endüstri A.B.D.’de geniş bir alana yayılmıştır ve doğuda, batıda ve güneyde üretim tesisleri bulunmaktadır. Sertağaç kontrplak yaygın olarak dekoratif panel, dolaplar, mobilyalar ve başka uzman uygulamalarında kullanılmaktadır.

5.1 Üretim
Sertağaç kontrplak yüzler ve tersler için ya dönerli ya da dilimli Sertağaç kaplamaların kullanılmasıyla yapılabilmektedir. Göbek malzemesi MDF, sunta, kaplamalar ve masif ahşap dahil çok çeşitli malzemelerden üretilebilmektedir. Masif ağaç göbek malzemesinin seçimi bölgenin etkisiyle olabilir. Örneğin, doğu sahilinin Sertağaç ormanlarında imal edilmiş Sertağaç kontrplağın lale ağacından mamul bir masif ahşap göbeğe sahip olması daha olasıdır. Bunun nedeni bunun daha ekonomik olması ve uygun yumuşak ağaç malzemeden daha çok bulunmasıdır. Batı sahilinde ise bu durumun tam tersi geçerlidir.

Sertağaç kontrplağın çoğunluğu Amerikan iç pazarında tüketim amaçlı üretilmektedir. Ürünün doğasından ve geniş bir yüz ve göbek malzemesi yelpazesi içinden seçim yapılabilmesinden dolayı Sertağaç kontrplak genellikle müşteri talebine göre üretilmektedir. Bununla birlikte, daha büyük üreticiler, perakende “kendin yap” pazarı gibi belli uygulamalar için standart ürünler sunmaktadır.

Kompozit bir ahşap ürünü olarak kontrplak uygulama açısından esnektir. Birçok estetik efekt yaratmak için geniş bir yüz malzemesi seçeneğine sahip olmasının yanı sıra kontrplak su geçirmez olarak veya yangın önleyici içerecek şekilde üretilebilir, bu da belirli uygulamalardaki performansını daha üstün kılar.

5.2 İhracat Özellikleri
Amerika Birleşik Devletleri’nden ihraç edilen Sertağaç kontrplağın büyük bölümü müşteri siparişi üzerine üretilmektedir. Yüz kaplamalarının bulunabilirliği çeşitli A.B.D. Sertağaç türlerinin bulunabilirliğine ve uygunluğuna bağlıdır. Türlerin çoğu soyulabilmektedir, fakat Amerikan ceviz gibi sert türlerin soyulması pek pratik değildir. Kiraz ve ceviz gibi, yetiştirme kaynağının kısıtlı olduğu yüksek değerli türler de hemen hiç soyulmamaktadırlar. Yüksek kalite kaplama uygulamalarına uygun kütükler hemen her zaman dilimlenmektedir. Amerikan Sertağaç kontrplak ihracat pazarlarında uzman ithalatçılar ve dağıtımcılar vasıtasıyla elde edilebilmektedir.

VI- SERTAĞAÇ KALIPLAMA ENDÜSTRİSİ
Kalıp, masif keresteden üretilmiş bir profilin makineden geçirilmesi ve pürüzsüz bir hale gelmesi isteniyorsa zımparalanması ile elde edilmektedir. Kalıplar ayrıca masif ahşaptan bir göbeğin (Sertağaç veya yumuşak ağaç) masif bir kalıp görünümünün verilmesi için Sertağaç kaplamasıyla sarılmasından elde edilen kompozit mamuller olabilirler. Amerikan Sertağaç kalıplama endüstrisi yapısı bakımından boyut ve bileşen endüstrisine benzerdir. Hatta uzman şirketlerin çoğu bu üç ürün türünün hepsini üretme yeteneğine sahiptir. Kalıp endüstrisi hem standart hem de özel yapım kalıp profillerle ilgili olarak öncelikle A.B.D. iç pazarına hizmet vermektedir. Bazı şirketler yumuşak ağaçlarda uzmanlaşırken bazıları Sertağaç kalıplar da üretmektedir. Uzman kalıp şirketleri Amerika Birleşik Devletleri’nin batı kıyısında yoğunlaşmış durumdadır, çünkü California, inşaat ve “kendin yap” sektörüne hizmet veren ürün imalatçıları (yani mutfaklar) ve dağıtım merkezlerinden kaynaklanan önemli bir tüketime sahiptir. Bazı Sertağaç bıçkıhaneleri üretimlerini çeşitlendirmiş, katma değer üretmek ve kazançlarını azamiye çıkarmak için kalıp yeteneğine de yatırım yapmıştır.

6.1 Üretim
Kalıplar müşteri taleplerine göre üretilmektedir ve bu, sıklıkla ayrıntılı çizimler ve net olarak tanımlanmış kalite kriterleri gerektirmektedir. Her yeni profil için, gerekli kesicilerin üretilmesinden kaynaklanan bir kurulum masrafı olmaktadır. Bu yüzden bir profilin ekonomik bir biçimde üretilmesi için asgari bir hacim gerekmektedir.

Sertağaç kalıp profillerinin birçoğu boyut küçük boyutludur, yani destekler, boncuklar, takozlar ve yaylardır; bu yüzden ya alt sınıf keresteden ya da başka kereste ve boyutlu ürünlerin artıklarından üretilebilmektedirler. Ayrıca 133.35mm eninde, özellikle kırmızı meşe ve lale ağacından pencere ve kapı çerçeveleri, süpürgelikler ve tavan başlıkları sıkça görülmektedir.

Geniş bir mobilya ve inşaat ürünleri yelpazesinde kabul görmüş olması ve yaygın bulunabilirliği nedeniyle kırmızı meşe Amerikan pazarındaki temel Sertağaç kalıp türüdür. Ticari Sertağaç türlerinin çoğu kalıplanabilir, fakat Amerikan ceviz, Kanada kavağı ve akçakavak gibi bazıları bıçağın hazırlanması, köşe kesimi ve besleme hızları açısından özel özen gerektirmektedirler. Lale ağacı ve ıhlamur gibi başka türler idealdir ve asgari teknik zorluk yaratırlar.

6.2 İhracat Özellikleri
Amerikan Sertağaç kalıp endüstrisi geniş ve karmaşıktır ve önemli miktarlarda keresteye erişimi vardır. Bu yüzden ihracat için geniş bir işlenmiş profil yelpazesi sunma yeteneğine sahip olup, talep edilen hacim, üretim ve sevkıyat için yeterli hazırlık süresi, türün bulunabilirliği, özellik ve boy gerekleri, renk seçimi ve doğal özelliklerin kabulü ne göre değişkenlik göstermektedir.

Genel olarak önceden cilalanmış kalıp stokları ihracat pazarlarında bulundurulmazlar çünkü bunlar çoklukla bireysel müşteri talebine göre imal edilirler. Bu yüzden uzman Sertağaç ithalatçıları ve acenteleri Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üreticilerden sipariş üzerine Sertağaç kalıplar sağlayabilmektedirler.

Özellikle de özel boyutlar veya daha küçük üretim hacimleri için geniş bir Sertağaç kalıp profilleri yelpazesinin ihracat pazarlarındaki üreticilerden temin edilebilmesi olasıdır. Bu şirketler ithal Amerikan Sertağaç kerestesi stoklarından kalıp üretiminde uzmanlaşmışlardır.

VII- SERTAĞAÇ BOYUT VE BİLEŞEN ENDÜSTRİSİ
Boyut, belirli ölçülere göre yeniden imal edilmiş ve normalde iki ya da daha fazla yüzeyi düzeltilmiş kereste olarak tanımlanır. Bu levhalar müşteri tarafından belirlenecek boylarda, enlerde ve kalınlıklarda hassas olarak kesilebilmektedir. Bunlara sıklıkla boyuta göre kesilmiş boyut boşları adı verilmektedir. Ahşap bileşenleri bir bitmiş ürünün yarı veya tam işlenmiş parçaları olabilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki boyut ve bileşen endüstrisi başta mobilya, mutfak ve doğrama imalatçılarının ihtiyaçlarına yanıt vermek ve kendi mobilyalarını kendileri yapan tüketicilere hizmet vermek için vardır.

Uzman üreticiler arasında bazı şirketler ya yumuşak ağaç ya da Sertağaç konusunda, diğerleri de her ikisi konusunda uzmanlaşmaktadırlar. Endüstrinin Sertağaç boyut ve bileşenleri üretme yeteneği, Sertağaç bıçkıhanelerinin ve üreticilerinin katma değerli üretime yatırım yapıp faaliyetlerini çeşitlendirmelerinin bir sonucu olarak artmaktadır. Bu üreticilerin birçoğu halihazırda sıkı kereste ihracatçılarıdır ve dolayısıyla bu gelişme ihracat potansiyelinin iyileştirilmesine yardımcı olmuştur.

7.1 Üretim
Yarı işlenmiş bileşenler başlangıçta kaba boyut boşlarıdırlar ve imalat prosesinde bir veya daha fazla adım daha ilerlerler. Bu proseslere perdahlama, tutkallama, kurtağzı yapma, zıvana yapma, traşlama, şekillendirme, zıvana açma ve oyuk açma dahil olabilir. Yarı işlenmiş bileşenlere örnekler kenarı tutkallı paneller, masif ve lamine karolar ve dolap çerçeveleridir. Tam işlenmiş bileşenler tamamen işlenmiş olup montaj öncesinde ek bir iş gerektirmeyen parçalardır. Tam işlenmiş bileşenlere örnekler dolap ve mutfak kapıları, masa ve sandalye bacakları, merdiven şaftları, masa üstleri ve kalıplardır.

A.B.D.’deki iç pazar için endüstri müşteri siparişine uygun üretilen geniş bir ürün yelpazesinin yanı sıra standart inşaat ve doğrama bileşenleri imal etmektedir. Temel olarak imalatçılar, ürün esnekliğini feda etmeden verimi artırabilecek optimizerler gibi ekipman ve teknolojilerden yararlanmak suretiyle daha alt sınıf kerestelerden faydalanabilmektedirler. Verim ayrıca kenar tutkallama ve kurtağzı gibi tekniklerle, bitmiş ürünün dengesinin iyileştirilmesi gibi ek yararlar da elde ederek iyileştirilebilmektedir. Kenar tutkallı ve kurtağızlı bileşenler Amerikan iç pazarında yaygın olarak kabul görmüştür ve çeşitli ihracat pazarlarında da yaygınlık kazanmaya başlamaktadır.

Ürün sınıfları genelde bireysel üreticiler tarafından belirlenmekte olup görünüm temellidirler ve kerestenin sınıflandırılmasında kullanılan birçok kriteri de kapsamaktadırlar. Sertağaç boyutlu ve bileşen alıcıları Ahşap Bileşenleri İmalatçıları Birliği “Boyutlu ve Ahşap İşçiliği için Kural ve Şartnameler”de belirtilen yönergeleri takip etme konusunda teşvik edilmektedir. Bu yönergeler boyutlu ve bileşenlerin belirlenmesi sırasında imalatçı, dağıtımcı, ihracatçı ve kullanıcı arasında anlaşma sağlanabilmesi için ortak bir temel oluşturmaları amacıyla konmuştur.

7.2 İhracat Özellikleri
İhracata yönelik boyutlu ve bileşenler isteğe göre üretilmektedir. Bu yüzden prensip olarak bulunabilirlik, her bir kalem için, imalatçının üretmesini ekonomik kılacak asgari bir hacimle sınırlandırılmaktadır. Boyutlu ve bileşenlerin bulunabilirliği ayrıca belli bir türün kereste miktarına da bağlı olacaktır. Elde edilebilen kerestenin sınıf ve özellikleri de üretilebilecek ürün türünü belirleyecektir.

İhraç edilen tipik boyutlu ve bileşen ürünlerine verilebilecek örnekler arasında zemin döşemesi imalatı için kaba kesilmiş boyutlu şeritler, mobilya ve mutfak imalatı için kenarı tutkallı paneller, mobilya ve mutfak imalatı için rendelenmiş boyut boşları , doğramacılık uygulamaları için kalıplar, Mutfak ve mobilya imalatı için dolap kapakları bulunmaktadır. Genel olarak boyutlular, boyutlu ve bileşenlerin bireysel müşteri isteklerine göre üretilmesinden dolayı ihracat pazarlarında stokta bulundurulmamaktadır. Bu yüzden uzman Sertağaç ithalatçıları ve acenteleri Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üreticilerden sipariş üzerine ürün sağlayabilmektedirler.

Doğru Mobilya Tasarımı ve İç Mimarlık

MOBİLYA TASARIMI

Bir mobilyanın pazarındaki başarısı, o mobilyanın müşterinin ihtiyaçlarına ne derece uyum sağladığıyla orantılıdır. Tüketicilerin asıl ihtiyacını anlamadan tasarlanmış mobilyalar hiç satmayabilir. Örneğin bir koltuk tasarlıyorsunuz, müşteriler mobilya mağazanıza gelip koltuk modellerinize bakıyor ve satın almadan gidiyorlar. Halbuki koltuğunuz piyasadaki en kaliteli malzemeden, kumaştan ve işçilikten! Sizce ne oluyor? Eğer ürettiğiniz koltuk ; standartların ve insan ergonomisinin dışında ve sadece geniş metrekarelik salonlara uygunsa doğru bir mobilya tasarımı kategorisinde yer almıyor. Üzerinde kafa patlattığınız günlerce eskiz yapıp, beğenmeyip ve tekrar tasarladığınız o koltuk müşterinin ihtiyacını karşılamıyor.. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, fiyatta indirim yapın hiçbir işe yaramaz, müşteri o koltuğu kolay kolay almaz.

Bu basit gözüken satış politası uygulandığında, ürün tasarlayan iç mimarın başarısızlığına yol açıyor.

Neden sorusu ?

Neden sorusunu çocukluğumuzda yaptığımız gibi tekrar tekrar sormak ürünü doğru tanımlamak için önemlidir. Tahminlerimizi bir kenara bırakıp, yanıtını bilmediğimizi düşünsek de bir kez da “NEDEN?” diye sormak bizi başkarının bakıp da göremediğini görmeye götürür. Örneğin, iç mimarlık ofisinizde koltuk döşemesi için kumaş satıyorsunuz, bir müşteriniz geldi ve beyaz renkte saten kumaş istedi. “Neden?” diye sordunuz. “Puanlı ve kiremit saten kumaşla kullanacağım da..” dedi. Tekrar “Neden?” diye sordunuz. “Koltuğumun döşemesini değiştireceğim de..” dedi. Son bir defa, “Neden?” dediniz. Bu kez “Evime uygun koltuk bulamıyorum..” diye yanıtladı. Müşterinin asıl istediği koltuğu mobilya mağazalarında bulamamış olması; onlarca mağaza içerisinden iç mekanına uygun bulamaması sonucunda son çare olarak tüm zorlukları göze alıp yeni koltuk almak yerine eski koltuğunu kendi seçtiği kumaşlarla tekrar döşetmek istemesi.. Müşteri ile ilgilenen iç mimar buradan sonuç olarak müşterilerin mekanına, zevkine ve ergonomisine uygun mobilyalar bulamamış olması ve eski koltuğunu değerlendirmek istemiş olmasını çıkarır.

Mobilya sektörü için gözardı edilen bir hususa değinecek olursak; satış yaptığı yörenin analizi, geleneği ve göreneğini bilmeden tasarımların yapılması ürünlerinin satılmaması gibi kötü bir sonuca neden olabilir..

Müşterinin almak istediği mobilyanın doğru özelliklere sahip olabilmesi için bölgedeki yapıların iç mimarlar tarafından incelenmiş olması gerekir.

Ne yapılmalı ?

Neden sorusuyla müşterinin asıl “almak istediği ürünü” öğrenmeniz, tasarlanacak ürünlerin özelliklerinin müşterinin ihtiyacına yanıt vermesini sağlayacaktır. Her müşteri yaşam alanına uygun mobilyaları arar. İhtiyaçlarını karşılayacak müşteri memnuniyeti yaratacak mobilyalar ister. Müşteri, istediği özellikleri olan mobilyayı veya ürünü satın alarak beğenisini gösterir, oy verir. Tam tersi durumdaysa kumaş örneğinde olduğu gibi – mobilya mağazalarından mobilya satın almaz ve sizde bu seçimini o aşamada değiştiremezsiniz. Tek çareniz, eğer imkanınız varsa bulunduğunuz şehrin yeni yerleşim ve eski yerleşim yerlerini gezip, analizini yapıp yöreye ve yaşama şekillerine göre tasarımlara baştan başlamak ve müşterinin istediği ürünleri tasarlamaya çalışmaktır.

Hedef müşteri kesimi ?

Mobilya firmalarında çok duyduğumuz pazarlama terimlerinden biri “hedef müşteri kesimi“, belki işinizin başarısı için en önemli kavramlardan birini ifade eder. Fakat bu, girişimcilerin uygulamakta önemli sorun yaşadıkları bir konudur. Klasik tasarlama derslerinde ne zamandır öğretilen, müşteri kesiminin istatistiksel verilere dayanılarak belirlenmesidir. Örneğin ; sosyal, ekonomik, demografik vb.. Yani tasarım aşamasında yaş, cinsiyet, gelir seviyesi gibi özelliklere göre.. Bu veriler genelde kolay elde edilebilir olduğundan ve herkes de bu yöntemi kullandığı için tasarımcıların, durup düşünmeden hedef müşteri tanımlamakta ilk tercih ettikleri yol olur. Ama bu tercih iç mimarlar için ölümcül bir yanlıştır.

Durum odaklı tasarım

Son senelerde bu yönetimi kullanıp da başarısız olan bir çok girişime bakanlar farklı yöntem geliştirdiler. Müşteri kesimlerinin belirlenmesinde “müşterinin ürünü hangi durumda kullandığına” bakmak doğru yöntem oldu. Müşteri, yaptırmak istediği tasarımı, tasarımın özelliklerinin doğru tanımlanmasını sağlar. İstatistiksel veriler pazar büyüklüğünü tahmin etmek için kullanılsa da, tasarım yapılırken ve tasarımın kullanım alanları geliştirirken yapılması gereken, müşterinin “ihtiyacına göre tasarım” o tasarımın satışının artmasının oranını belirlemektedir. Müşteriyi tam memnun eden tasarım, “doğru tasarım” ancak bu şekilde odaklanınca tasarlanabilir.

Doğru analiz

Şehir, kültür ve yapı analizi belirlenmeden tasarım belirlenirse, tasarım-müşteri uyumu sağlanamaz ve satış zayıf olur. Belki müşteri tasarımlarınıza bakar ama almadan gider.. Tasarımınız çok iddialı olsun, ama müşteri yaşam alanına uygun bir tasarım arıyorsa “tasarım” müşteri için tasarımlıktan çıkar. Koltuk tasarımı sizce her mekana uyum sağlayabilir aynı zamanda müşterinizin iç mekanına da uyum sağlarsa yaptığınız işlerde müşteri memnuniyetini yakalamış olursunuz.

Doğru yöne gitmek

Başarıyla başarısızlık arasındaki fark işin ayrıntılarında gizlidir. Tasarımcılar olarak hepimiz, bu söyleşimde anlattığım ve basit gibi görünen bu kavramı bildiğimizi düşünsek de, birçok tasarımcının “ihtiyacı doğru okumadan” yola çıktığını ve yolun başından başarısızlığa mahkum olmuş işlere saplandığını görüyorum. İhtiyacı doğru okumak, tasarımcıya doğru çözümü yaratmaya yönlendirir. Yapılan işleri doğru yöne götürür. Doğru çözüm ise müşteri memnuniyetini kazanmayı sağlar. Tasarımcıyı başarıya götürür.

 

kaynak: www.icmimaritasarim.com.tr

Amerikan Sert Ağaçları ile Sürdürülebilir Tasarım

Sürdürülebilir Tasarım

Sürdürülebilirliğin desteklenmesinde, tasarımcıların yaptığı sadece yeni bir modaya cevap vermekten ibaret değildir. Kendi ürünlerinin çevreye etkilerini asgari düzeye indirme arayışıyla da sınırlı kalmamaktadırlar. İnsanları sürdürülebilir bir şekilde yaşamayı istemeye yönlendirecek cazip vizyonları desteklemekte ve bunu yaparak daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru hareket etme sürecinin önemli bir parçası olmaktadırlar.

Malzemelerin seçimi, sürdürülebilir tasarımın önemli bir bileşenidir. Amerikan sertağaçlarını kullanan tasarımcılar, bu sayede ürünün çıkarmadan işlemeye, kullanıma, yeniden kullanıma ve nihai yok edilişe kadar ürün yaşam döngüsünün tüm aşamaları boyunca çevreye olan etkileri asgari düzeye indirdiklerini bilmektedirler.

Tasarımcılar, aynı zamanda belirli Amerikan sertağaç tür ve sınıflarını seçerek bu değerli doğal kaynağın kullanımının azami düzeye çıkarılması ve atıkların azaltılması alanlarında da merkezi bir rol üstlenmektedirler.

Amerikan sertağaçlarının sürdürülebilir tasarıma olan önemli katkıları şunlardır:

Amerikan sert ağaçları, düşük etkili bir malzemedir

Amerikan sertağaçları, çıkarılma noktasından itibaren yaşam döngülerinin tüm aşamalarında çevre üzerinde düşük bir etkiye sahip olmaktadırlar. Sektördeki orman yönetimi kapsamlı değildir ve Amerikan sertağaç ormanlarının büyük kereste kuruluşları yerine kişiler, aileler ya da küçük şirketleri tarafından elde tutularak yönetilmesinin bir sonucu da budur. Orman holdingleri görece küçüktür ve genellikle 10 hektarın altındadır ve hasat faaliyetlerinin boyutunu sınırlandırmaktadır. Araziye sahip olmanın temel motivasyonu, genellikle kereste üretimi veya ekonomi değil, sadece ormana sahip olmanın hazzıdır. Kereste üretimi ve hissedarlara ekonomik geri dönüş birincil hedefler olmadığı için, Amerikan sertağaç ormanlarının sahipleri daha az agresif bir yönetim sergileme ve ormanlarını daha uzun rotasyonlar halinde geliştirme eğilimi göstermektedirler. Seçici hasat toplama tipiktir ve tamamen toplama yerine hektar başına sadece birkaç ağacın alınmasını içermektedir. Hasadın toplanmasından sonra, orman sahipleri genellikle ABD’deki derin bereketli orman topraklarında sık görülen doğal rejenerasyona güvenmektedir. Kimyasal gübrelerin eklenmesine fazla ihtiyaç duyulmamaktadır ya da bu konuda teşvik yoktur. Doğal olmayan hiçbir “egzotik” ya da genetik olarak değiştirilmiş tür kullanılmamaktadır.

Amerikan sertağaçları, sadece yenilenebilir değil, aynı zamanda genişleyen bir kaynaktır

ABD federal hükümeti tarafından her on yılda bir düzenli olarak gerçekleştirilen orman stokları, Amerikan sertağaçlarının yenilenebilir olmakla kalmayıp, genişlemekte olan bir kaynak olduğunu da göstermektedir. ABD Tarım Bakanlığı’ndan (USDA) alınan son veriler, 2010 stok raporu hazırlığı olarak 2009 yılında yayımlanmıştır. Bu veriler, 1953 ile 2007 arasında ABD sertağaç yetişme stok hacminin 5 milyar m3’ten 11,4 milyar m3’e çıktığını, yani katın üzerinde bir artış sergilediğini göstermektedir. Sertağaç yetişme stok hacimleri, son 50 yıl boyunca sürekli artış göstermiş, kereste hasadının en yoğun olduğu zamanlarda bile bu durum değişmemiştir. Anket ayrıca, ormanların yaşlanmakta olduğunu ve daha fazla ağacın hasat öncesinde büyümesine izin verildiğini göstermektedir. 48 cm ve üzeri çapa sahip sertağaçların hacmi, 1953’ten bu yana 731 milyon m3’ten 2,3 milyar m3’e yükselmiştir.

Amerikan sertağaçları karbon depolar

Çelik, beton ve plastik gibi diğer endüstriler çoğu zaman negatif çevresel etkilerini azaltmanın üzerinde dururken, Amerikan sertağaçları pozitif bir çevresel etki yaratan az sayıda malzemeden biridir. Sürdürülebilir kereste üretimi için ABD sertağaç ormanlarının uzun süreli yönetimi, karbonların depolanmasına önemli bir katkıda bulunmaktadır. Son 50 yıl boyunca her yıl Amerikan sertağaç ormanları 165 milyon ton karbondioksite (toplanan tüm malzemeler hariç) eşdeğer biriktirmiştir ve bu, 2006 yılındaki ABD’nin yıllık ev emisyonlarının %14 kadarının ya da aynı yıldaki ABD yıllık taşıma emisyonlarının %9’unun biriktirilmesi için yeterlidir. Amerikan sertağaç ormanlarının karbon sekestrasyonuna olan bu doğrudan katkısı, Amerikan sertağaç ürünlerinin bir bileşeni olarak uzun süreler boyunca saklanan karbonları kapsam dışında bırakmaktadır. Nesiller boyunca süren yararlı yaşamlarla, Amerikan sertağaçlarından üretilen mobilya, zemin, marangozluk ve kırpmalar on yıllar boyunca ek karbon depoları olarak faaliyet göstermektedir.

Amerikan sertağaçları, enerji tasarrufu sağlar

Ağacın yararlı bina ürünlerine dönüştürülmesi işlemi, diğer malzemelerin çoğuna kıyasla çok daha az enerji gerektirmektedir. Ayrıca Amerikan sertağaç ürünlerinin üretilmesi için ihtiyaç duyulan enerjinin çoğunluğu biyo-enerjidir. ABD’nin kuzeydoğusundaki 20 sertağaç bıçkıhanesi üzerinde gerçekleştirilen 2007 tarihli bir çalışma, fırında kurutulmuş kereste üretimi için gerekli olan enerjinin %75’inin biyokütleden elde edildiğini ortaya koymaktadır (örnek: ağaç derisi, kesim tozu ve ağaç kesikleri). Sonuç olarak Amerikan sertağaç kerestesi üretilirken birçok geri dönüştürülmüş malzemeye kıyasla çok daha az karbondioksit salınmaktadır.

Amerikan sertağaçlarının taşınmasında düşük emisyon değerleri görülmektedir

Amerikan sertağaçlarının ormandan Avrupalı distribütörlere uzanan karbon ayak izinin gerçekleştirilen değerlendirmesi, ağacın orman gelişimi sırasındaki karbon sekestrasyonunun hasat toplama, işleme ve taşımadan kaynaklanan toplam karbon emisyonlarını denkleştirmekten de fazlasını yaptığını göstermektedir. Aslına bakılırsa, taşıma genel karbon ayak izindeki görece önemsiz bir faktördür ve bu durum özellikle okyanus yoluyla taşımada geçerlidir. Amerikan sertağaçlarının gemiyle Atlantik’te taşınması, ki bu 6000 km’nin üzerinde bir yolculuktur, 500 km’lik bir kara yolculuğundan daha az enerji gerektirmektedir. Aslına bakılırsa, dünyanın deniz yoluyla çevresi (40.000 km), ağaç üründe sekestrasyona tabi tutulan karbon ile kolaylıkla dengelenecektir.

Amerikan sertağaçları zehirli değildir ve sağlıklıdır

İşleme sırasında tutkal ya da diğer bir kimyasal işleme ihtiyaç duymayan Amerikan sertağacı gibi doğal bir malzeme ile ilişkilendirilen sağlık riskleri minimaldir. İhtiyaç duyulan durumlarda, Amerikan sertağaçlarının estetik görünümünü ve performansını korumak için geniş bir düşük-VOC cilalarının kullanılması mümkündür. Amerikan sertağaçlarının, zehirli olmayan temizleyicilerle korunması kolaydır ve toz, kir ve diğer alerjenleri sıkıştırmamaktadırlar. Fırça ile temizleme, silme ya da süpürme gibi basit düzenli bakım, ortamı alerjenlerden uzak tutacaktır. Bu nedenle kimyasal maddelere hassas kişiler ya da alerji veya astım şikayeti olan kişiler için önerilmektedir.

Amerikan sertağaçları kolaylıkla geri dönüştürülebilmektedir ve biyobozunur niteliktedir

Sürdürülebilir tasarımın genel bir prensibi de, ürünler, işlemler ve sistemlerin ticari ”sonraki ömürlerindeki” performans için tasarlanmaları gerektiğidir. Buna biyolojik çizgilerdeki endüstriyel sistemlerin yeniden tasarımını içeren ve sürekli kapalı döngülerdeki malzemelerin sabit yeniden kullanımını sağlayan biyo taklide yönelik yeni bir eğilim de eşlik etmektedir. Biyo taklidin elde edilmesinin en doğrudan yolu, Amerikan sertağaçları gibi doğal, organik ve yenilenebilir malzemelerin kullanımıdır. Diğer malzemeler ve kimyasallarla karışımda lekelenmemiş oldukları için, Amerikan sertağaçları, bir binanın ömrünün sonunda kolaylıkla yeniden kullanılabilmekte ve geri dönüştürülebilmektedir. Atılımı gereken bu Amerikan sertağacı bileşenleri, biyobozunurdur ve zehirli değildir. Ayrıca güvenli bir şekilde yakılmaları ve karbonsuz bir enerji kaynağı sağlamaları mümkündür. 

Amerikan sertağaçları az miktarda atık oluşmasını sağlar

ABD ağaç ürünleri endüstrisi, güçlü bir atık minimizasyonu kaydına sahiptir. Son 50 yılda, tüm ABD’de, kereste metre küpü başına üretilen ağaç ve kağıt ürünlerinde %39 artış olmuştur. Genellikle küçük kesimler ve kesim tozları şeklinde olan, üretilmiş “atık” ürünlerinin büyük çoğunluğu, karbonsuz enerji kaynakları olarak kullanılmaktadır. ABD’nin kuzeydoğusundaki 20 sertağaç bıçkıhanesini konu alan 2007 tarihli bir çalışma, fırında yakılan kesilmiş kerestelerin oluşturulması için gerekli olan enerjinin %75’inin biyokütlenin yakılmasıyla elde edildiğini göstermiştir. Ayrıca uluslararası olarak kabul edilmiş olan ve 100 yıldan uzun bir süre önce belirlenmiş olan NHLA sınıflandırma kurallarının tatbik edilmesi de, Amerikan sertağaç kereste sektöründeki atık minimizasyonuna önemli bir katkıda bulunmuştur.

Amerikan sertağaçları, yüksek kalite ve dayanıklılık sağlamaktadır

Daha uzun süre dayanan ve daha iyi işleyen ürünlerin, daha az sıklıkta değiştirilmesi gerekmekte ve böylelikle ürün yenilemenin etkileri azalmaktadır. Amerikan sertağaç ürünleri, doğal dayanıklılığa sahiptir ve sentetik karşıtlarından çok daha uzun ömürlüdür. Örneğin sertağaç zeminlerinin 50 yıl ya da üzeri bir ömre sahip olması mümkündür. Geniş tezgah ve karo marangozluğu ise, dört – altı yıllık bir ömre sahiptir. 15 – 20 yıllık kullanımdan sonra sertağaç zeminler, ahşabın yenilenmesi ya da diğer zemin seçeneklerinin maliyetinin yaklaşık yarısına gerçekleştirilen yeniden cilalama ile taze ve yeni bir görünüm kazanmaktadır.

Amerikan sertağaçları etik ve sosyal açıdan eşitlikçidir

Sürdürülebilir tasarımların etik kaynaklı malzemeleri temel alması ve insan haklarını ve yeterli ücret, sağlık bakımı ve haklar gibi temel ihtiyaçları destekleyen bir şekilde çıkarılarak üretilmesi gerekmektedir. Amerikan sertağaçlarının kaynak kullanımı sırasında bu sorunların ABD’de tam olarak uygulanan bir mevzuat çerçevesi yoluyla kapsamlı olarak ele alındığından emin olabilirsiniz. Örneğin:

  • 1970 tarihli ABD Federal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Kanunu (OSHA), orman alanlarında ticari faaliyete girişildiğinde kullanılacak oldukça belirli güvenlik tedbirleri ve güvenlik ekipmanları önermektedir. Federal ve eyalet yetkilileri tarafından uyumu izlemek için her yıl 40.000 civarında denetim gerçekleştirilmektedir ve ihlal cezaları şiddetlidir.
  • Adil İş Standartları Kanunu (FLSA), ABD’deki tüm işçiler için asgari ücret, fazla mesai ödemesi, defter tutma ve çocuk işçilik standartlarını belirlemektedir. Çalışma Bakanlığı’na geçmişteki ücretlerin alınması ve cezai kovuşturma da dahil olmak üzere, çalışanların ihlal edilmesine yönelik şiddetli yaptırımlar uygulama yetkisi verilmiştir.
  • Aile ve Sağlık İzni Kanunu (FMLA), işverenleri yeni doğan bir bebeğe ya da ciddi bir tıbbi hastalığa sahip bir aile ferdine bakan işçiler için ücretsiz izin vermesini şart koşmaktadır.

Amerikan sertağaçları özgündür

Amerikan sertağacı kullanımında herhangi bir aldatma söz konusu değildir. Diğer maddelerin Amerikan sertağacı gibi gözükmelerinin sağlanması mümkün olsa da, sürdürülebilir yaşama ilişkin aynı ilham verici öyküyü yaymaları mümkün değildir. Bu, ABD’de nesiller boyunca orman yönetmiş olan ve dünyanın en büyük yenilenebilir sertağaç kaynağının bekçileri olan kırsal kesim aileleri ve topluluklarından alınan doğal bir organik ürünün öyküsüdür. Sürdürülebilir çizgilerdeki yaşam tarzlarının ve endüstriyel sistemlerin yeniden tasarımını mümkün kılan bir ürünün öyküsüdür bu. Artan kullanımla potansiyel açıdan felaket niteliğindeki iklim değişikliklerinin önlenmesine yardımcı olan doğal bir karbon deposunun öyküsüdür.

kaynak:http://www.americanhardwood.org/

Türk Mobilya Tasarımları Dünya ile Yarışıyor

Türk Mobilya Tasarımları Dünya ile Yarışıyor

Daha bundan 10 yıl öncesine kadar uluslararası mobilya pazarlarında çok fazla rekabet gücü olmayan Türk mobilya endüstrisi, aradan geçen zaman içerisinde önemli aşamalar kaydetmiş ve dünya pazarlarına açılmıştır. 80 milyonluk genç nüfusu ve modern altyapısının yanısıra, gerek yaptığı yatırımlar, en son teknolojiye sahip makina parkuru, gerekse de tasarım ve markalaşma çabaları çerçevesinde gerçekleştirdiği atılımlar ile Türkiye, dünyanın adı geçen mobilya pazarlarından biri haline gelmiştir.

Yıldızı Parlayan Bir Sektör

Esas olarak genç ve eğitimli bir tüketici kitlesi, yükselen hayat standartları, dinamik ve sürekli gelişen bir yapıya sahip olan Türkiye pazarında mobilyaya olan talebin de ciddi anlamda yükselmesi, artan mobilya alışverişi ile yerli mobilya markalarının ülke ekonomisine olan katkılarını da yükselterek, sektörün yıldızının daha da parlamasına yol açmıştır. Böylesine dinamik bir iç pazarda artan eğitimli ve alım gücüne sahip bir nüfusla doğru orantılı olarak da yolda 600 bin konutun inşa ediliyor olması mobilya yatırımlarında da gözle görülür bir artış sağlamakta, bu da sektör için ciddi bir avantaj oyuşturmaktadır.

Son iki yıl içerisinde yaşanan global kriz sırasında, gerek devletin aldığı yasal önlemler, sektöre sağladığı teşvikler ve vergi indirimleri, gerekese de sahip olduğu potansiyel ve stratejik ihracat hedefleri ile oldukça başarılı bir sınav veren Türk mobilya endüstrisi böylesi zor bir dönemde dünyaya açılımını sürdürmüş ve global ölçekte de iddialı hale gelmişlerdir.

Türk Mobilya İmalatçısı, Global Ölçekte de İddialı

Avrupa’nın yanısıra Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Kafkasya ve CIS ülkeleri gibi yakın pazarlardan büyük ilgi gören mobilya fuarları düzenleyen, önemli uluslararası fuarların yanısıra bölgesel fuarlarda da ürün ve hizmetlerini sergileyen Türk mobilyacıları, ürünlerini bu dönem içerisinde dünyanın pek çok ülkesindeki satış noktalarına ulaştırabilme başarısını göstermiş ve önemli pazarlarda birbiri ardısıra showroom’lar açarak Türk mobilya markalarını tüm dünyanın tanımasını sağlamışlardır.

Günümüzde Türk mobilya sektöründe, üretici ve perakendeciler dahil 60.000 ‘i aşkın firma hizmet vermektedir. Markalaşma, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine parallel olarak Ar-Ge ve tasarım konularına da büyük önem veren ve bu çerçevelerde önemli yatırımlar gerçekleştiren Türk mobilya firmaları, dünya çapında bir durgunluğun yaşandığı 2010 yılında yüzde 20 artışla 1 milyar 400 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiş ve Türkiye, dünyanın 5 kıtasında, 173 ülkeye mobilya ihraç eden bir ülke konumuna gelmiştir. Sektörün 2011 hedeflerine göre ise ihracatta % 20, iç pazarda da % 10 büyüme bekleniyor.

Dünyadaki mobilya teknolojilerini yakından takip eden, makine parkurlarını sürekli yenileyen ve en ileri teknolojiyi kullanan Türk mobilya imalatçıları, kaliteli malzeme ve orijinal tasarımlarının yanısıra uygun maliyetleri ve fiyat – kalite dengeleriyle dikkat çekiyorlar.

Sektörün İtici Gücü: Tasarım

Sektörün büyümesi beraberinde yetişmiş insan gücü talebini de artırmış, üniversiterde Türk ahşap ve mobilya endüstrisinin talepleri doğrultusunda yeni bölümler açılarak, teknik altyapıdan satış ve yönetim aşamalarına kadar yetişmiş eleman arzı sağlanmaya başlamıştır. Türk sanayicisinin yanısıra Türk mobilyacısının da tasarımın önemini keşfetmesine parallel olarak, başta endüstriyel tasarım olmak üzere pek cok üniversitede yeni bölümler açılmış, genç tasarımcıların yetiştirilmesi teşvik edilmiştir. Bugün 35 üniversitede yer alan tasarım bölümlerinde yetişen binlerce genç tasarımcı sektöre dinamizm katmakta ve Türk mobilya sektörünün dünyada tasarımlarıyla da trend olmasına katkı sağlamaktadır.

Öte yandan Türk mobilya endüstrisi içerisinde faaliyet gösteren firma, dernek hatta fuarların katkılarıyla gençleri motive edecek çeşitli etkinlikler, ulusal – uluslararası çapta organizasyonlar düzenlenmeye başlanmış, ortaya kurumsallaşmış yarışmalar çıkmış ve pek çok gencin parasal ödüllerin yanısıra yurtdışı eğitim faaliyetlerinden yararlanması sağlanmıştır.

Üniversite – Sanayi İşbirliği

İnovatif çalışmaların bir ön koşulu olarak eğitim, tasarım ve üretim süreçlerinde oluşan sacayağını sağlamlaştırmak ve aralarındaki iletişim kanallarının sağlıklı bir biçimde işlemesini sağlamak, Türk mobilya sanayisinin başarısında da önemli bir rol oynamaktadır. Bu gerçekten hareketle çeşitli resmi ve özel kuruluşlar ile dernek ve fuarlar kolları sıvamış ve kimileri artık gelenekselleşen örnek çalışmalara imza atmışlardır. Amaç, Türkiye’deki başarılı öğrenciler ve tasarımcılarla üretici firmaları buluşturarak sektörde yepyeni trendlerin belirlenmesine yön vermek ve bunların yaşama geçirilmesini sağlamak, üretimi çok iyi tasarımlarla besleyip, Türk Mobilya Sektörü”nün ihracatını daha iyi seviyelere getirmek ve rekabet gücünü artıracak nitelikteki ürünlerin ortaya çıkartılmasını sağlamak olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda güçlerini birleştiren ve ev, ofis, mutfak mobilyaları başta olmak üzere çeşitli branşlarda yarışmalar düzenlemekte olup, son iki yıldır buna yan sanayii de aksesuar ödülleri ile katılmıştır. Söz konuşu kuruluşlar arasında ilk ağızda Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracatçı Birlikleri. Mobilya Sanayicileri Derneği MOSDER, Ofis Mobilyaları Sanayici ve İşadamları Derneği OMSIAD, İstanbul Mobilya Fuarı IMOB ve Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği MAKSDER’I sayabiliriz.

kaynak: www.mobilyadergisi.com

Ülkemizde Mobilya Tasarımı ve Sektörün Durumu

Yüzyıllardır değişime uğrayan, farklı kültürler için, farklı formlara giren mobilya, ait olduğu her dönemde sürekli değişim göstermektedir. Bu gibi değişimler, sosyal nitelikler, yabancı kaynaklı üretimler diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de mobilya sektörünün gelişimi üzerinde etkin rol oynamaktadır. Bu anlamda, mobilya sektöründe teknoloji, yabancı üretim, ekonomik krizler, taklit üretim gibi konular sağlıklı bir çizgiye oturtulamadığı için mobilya sektörünün gelişimine engel oluşturmaktadır. Firmaların tasarım ve tasarımcı kavramlarına önem vermesi, sektörün gelişimi için gereklilik olmaktadır. Bu bağlamda, tasarım kavramına verilen önemin yerine oturmaması ve tasarımcı eksikliği dikkate alınarak çalışmada Türkiye’de mobilya tasarım ve sektörünün bulunduğu durumun irdelenmesi amaçlanmaktadır.

1980’lerin başından itibaren, serbest pazar ekonomisinin benimsenmesi beraberinde rekabet ortamını, ürünlerde çeşitliliği, kültürel ve ekonomik sorunları gündeme getirmiştir. Dışa açılma ile başlayan değişimler, her alanda olduğu gibi mobilya sektöründe de kendini hissettirmiştir. Konut talebinin artması, büyük ölçekli firmaların örgütlenmesi konut tiplerine göre mobilya üretiminin söz konusu olmasını sağlamıştır. Teknoloji, tüketim, küreselleşme ve kentleşme kavramları birbirini takip ederek büyümüş, 1980’li yıllarda dünyada yaşanan değişimler, Türkiye’yi de etkisi altına almıştır. Dışa açılım, mobilya sektöründe büyük değişimlere sebep olmuş, yeni ürünlerin sosyal yaşama girmesi, çeşitli ithal ürünlerin yanı sıra tüketicinin de bilinçlenmesini sağlamıştır. Günümüz Türkiye’sinde ve değişen dünya koşulları içinde yaşanan olaylar, mobilya sektörünün gelişimine büyük oranda yansımıştır. Bu doğrultuda çalışmada, Türk mobilya sektörünü değişim süreçleri ile ele almak, sektörün yaşadığı sorunları ortaya koymak doğrultusunda, tasarım-tasarımcı kavramının önemi ve Türk mobilya sektörünün bulunduğu durumun irdelenmesi amaçlanmıştır.

1. Türkiye’de Mobilya Tasarımı 

Tasarım, insan duyuları ile algılanabilen, çeşitli unsur veya özelliklerin oluşturduğu bir bütündür. Tasarım, kendisini etkileyen faktörler dikkate alınarak yapıldığı taktirde ürünü daha cazip hale getirip tüketici davranışlarına yön vererek onun ihtiyacını karşılar, rekabeti geliştirir. Değişen yaşam biçimleri, ihtiyaçların çoğalmasına neden olur. Bu ihtiyaç zamanla bir takım yeniliklerin insan hayatına girmesini sağlar ve zamanla artan ihtiyaçlar, teknoloji kavramını bir gereklilik haline dönüştürür. Bu gereklilik, eğitim, kültür, ekonomi, sosyal yaşam gibi etkenlerle bir araya gelerek mobilya seçiminde de etkili olmasını sağlar.

Bu anlamda yüzyıllardır farklı kültürler için, farklı formlara giren mobilya, önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Türkiye’de ise küreselleşme süreciyle birlikte önem kazanan mobilya tasarımı, birçok mobilya firmasının sektöre girmesine sebep olmuştur. Dışa açılma, teknolojik yeniliklerin ülkeye girmesi daha esnek bir yaşamın söz konusu olması, dış ticaretin artması, mobilya firmaları arasına rekabeti sokmuştur. Zamanla makine endüstrisinde yaşanan gelişmeler, mobilya endüstrisine yansımış, ortaya çıkan olgular, modern kavramının doğmasını sağlamıştır. Bu doğrultuda mobilya, sosyo-kültürel etkilere bağlı olarak gelişim göstermiş, günümüzde mobilya kavramına modern olgusu da eklenmiştir. Modern mobilyanın oluşumunu etkileyen en önemli unsur olan endüstri, toplum yaşamında büyük bir değişiklik yaratmış, mobilya sanayisini derinden etkilemiştir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi, toplumsal yaşamdaki ekonomik, kültürel değerler doğal olarak mobilya tasarımı ve tüketimini önemli seviyede etkilemiştir.

Değişen gelenekler, rahat bir yaşamı dolayısıyla mekânların tasarım ağırlıklı yerleştirilmesini gerektirmiş, mobilyanın tüketici imkânları doğrultusunda, günün modasına uygun biçim kazanmasını sağlamıştır. Mobilya tasarımını etkileyen sosyal nitelikler, Türk mobilya tasarımında çok fazla kendini gösterememiştir. Bu doğrultuda tasarım, yeni bir kullanım biçiminde ortaya çıkan, yeni malzeme, teknoloji ile kendinden bahsettiren bir unsur haline dönüşmüştür. Dolayısıyla tasarım, kopyalama ve yeniden tasarlama fikirleri ile (taklit ve özgün) iki şekilde karşımıza çıkar. Türk mobilya sektöründe de tasarımın iki şekilde görülmesi, tasarımcılara duyulan gereksinimin yerine oturmamasından kaynaklanmaktadır. Tasarımda taklidin sıklıkla tercih edilmesi Türk mobilyasının özgün tasarım imajını uluslararası platformda rekabet edebilecek düzeye getirememektedir. Özgün tasarım, ürünün yeni olmasıdır. Yenilik, yeni ürün, mal ve hizmet üretiminde kullanılan yenilik ya da geliştirilmiş bir yöntem haline dönüştürmek, teknolojik yenilik ise yapma/yaratma süreci, mali ve ticari etkinliktir. Taklit, var olan bir ürün üzerinde değişiklikler yaparak sektöre sunmaktır. Bu anlamda Türk mobilya sektöründe, standartların oluşturulması, markaların yaratılması taklit üretimin önüne geçebilmek için önemli gereksinimler olmaktadır. Mobilya firmaları, tasarım kavramına mecbur kaldıklarında standart getirmekte, tasarımı taşıyabilmeleri, rekabetçi olabilmeleri tasarım adına büyük önem taşımaktadır. Rekabetin en önemli unsuru özgün tasarımlar yaratabilmektir. Özgün tasarım, ortaya çıkarılacak tasarım üzerinde yeni bir kültür yaratmak, oluşabilecek sorunlara çözümler bulabilmektir. Bu doğrultuda mobilya sektörünün özgün tasarım konusunda bilgilendirmek, rekabeti arttırıcı çözümler üretebilmek gerekmektedir.

2.Türkiye’de Mobilya Sektörü

1980’lerde yaşanan sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik değişimler sektörü etkileyen kavramların kabul görmesine, kent ve konut mekânında farklılaşmalara neden olmuştur. 1980’lerde yaşanan bu olaylar, 1990’lı yıllarda küreselleşme etkileriyle biçim kazanan mobilya sektörünün oluşumuna imkân vermiştir. Konut üretiminin ve konut tipolojilerinin artması mobilya sektöründeki yönelimin de konutlara göre olmasını sağlamıştır. Türk mobilya sektöründe, dışa açılma ile başlayan kendini yenileme ihtiyacı özgün ürün tasarımı gerekliliğini ortaya çıkararak, benimsenmesini zorunlu kılmıştır. Özellikle günümüzde özgün tasarım kavramı ile şekillenmeye başlayan mobilya tasarımları bir anlamda sektörü hareketlendirmeye başlamıştır.

Tasarım, hedef pazarın beklentileriyle uyumlaştıran, bu beklentileri geliştiren, bir yandan da ürünü pazardaki diğer ürünler arasında seçilebilen niteliklerle donatan bir etkinliktir. Bu nedenle ürünün pazarda, toplumda ve kültürel ortamlarda benimsenmesini, kabul görmesini sağlayan bir kimliklendirme aracı aynı zamanda önemli rekabet faktörüdür. Dolayısıyla özgün bir tasarım, tasarım kalitesini, ulusal ve uluslararası ölçekte rekabeti arttırır, sektöre ivme kazandırır. Tasarım kalitesini mobilyanın kimliği ve kalitesini arttırdığı gibi ülkelerin uluslararası platformda imajını ve yerini sağlamlaştırır.

Türkiye’de mobilya sektörü, geleneksel yöntemlerle çalışan atölye tipi, küçük ve orta ölçekli isletmelerden olmasına rağmen, son yıllarda küçük ölçekli isletmelerin yanı sıra orta ve büyük ölçekli isletme sayısında artış göstermiştir. Özellikle 2000 yılı sonrası dış pazara yönelik konut üretimi, hızlı üretim yapabilmek adına taklit olarak gelişmiş, özgün tasarım olgusu tercih edilmemiştir. 2005 yılı rakamlarıyla %8’lik büyüme ile en hızlı büyümeyi gerçekleştiren mobilya sektörü genellikle iç piyasaya dönüktür. Büyük işletmelerin sektöre girmesiyle hem iç pazara hem de dış pazara yönelen mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bir kısmında sipariş üretimi yapılırken büyük bir çoğunluğunda talep üretimleri (yatak odası, oturma odası vb. gibi) gerçekleştirilmektedir.

Sakarya ve Canlı, Türk Mobilya sektörünün Güçlü ve Zayıf Yönlerini(Swot Analizi) şu şekilde belirtmektedir:

Güçlü yönler: büyük ölçekli firmalar, işgücü potansiyeli, malzeme çeşitliliği, mobilya üretim potansiyeli.
Zayıf yönler: organizasyon eksikliği, devlet desteği yetersizliği, finans yetersizliği, kalifiye eleman yetersizliği, mesleki eğitim yetersizliği, tasarım eksikliği, yüksek hammadde maliyetleri, yenilik yaklaşımı azlığı, uluslararası standartlar.
Fırsatlar: Türkiye’nin stratejik konumu, globalleşme, yeni pazar arayışları, fason üretim arayışları, Avrupa’daki tüketim nüfus, bilgi teknolojisi, üretimdeki artış, tasarımın kullanımı, markalı ürünler, reklam, etkili iletişimin oluşumu/kullanımı.
Tehditler: 3. dünya ülkelerinde yapılan çok düşük maliyetlerle üretim, Çin, düşük standartlar, sosyal yapı, yavaş değişim ve yenilenme, AB’ye ihracatta yüksek/düşük maliyet, AB pazarındaki doyumluluk, tasarım eksikliği (kopyalama), büyük ölçekli firmalar.

Swot analizi doğrultusunda, kalite kontrol, standartlaşma, markalaşma, sermaye, hammadde, teknoloji, teknik bilgi, eğitimli personel, tasarım ve tasarımcı eksikliği mobilya sektörünün verimini etkileyen faktörler olduğu görülmektedir. Bu etkenlere verilecek destek ve bu etkenlerin iyileştirilmesi sektörün daha iyi yapılandırılmasına imkân sağlayacaktır.

3.Türkiye’de Mobilya Tasarımı ve Sektörün Durumu

Türk mobilya sektörünün, tasarım kültürü oluşturabilmesi için sektördeki yapısal problemleri çözmesi gerekmektedir. Türkiye’de büyük firmaların tasarım bölümlerinin yanı sıra bireysel tasarım yapan, kendi çabalarıyla bir yere gelen tasarımcılar da sektöre ürünlerini sunmaktadır. Dünya standartları ve gelişen dünya teknolojisi, taklit üretimi zorlaşmakta ve günümüz tüketici profili bilinçlenerek özgür ürünler istemeye başlamaktadır. Buna rağmen, Türk mobilya sektörünün taklit eden sektörler arasında yer alması, ilerlemek için büyük yatırım yapan firmalara engel oluşturmaktadır. Bu anlamda, aslında Türk mobilya sektörü, geçmişten günümüze büyük ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme ile sektörde yaşanan sıkıntıları yok sayamamış, uluslararası pazara sorunlarını aşıp açılamamıştır. Sermaye giriş-çıkışları ve mali piyasaların tam olarak özgürleşmesine rağmen imalat sanayisi, nüfus artışı, yüksek oranlı enflasyon sürerken, iç talep yetersizliği ile büyüme hızı yavaşlamış, iç piyasa önemli ölçüde ithal mallara yerini kaptırmıştır. Bir anlamda yabancı firmaların ürünlerinin ülkeye girmesi, rekabet ortamının doğmasına neden olmakla birlikte müşterinin kaliteli ürünlerle tanışmasına sebep olmuştur. İthalatın ve teknolojik gelişmelerin hızla ilerlemesi, sektörü önemli derecede geliştirmiş, ürün tasarımlarında yaşanan sorunlar, sağlıksız yapılanan ve ilerleyemeyen sektöre neden olmuştur.

Türkiye’nin tasarım konusunda önemli sorunu, rekabeti oluşturacak özgün tasarım koşullarını sağlayamamasıdır. Tasarımın varlığı rekabet yarışının artmasına bağlıdır. 1980’lerin sonlarından itibaren yaşanan piyasa sorunları, dışa açılma gibi gelişmeler, Türk tasarımını, sektörde rekabetçi olmaya zorlamıştır. Bu zorlama, özgün tasarım, marka olma ve standartlaşmanın önemini sektör tarafından algılanmasını sağlamıştır. Türk mobilya sektöründe tasarımın önemini anlayabilen imalatçı sayısı oldukça azdır. Birçok firma, yabancı firmaların kataloglarını kopya etmekte, ürün tasarımına yapılacak yatırım engellenmektedir. Bu nedenle, büyük firmalar arasında, ürün benzerliği nedeni ile davaların açıldığı izlenmektedir. Taklit ürünlerin, orijinallerine oranla, daha ucuza mal olması, tüketicinin dolayısıyla üreticinin bu ürünlere yönelmesini sağlamaktadır. Ürünün talep doğrultusunda artması, taklit üretiminin devam ettiğini bir anlamda kolay üretim adına özgün tasarımın tercih edilmediğini göstermektedir. Buna rağmen, sektörün bilinçlenmeye başladığı son yıllarda, kendine yer edinen sayılı firma, ürün tesciline önem vermektedir. Bu doğrultuda, markalaşma ve özgün tasarım, son dönemlerde mobilya sektörünü ilgilendiren önemli kavramlar haline dönüşmektedir.

Sonuç

Türkiye’de mobilya tasarımı ve sektörünü sağlıklı bir çizgiye oturtmak, uluslararası platformda yer edinebilmek, akım haline getirmek, yarını için amaç haline dönüştürmek gerekmektedir. Türk mobilya sektöründe tasarımcılara duyulan ihtiyaç yerine oturtulmadıkça, firmaların yabancı üretim ve tasarımcıları desteklemeleri son bulmadıkça taklit üretim Türk mobilya sektörünün gerçeği olmaya devam edecektir. Bu anlamda, standartlara uygunluk, işgücü, tüketici talepleri, teknolojik yenilikler dikkate alınarak rekabet edebilme seviyesine gelinebilmelidir. Kendi kültürünü okuyup yorumlayabilmek, geleceğe geçmişten gelen kültürü yansıtabilmek adına özgün tasarımlar geliştirilmeli, yerli üretim, üretici ve tasarımcılar tercih edilmelidir. Günümüzde sayılı tasarımcımız uluslararası platformda kendi çabalarıyla Türk tasarımı adına ürünler verebilmektedir. Yeni fikirlerin ortaya çıkarılması adına bireysel tasarım yapan tasarımcılara gerekli destek sağlanmalıdır.

Bu anlamda Türkiye’de mobilya sektörünün gelişimi için;

• Özgün tasarım; kendine özgü, kaliteli ve teknolojik tasarım fikirleri yaratılmalı,
• İmaj; güven, devamlılık, kaliteli, talep beklentilerini karşılamak, standartlaşma, marka yaratma, özgün tasarım konularında imaj yaratılmalı,
• Eğitim; yeni okullar, devlet desteği, teknolojik imkânların arttırılması, yeni teknoloji, eğitimli eleman, eğitilmiş iş gücü arttırılmalı, uluslararası platformda sektörün tanıtımı yapılmalı, yarışmalar düzenlenmeli, tasarım kültürüne önem verilerek tasarıma teşvik sağlanmalıdır.
Bu doğrultuda, Tasarımı evrensel boyuta getirerek, paylaşarak, özgün tasarım fikirleri yaratılmalıdır. Tasarım, rekabeti arttır, markalaşma olgusunu sağlamlaştırır. Tasarım olgusunun yeni oluşmaya başladığı Türkiye’de kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden firmaların faaliyet alanları geliştirilmeli, özgün üretime yönelmeleri sağlanmalıdır.

kaynak: Serpil ÖZKER Yrd.Doç., Doğuş Üniversitesi