Posts

AHŞAP VERANDA

AHŞAP VERANDA / TARAÇA

Veranda ya da Taraça, yapıların genellikle zemin katında ya da çatı katlarında, yer ile aynı hizada ya da yükseltilmiş, üzeri bir çatıyla örtülü, cepheleri açık, korkuluklu veya camlı, büyükçe sundurma ya da balkondur. Hindistan’da konuşulan pek çok yerel dilde karşılığı olmasından yola çıkılarak, verandaların ilk olarak Hint mimarisinde ortaya çıkmış bir yapı stili olduğu sanılmaktadır. Verandalar bu bölgelere çeşitli amaçlarla gelen Araplar, Hollandalılar ve Portekizlilerin aracılığıyla Avrupa’ya ve oradan da tüm dünyaya yayılmıştır. bugün geleneksel Hint mimarisindeki biçiminden oldukça uzakta olmasına karşın nispeten yeni bir mimari tarz olarak müstakil yapılarda sıkça kullanılmaktadır.
Veranda ürünü; yapılara veya binalara bağlanmış olan, çatısı kapalı ve sıvı izolasyonlu yapıları temsil etmektedir. 
Veranda ürünlerimiz genellikle ithal çam ağaçlarından imal edilmektedir. İsteğe göre özel Afrika ağaçlarından da (sapelli, ıroko, vb.) yapılmaktadır. Fırınlanmış olarak nem oranının %12-16 arasında tercih ettiğimiz ithal çam ağacı isteğe göre kahverengi ve yeşil emprenye edilerek ağacın mantar ve böcek istilasına karşı uzun yıllar koruyucu görev görmesi sağlanır. Ayrıca en iyi ahşap dış cephe boyalarıyla da istenilen renkte boyanıp ahşabın UV ışınlarından ve olumsuz hava koşullarından uzun yıllar korunması sağlanır.
Veranda ürünlerimiz istenilen ebatlarda özel proje ve tasarım çalışması yapılarak, müşterilerimizin beklenti ve isteklerine en uygun koşullarda sunulmaktadır.
Veranda malzemelerimiz, müşterilerimizin istekleri doğrultusunda tasarımlarına uygun olarak atölyede hazırlanır. Yerinde montajı yapıldıktan sonra son rötuş boyası yapılır.
Veranda ürünlerimizi korkuluklu veya korkuluksuz olarak, ya da katlanır camlı olarak (bunun için lütfen kış bahçesi ürünlerimizi inceleyiniz) tercih edebilirsiniz. Söz konusu korkuluk modellerini tüm ürünlerimizde kullanılan veya tarafınızdan beğenilmiş olan farklı kaynaklardaki korkuluklardan tercih edebilirsiniz.
Veranda ürünlerimizi seperatör veya payanda gibi farklı direk elemanları ile tercihinize göre kombine edebilirsiniz.
Veranda ürünlerimizin çatı özellikleri; isteğe göre merteklerin altına ya da üstüne ahşap lambri çakılmaktadır. Lambri üzerine üst kalite seviyesindeki markalardan 2 mm veya yapının durumuna göre 3 mm kalınlığındaki membran, ısıtılarak yapıştırılması suretiyle çatı kaplanarak su izolasyonu yapılmaktadır. Membran kaplaması yapıldıktan sonra isteğe göre istenilen renkte şıngıl ya da kiremit döşenmektedir.
Verandalar ister evinizin ya da villanızın balkonu ya da bahçe girişi, ister işyerinizin girişine kurulabilmektedir. Verandaların montajı genellikle hazırlanmış olan sert zemin üzerine yapılmaktadır. Beton veya sert zemin üzeri montaj edilen verandaların zemini isteğiniz doğrultusunda ahşap ile kaplanabilmektedir.
Veranda ürünlerimizi tarafımızdan sunulan aksesuarlar ile kombine ederek de tercih edebilirsiniz.

AHŞAP KIŞ BAHÇESİ

Ahşap-Metal Kış Bahçesi

Kış Bahçesi, yapılara ait bahçelerde yapılmış olan kameriye veya veranda ürünlerinin cephelerinde farklı cam sistemlerinin uygulanması ile oluşturulan, hem kışın hemde yazın vakit geçirmek amacıyla yapılan mimari ögedir.
Kış Bahçesi ürünü, çatısı kapalı ve sıvı izolasyonlu aynı zamanda cepheleri ısı izolasyonuna uygun olarak farklı cam sistemleri ile kapatılmış olan yapıları temsil etmektedir. Kış bahçeleri bina veya yapılara bağlı olabileceği gibi bağımsız olarak tek başına da yükselebilmektedir.
Kış bahçesi ürünlerimiz genellikle ithal çam ağaçlarından imal edilmektedir. İsteğe göre özel Afrika ağaçlarından da (sapelli, ıroko, vb.) yapılmaktadır. Fırınlanmış olarak nem oranının %12-16 arasında tercih ettiğimiz ithal çam ağacı isteğe göre kahverengi ve yeşil emprenye edilerek ağacın mantar ve böcek istilasına karşı uzun yıllar koruyucu görev görmesi sağlanır. Ayrıca en iyi ahşap dış cephe boyalarıyla da istenilen renkte boyanıp ahşabın UV ışınlarından ve olumsuz hava koşullarından uzun yıllar korunması sağlanır.
Kış bahçesi ürünlerimiz istenilen ebatlarda özel proje ve tasarım çalışması yapılarak, müşterilerimizin beklenti ve isteklerine en uygun koşullarda sunulmaktadır.
Kış bahçesi malzemelerimiz, müşterilerimizin istekleri doğrultusunda tasarımlarına uygun olarak atölyede hazırlanır. Yerinde montajı yapıldıktan sonra son rötuş boyası yapılır.
Kış bahçesi ürünlerimizin cepheleri isteğe göre katlanır cam sistemleri, ahşap duvar panelleri ile kombine edilmiş katlanır cam sistemleri ya da ahşap doğrama pencere sistemleri ile kapatılabilmektedir.
Kış bahçesi ürünlerimizin çatı özellikleri; isteğe göre merteklerin altına ya da üstüne ahşap lambri çakılmaktadır. Lambri üzerine üst kalite seviyesindeki markalardan 2 mm veya yapının durumuna göre 3 mm kalınlığındaki membran, ısıtılarak yapıştırılması suretiyle çatı kaplanarak su izolasyonu yapılmaktadır. Membran kaplaması yapıldıktan sonra isteğe göre istenilen renkte şıngıl ya da kiremit döşenmektedir. Özel olarak istenmesi durumunda çatıda ısı izolasyonu oluşturmak maksadıyla; lambri üzerine OSB, strafor veya cam yünü gibi malzemeler ayrı ayrı ya da birlikte kullanılarak da çatı oluşturulabilir.
Kış bahçesi ürünleri, ister evinizin ister villanızın isterseniz iş yerinizin bahçesine kurulumu yapılabilir. Kış bahçelerinin zemin montajı ister beton üzerine isterseniz toprağa kazık çakma yöntemiyle zemini ahşap olarak yapılabilmektedir. Beton üzeri kış bahçelerinin de isteğinize göre zemini ahşap kaplanabilmektedir.
Kış bahçesi ürünlerimizi tarafımızdan sunulan aksesuarlar ile kombine ederek de tercih edebilirsiniz.

AHŞAP KAMERİYE- AHŞAP KAMELYA

Kameriye / Çardak / Gazebo / Kamelya

KameriyeGazebo ya da Çardak, yapılara ait bahçelerde güzel havalarda vakit geçirmek amacıyla yapılan, kare, dikdörtgen, altıgen ya da sekizgen gibi farklı şekillerde olabilen üstü genelde bir kubbe, yanları da korkuluk veya sarmaşık bitkilerle örtülen mimari ögedir. Kameriye sözcüğü yanlış olarak pek çok kişi tarafından KameryaKamelya gibi biçimlerde telaffuz edilmektedir. yapımında genellikle ahşap malzemelerin kullanıldığı kameriyelerin içine küçük bir kapıdan girilir ve duvar görevi gören yüzeylerinde oturmaya yarayan çıkıntılar ve isteğe göre ortasında bir masa vardır.
Kameriye ürünü, çatısı kapalı ve sıvı izolasyonlu yapıları temsil etmektedir. kameriyelerin en önemli özelliklerinden birisi de yapılardan veya binalardan bağımsız olarak tek başlarına ayakta durmalarıdır.

 

Kameriye ürünlerimiz genellikle ithal çam ağaçlarından imal edilmektedir. İsteğe göre özel Afrika ağaçlarından da (sapelli, ıroco, vb.) yapılmaktadır. Fırınlanmış olarak nem oranının %12-16 arasında tercih ettiğimiz ithal çam ağacı isteğe göre kahverengi ve yeşil emprenye edilerek ağacın mantar ve böcek istilasına karşı uzun yıllar koruyucu görev görmesi sağlanır. Ayrıca en iyi ahşap dış cephe boyalarıyla da istenilen renkte boyanıp ahşabın UV ışınlarından ve olumsuz hava koşullarından uzun yıllar korunması sağlanır.
Kameriye ürünlerimiz istenilen ebatlarda özel proje ve tasarım çalışması yapılarak, müşterilerimizin beklenti ve isteklerine en uygun koşullarda sunulmaktadır.
Kameriye malzemelerimiz, müşterilerimizin istekleri doğrultusunda tasarımlarına uygun olarak atölyede hazırlanır. Yerinde montajı yapıldıktan sonra son rötuş boyası yapılır.
Kameriye ürünlerimizi korkuluklu veya korkuluksuz olarak, ya da oturaklı veya oturaksız olarak tercih edebilirsiniz. Söz konusu korkuluk veya oturak modellerini tüm ürünlerimizde kullanılan veya tarafınızdan beğenilmiş olan farklı kaynaklardaki korkuluklardan tercih edebilirsiniz.
Kameriye ürünlerimizi seperatör veya payanda gibi farklı direk elemanları ile tercihinize göre kombine edebilirsiniz.
Kameriye ürünlerimizin çatı özellikleri; isteğe göre merteklerin altına ya da üstüne ahşap lambri çakılmaktadır. Lambri üzerine üst kalite seviyesindeki markalardan 2 mm veya yapının durumuna göre 3 mm kalınlığındaki membran, ısıtılarak yapıştırılması suretiyle çatı kaplanarak su izolasyonu yapılmaktadır. Membran kaplaması yapıldıktan sonra isteğe göre istenilen renkte şıngıl ya da kiremit döşenmektedir.
Kameriyeler ister evinizin ister villanızın isterseniz işyerinizin bahçesine kurulumu yapılabilir. Kameriyelerin zemin montajı ister beton üzerine isterseniz toprağa kazık çakma yöntemiyle zemini ahşap olarak yapılabilmektedir. Beton üzeri kameriyelerin de isteğinize göre zemini ahşap kaplanabilmektedir.

 Ahşap kameriye tasarımları için lütfen ürünler bölümüne bakınız….

Ahşap hakkında bilmediklerimiz

  1- Amerika’daki konutların ortalama % 90 ının,Kaliforniya’da ise %99 unun ahşap olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

2- Amerika’da , 50 m2 lik “panolu” bir ahşap evin kaba montajını; iki işçinin 5 SAATTE, tüm işçiliğini BİR HAFTADA bitirebildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

3- Yine Amerika’da ortalama büyüklük olan ; 92 m2 lik MÜSTAKİL bir ahşap evin kaba yapısının 9815 $ A YANİ ; 106 $ M2 ye bitebildiğini bu hali ile betonarme bir evden % 30 İLA % 50 DAHA UCUZA çıktığını ; halı,seramik, elektrik , sıhhi tesisat ile ısıtma sistemi dahil m2 maliyetinin 97 MİLYON TL Yİ , EVİN TOPLAM MALİYETİNİN ORTALAMA ; 9 MİLYAR TLYI GEÇMEDİĞİNİ BİLİYOR MUYUZ ?

4- Deprem sigortası priminin beton evlerde ahşap eve göre 5 MİSLİ FAZLA olduğunu ve bütün bu sebeplerden Amerika’da betonarme evde oturmanın bir LÜKS olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

5- Köprülü yalısı 17.YÜZYIL sonlarında inşa edildiğinde Amerika’nın henüz tarihte yer almadığını BİLİYOR MUYUZ ?

6- Şu günlerde İngiltere’de 6 KATLI ahşap sosyal konutların inşa edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

7- Paris’te de 200 M YÜKSEKLİĞİNDE ahşap DOĞAYA SAYGI KULESİnin yapılmakta olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

8- Bunlara karşılık, DÜNYANIN EN BÜYÜK TARİHİ AHŞAP BİNASININ 100 M boyu , sekiz katlı bina yüksekliği ile tam 100 yıldır ayakta olan Büyükada’ki Rum Yetimhanesi olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

9- Betonarmenin ahşaba göre 5 KAT, çeliğin 13 KAT ağır olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

10- 100 m2 lik betonarme karkas sistemin yaklaşık 75 ton, 100 m2 lik ahşap karkas sistemin ise 2.5 – 4 ton arasında geldiğini, böylece temele gelen yüklerin 20 ila 30 kere daha az olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

11- 1cm Kontra plağın veya ahşabın 16 cm betonun ısı izolasyon değerine eşit olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

12- Ahşap kullanılarak 1790 DA 108 METRENİN Ren nehrinde “Limmat” köprüsünde geçildiğini, bugün 160 m açıklığın çatılarda rahatça geçilebildiğini ve şu anda 250m nin de geçilmek üzere olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

13- Hesap sonucu çıkan ahşap kesitinin biraz daha büyüğü kullanıldığında, dıştaki kömürleşen tabakanın doğal bir izolasyon sağlayarak iç ahşabın YANMASINI GECİKTİRDİĞİNİ BİLİYOR MUYUZ ?

14- Belli bir açıklıktan sonra kendini bile taşıyamayan betonun havlu attığını, koruma tedbiri alınmazsa çelik çatının, önce aşırı genleşme yüzünden deforme olarak taşıyıcı özelliğini kaybettiğini 600 DERECEDEN İTİBAREN çökme riski taşıdığını ve bu yüzden 15 DAKİKA içinde çökebildiğini , ısıda genleşmesi sıfır olan ahşap çatının ise yanarak taşıyıcı gücünü kaybedene kadar ORTALAMA BİR SAAT ayakta kalabildiği ve bu yüzden canımızı kurtarabildiğimizi BİLİYOR MUYUZ ?

15- Amerika’nın en büyük ve ünlü yapım firmalarından Skidmore,Ovings&Merrill’in inşa ettiği 120 x 200 m boyutlarında,17.500 kişilik Ütopya salonunun yapımında yine bu yüzden, yani YANGINA DAYANIKLI olması için ahşabın çeliğe tercih edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

16- 1225 de Ren nehrinde inşa edilen Basel köprüsünün 1903 yılına kadar 774 yıl hizmet verdiğini, 13. ve 14.yüzyılda inşa edilen ; ahşap kolon ve çatıları olan Kastamonu: Mahmutbey , Beyşehir: Eşrefoğlu ve Afyon Ulu Camilerinin, özel bir bakıma sahip olmaksızın 600 İLA 700 YILDIR ayakta olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

17- 1500 yaşındaki AYASOFYA’da kemerlerin arasındaki gergi çubuklarının en eskilerinin AHŞAP olduğunu, yani dünyanın en ünlü ve eski yapılarından birinin, ASIRLARDIR AHŞABA GÜVENDİĞİNİ BİLİYOR MUYUZ ?

18- 20.yüzyılın başında “ömrü sonsuzdur” diye anlatılan betonarmenin fiziki ömrünün, KARBONATLAŞMA VE KOROZYON sorunu yüzünden ortalama 60 YIL olduğunun artık bilimsel olarak kabul edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

19- Ahşap yapılarda yaşayanların FİZYOLOJİK VE PSİKOLOJİK AÇIDAN kendilerini çok daha sağlıklı hissettiklerini , betonarme evlerde ikamete mecbur kaldıklarında rahatsızlandıklarını duymuşsunuzdur. Romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları üzerinde , BİZLE BİRLİKTE NEFES ALAN AHŞABIN olumlu etkileri olduğunu , buna karşılık betonun ; sürekli RADON GAZI yayarak bedenimiz üzerinde TOKSİK ETKİ yaptığını da BİLİYOR MUYUZ ?

20- RADON ; radyoaktif bir gazdır. Bu yüzden ,akciğer kanserinden ölenlerin % 14 ünün bina içi radona maruz kalanlar olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

21 Bu yüzden Amerika’da, bodrum katı beton olan evlerde RADON GAZI TAHLİYE ASPİRATÖRLERİNİN 24 SAAT ÇALIŞTIĞINI BİLİYOR MUYUZ ?

22- İstanbul’da 398 ev üzerinde yapılan ölçümde 260 BEKARELe kadar değerler bulunmuştur.Bunların tümü beton evlerdir.. Zemini beton olan iki adet ahşap evde ; 10 BEKAREL ölçülmüştür. Zemini de ahşap geleneksel Japon evlerinde yapılan ölçümlerde ise EN ÇOK 2.9 BEKAREL radon ölçülebildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

23- Tünel kalıp tekniği ile betondan imal edilen apartmanlarda duvarlarda da mevcut çift kat hasır demirin arasından mecburen geçen 220 VOLT ELEKTRİK TAŞIYAN TELLER YÜZÜNDEN MANYETİK ALAN OLUŞTUĞUNU, zihinsel ve fiziksel sağlığımızın bu yüzden risk aldığını da BİLİYOR MUYUZ ?

24- Türkiye yüzölçümünün % 26 sının ORMAN ALANIolduğunu, Avrupa ortalamasının da % 27 olduğunu, bu oranla Türkiyenin, Avrupa ülkeleri içinde en büyük orman yüzeyine sahip olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

25- Orman alanlarımızın ÜÇTE BİRİNİN;KIZILÇAM yani, yapı kerestesi olmaya en uygun türlerden olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

      26- Buna karşılık orman alanlarımızın % 60 ININ BİLİNÇSİZ BAKIM YÜZÜNDEN BOZUK OLDUĞUNU, dünya ortalaması % 5iken, bizde orman ürünlerimizin % 60 ının yakacak olarak kullanıldığını BİLİYOR MUYUZ ?

27- Dünyada ahşabı inşaat sektöründe kullanan ülkelerde ORMANLARIN KÜÇÜLMEDİĞİNİ , tersine ; bilimsel bir yaklaşım ve bilinçli bir koruma anlayışı ile hızla BÜYÜMEKTE OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ ?

28- Amerika’da ormanların her yıl kesilen miktarının % 23 Ü KADAR BÜYÜMEKTE olduğunu ,yani kesilen her 100 AĞACA KARŞILIK 123 AĞAÇ yetiştiğini BİLİYOR MUYUZ ?

29- Son yıllara kadar TÜM UZAKDOĞU’nun ; Japonya, Kore, Tayvan , Çin gibi ülkelerin tomruk ihtiyacını karşılayan Amerika’da her sene ormanların , YÜZÖLÇÜMÜ VE AĞAÇ MİKTARININ ,ORTALAMA % 10 ARTTIĞINI BİLİYOR MUYUZ ?

30- Bu bilinçli yaklaşım sırasında , HAŞARATA DAYANIKLI FİZİKİ MUKAVEMETİ YÜKSEK, HIZLI BÜYÜYEN süper ağaçların geliştirildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

31- Yeni dikilen ağaçların, havanın karbondioksitini yaşlı ağaçlara göre çok daha hızlı fiitre ettiğini, böylece GENÇ ORMANLARIN, şehirlerdeki CO2 yoğunluğundan bizi çok daha çabuk kurtarabileceğini BİLİYOR MUYUZ ?

32- Bu yüzden, BİLİNÇLİ KESİM İLE ORMAN YÜZEYİNİ YENİLEMENİN, ekolojik dengenin daha çabuk kurulmasını sağlayacağını BİLİYOR MUYUZ ?

33- Bu sebeplerden “GREEN PEACE”örgütünün tüm dünyada ahşabın yapıda kullanılmasını desteklediğini BİLİYOR MUYUZ ?

34- Akıllı bir ahşap sanayii ve orman politikası ile, Amerika’daki hızın yarısı olan % 5 BÜYÜME İLE, 14 YILDA orman alanımızı 2 MİSLİ büyütebileceğimizi BİLİYOR MUYUZ ?

35- Depremde bizi öldürenin “SADECE BETONUN AĞIRLIĞI” olduğunu , ahşap evlerde ölüm riskinin sıfıra yakın olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?

36- 20 yıl önce İstanbul’un kültür mirası olarak korunması projesi içinde İstanbul’a gelen Japon uzmanların , dünyada depreme karşı en dayanıklı yapının OSMANLI AHŞAP KARKAS SİSTEMİ olduğunu söylediklerini BİLİYOR MUYUZ ?

37- Kobe depreminden sonra, BİZİM ASIRLARDIR BİLDİĞİMİZ yöntemlerle sağlamlaştırmayı nihayet akıl ettikleri; ağır çatılı ve çöp bacaklı Japon sisteminin ve hantal kesitli Avrupa sistemlerinin değil , bizim ATAMIZDAN KALMA çapraz çatkılı konstrüksiyona özellikle işaret edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

38- Ekonomik kesitli ve akıllıca çatılmış eski ahşap yapılarımızın sağlamlığını elde edebilmek için ,o yıllarda, “bizim teknolojik bilgimize” sahip olamayan İngiltere’deki eski yapılarda 3 MİSLİ KALINLIKTA ahşap kullanıldığını BİLİYOR MUYUZ ?

39- Kesimlik ormanı olamayan İngiltere’de “ahşap” ithal edildiğinden , diğer yapı malzemelerine göre pahalıdır. Buna rağmen BÜYÜK BİR HIZLA İNŞA EDİLDİĞİNDEN , dolayısı ile çok daha KISA SÜRE KREDİ FAİZİ ÖDENMESİ GEREKTİĞİNDEN ve çok daha YÜKSEK İZOLASYON DEĞERLERİNE ULAŞILABİLDİĞİNDEN ahşap evlerin kargire yani taş ve tuğla evlere tercih edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

40- AHŞABIN ÇELİĞE GÖRE BAKIM MASRAFLARI ÇOK DAHA AZ OLDUĞUNDAN ve KİMYASAL ETKİLENMESİ OLMADIĞINDAN İngiltere’de yüzme havuzlarında ve kimyasal malzeme ambarlarında da tercih edildiğini BİLİYOR MUYUZ ?

41- Amerika’daki eski evlerin % 40 ININ MİMAR VE MÜHENDİS DENETİMİNDE YAPILMADIĞINI VE RİSK TAŞIMADIKLARI İÇİN DE DEPREM SİGORTASINA SAHİP OLMADIĞINI BİLİYOR MUYUZ ?

42- SADECE AHŞAP oldukları için , depreme karşı alınması gereken 32 tedbirin % 30 u eksik olan Kaliforniya evlerinin buna rağmen , Körfez depremine eş büyüklükteki depremde SADECE 25 İNSAN KAYBI verdiğini BİLİYOR MUYUZ ?

43- Sıkı bir denetimin ve sigorta şirketlerinin sorunu çözebileceğini sananların ,Türkiye’de yaklaşık 30 bin mimar ve bir o kadar inşaat mühendisi olduğunu, bunların tümünün sigorta şirketlerinde maaşlı memur olarak çalışmaları halinde bile , Ülkenin ihtiyacı olan YILLIK 500 BİN konut kapasitesini denetlemeye yetemeyeceğini BİLİYOR MUYUZ ?

44- Eldeki insan kaynağı ile denetleme gücüne sahip olamayacağımız itiraf edilen betonarmeyi tekrar aynı hararetle kullanmaya kalkışmanın ve “bu kez sağlam olacak” sözüne inanmanın ASIL VE EN BÜYÜK CİNAYET olacağını artık GÖREMİYOR MUYUZ ?

45- Almanya’da tüm yapıların % 23 ünün , Fransa’da % 17 sinin , Türkiye’de ise % 95 inin BETON OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ ?

46- Gelişmiş ülkelerin hiç birisinde Türkiye kadar betonlaşma ile karşılaşmanın mümkün olmadığını ve onların bize göre DAHA APTAL olmadıklarını DÜŞÜNMÜYOR MUYUZ ?

47- Çağın gereklerine uygun teknoloji ve mimari çözüm ile inşa edilen ahşap konutların “Türkiye’de de” BETON EVLERDEN DAHA UCUZA çıkabileceğini BİLİYOR MUYUZ ?

48- En basit teknoloji ile bile inşa edilebilen ahşap konutların bize “OTO KONTROL” olanağı verdiğini, dolayısı ile GÜVENLİĞİNİN çok kolay denetlenebileceğini BİLİYOR MUYUZ ?

49- ÜLKEMİZ TOPRAKLARININ % 92 SİNİN DEPREM RİSKİ TAŞIDIĞINI ve nüfusumuzun % 98 inin yani en az 59 milyon kişinin bu tehlike ile her an yüzleşebileceğini BİLİYOR MUYUZ ?

50- Ve bize cevapları bulduracak bölümün son sorusu: Allah’ın vergisi, doğanın hediyesi aklımızın, en azından geleceğini koruyabilmek için, gerekli kararı vermekten, YENİ VE GÜVENLİ ŞEHİRLERİ kurabilmekten aciz olmadığını DÜŞÜNMÜYOR MUYUZ ?

Ahşap Deprem ve Yaşam

Mimarlık eğitimi verilen kurumlarda ahşaba ilgi gösteriliyor mu?

      Hiç sanmıyorum, çünkü ahşabı bilen kalmadı öğretecek kimse de yok. Geçmeleri biribirine nasıl geçer, kurt ağzı nasıl geçer, bunları bilen de yok. Dolayısıyla da artık ahşap bilgi uzaklığı nedeniyle öğretilmez bir şey haline geldi. Kesinlikle diyebilirim ki ahşabı bugün doğru dürüst öğretmiyorlar, öğrenmiyorlar. Zaten ahşabı öğrenmenin de bir temeli olması gerektir, ahşabı öğrenebilmek için bir kere geometri bilmek lazımdır. Geometriyi doğru dürüst bilen kalmadığına göre, ahşabı öğretseler bile kime öğretecekleri çok şüphelidir. Üçüncü boyutta örneğin: bir asma çatının geçmelerini anlatabilmek ve anlayabilmek için geometri bilgisi şart.

Sizce ahşap kültürünün mimarlık ve mühendislikteki yeri nedir?
Geçmişte tabii ahşap kültürünün yeri engin ve zengindi. Neden öyleydi? Çünkü malzeme çok kullanılıyordu da ondan. Şimdi artık kullanımında bir azalma olmuş. Hatta yangınlar dolayısıyla zaman zaman ahşap yasak da edildi. Karkas yapı neredeyse kalmadı, bugün köylerde ve gecekondularda bile bir ahşap karkas yapıya veya iskelet yapıya rastlamak mümkün değil gibi. Kullanım alanının azalmasıyla birlikte bilgisi de azaldı. Gecekondular bile tuğla veya yığma biriketten yapılıyor. Köylerde dahi ahşabın kullanımının bir derece azaldığını zannediyorum, çok iyi bildiğimi söyleyemem. Ama ahşabı çok eskiden beri ustaca kullanan bölgelerimiz var örneğin; Bolu civarı veya Karadeniz’in doğusu, oralarda da azalma olduğunu sanıyorum. Örneğin; yığma ahşap diye bir tip vardır, kütükleri üst üste koyup birbirine alıştırırlar yatay kapak çıkararak; hatta aralarına pamuk veya ot bile tıkarlar. Bu yığma ahşap yapıların, bizim Bolu dağlarında ve köylerinde örnekleri vardır. Aynı yapı biçimi Sibirya’da, mesela fevkalade çok uygulanıyor. Bizde de uygulanan hatta detayları ve köşe bağlantıları bilinen bir inşaat sistemiydi, bunu bilen de yapan      da dolayısıyla ustası da kalmadı. Ahşap bilgisi sanki divan edebiyatına döndü, unutulur gibi oldu.

Yüzyıllar boyunca geleneksel yapı kültürümüzde çok önemli yeri olan bu malzeme nasıl oldu da son yarım yüzyıl içerisinde terk edildi?
Kullanım açısından terk edildi, ahşabı kullanmak zor, hele hele biçilmiş ahşabı kullanmak daha da zorlaştı. Ekonomik açıdan öteki yapı sistemlerine göre ahşap pahalılaştı asıl faktör bunlar. Sonra hızlı yapı deyince gecekonducu tipler türedi, günde iki bin tuğla işleyen usta gecekondularda önemli adam oldu. Dolayısıyla da ihtiyaç sahipleri ahşap yaptırmaktan uzaklaştı. Bir de ahşabı yapmanın ve kullanmanın da bir kültürü vardır. Bu kültüre ne keresteci sahip ne de bina yaptıracak mal sahibi. Beton öldürür deniliyor yanlış yapılırsa her şey öldürür, bu tarz peşin hükümlerden kaçınmak gerekiyor. Nasıl geliştirilebilir, bugüne gelinmiş olmasına rağmen. Bir kere fiyat açısından bu olay önemli, ikincisi ahşabın kalitesi açısından da önemli. Finlandiya’da örneğin ahşabı öyle terbiye ediyorlar ki içini boşaltıyorlar ve ahşabın içindeki o boşluklara dayanıklı kimyevi maddeler dolduruyorlar, ahşap başka bir şey oluyor metal gibi bir şey oluyor. Yani ahşap bir nevi üniversite tahsili görmüş insana benziyor, o artık kereste değil!.. Ahşabın kalitesinde bir heves yaratmak lazım. Kesildiği gibi işlenmeden, sağda solda kullanılmasını teşvik etmek bu işi hafife almak olur. Bugün ahşap karkas A.B.D’de bile kullanılıyor, mesela Hollywood’da çoğu yıldızlar evlerini ahşap karkas yaptırıyorlar. Orada da bir geleneği var bu işin, bizde mesela yaklaşık 150 cm’de bir ana dikme 10×10-12×2, ondan sonra da arada 50 cm’de bir ara dikme ki 5X10 ya da 6X12 boyutlarında olurdu. Onlar da buna benzer bir şey yapıyor ama onlarda ana dikme yok, hep ara dikmelerle yapıyorlar. Bir iskelete dönüşüyor o, bizde de iskelete dönüşürdü zaten ve doğru yapılırsa sağlam iskelet olurdu örneğin depremde öldürücü olmazdı.

1894 İstanbul depreminden sonra Atina rasathanesinin bir raporunda: “Binaların çoğunun ahşap olması zararın az olmasını sağlamıştır.” satırları yer alıyor. Sizce deprem, mimarlıkla ahşabı yeniden buluşturabilir mi?
Şimdi biz milletçe hep kolayına kaçma huyu edindik, hani eskiden bu kadar değildi bu. 1950’ler de sanki bizim toplumumuz bir değişime girdi. Mostroluk bir geçmiş sevgisi ve gösterisine rağmen, geçmişte ahlaki açıdan ne dayanağınımız varsa, tutarlı neyimiz varsa hepsini unutmaya giriştik. Kültüründen vazgeçen bir toplumun, mantıklıyı arama konusunda da herhangi bir çabası olamaz. Kolayına kaçmak âdet oldu, vurgunculuk müthiş bir yayılma gösterdi. İstatistiki olarak söylemem mümkün değil ama sadece izlenimimi aktarayım: 1950’den önce rüşvet alan memur sayısı ne ise 1950’den sonra bunun on misli, yirmi misli oldu. Rüşvet almayana budala gözüyle bakmaya başladılar. Bu rüşvet çirkinliği ta siyasetin üst kademelerindeki politikacılara kadar yaygınlaştı. Şimdi böyle bir toplum doğruyu nasıl bulacaktır? Ahşapta da bulamaz, hiçbir şeyde de bulamaz! Tabii ahşabı da tanıtırken ve överken aklı başında davranmak lazım yani uzun ömürlü oluşunu, dayanıklı oluşunu ve bunun tekniğinin öteki tekniklere göre veya depreme, yaşama şartlarına karşı nasıl daha dengeli olduğunu anlatabilmek lazım; bu bilgileri ciddi olarak vermek gerekiyor.

Deprem mimarlıkla ahşabı yeniden buluşturabilir mi? Sırf depremin bu bilgiyi vereceğini hiç sanmam. Çünkü deprem felaketi çabuk unutuldu. 1939 Erzincan depreminde 40.000 kişi öldü ve bu ölümlerin büyük nedeni yapı sistemindeki cehalet ve yanlışlıktı. O günlerin duygulanımları unutuldu gitti. Ondan sonraki her depremde politikacılar iri nutuklar verdiler, yeni yönetmelikler çıktı ama kanun çıkararak bir toplum ıslah edilemiyor. Kuşaklara hatta yüzyıllara yaygın kültür ve ahlak geliştirilmesiyle bir toplum ıslah ediliyor. Şimdi toplumumuzda karanlık gözüken, ahlak dışı noktalar hep yüzyıllardır biriken, tohumu atılan şeyler, ama son yarım yüzyılda büsbütün cıvıyan bir hal…

Ahşabı da sevdirmenin ve öğretmenin yolu herhalde önce mantığından, sonra da uzun seneler sabrederek öğrenilmesini sağlamaktan geçer. Öyle iki lakırdıyla, bir panelle olacak bir iş değil.

Eski mimariyi ve tarihi kent dokusunu koruma bilinci nasıl sağlanabilir?
Ahlaki değerleri koruyamadıktan sonra, mimari değerleri hiç koruyamayız. Yüzyıllık camiler niye ayakta da sivil mimari örnekleri yok? Sivil mimarinin bir bölümünü yangınlar aldı götürdü. Ayakta duranlar da taştan yapılmış olanlar, yani yıkılmıyor da ondan duruyor. Onda bile çirkin örnekler verildi; Beyazıt’daki Simgeşhane binasının yarısını Adnan Menderes yıktırdı. Yani bir bütün olan mimari eserin yarısını yol genişletilmesi adına yıktırdılar. İstanbul yarımadasının ve eski sur içi bölgenin, tarihi Bizans ve Osmanlı İstanbul’unun, cibiliyeti tahrip edildi. Büyük yollar açarak ve yüksek katlı binalara izin vererek. Üniversiteler bile vahşi boyutlarda binalar yaptılar, Fen ve Edebiyat Fakültesi’nden, başlayarak ondan sonra da Cerrahpaşa Hastaneleri’ni, ta sahile kadar eski mahalleleri yok ede ede, eze eze yürüterek… Bazı şeyler umutsuzluk doğuruyor, İstanbul’un Kuytu Köşeleri adında yeni bir kitap yazdım ve basılmak üzere yayıncıma verdim. Bu kitap dolayısıyla anılarımı tazeleme gezilerine çıktım yine. İstanbul’da, çocukluğumu yaşadığım sokaklara gittim. Mesela çocukluğumu yaşadığım semtlerden birisi Narlıkapıdır; oraya gittiğimde gördüm ki 1930’lu yıllarda oturduğum ev hâlâ ayaktaydı. Tahrip olmuş, perişan olmuş, ama hâlâ ayakta; imar oraya girmemiş, girememiş nedense(?!) Ve kademe kademe İstanbul’un, şehir mekanları da önce Adnan Menderes imarı gibi tahripkâr ve vicdan dışı hareketlerle, ondan sonra da mesela Boğaziçi’nin daraltılması gibi Bedrettin Dalan depreminin getirdiği olaylarla tahrip edilmekte. Bu şehrin tarihi hırpalanıyor ve bu şehirde örneğin Bizans’ı, ortaya çıkartmak ahlak ve kültür borcudur. Osmanlı dönemi eserlerine de yine hırpalamadan etrafını açmak, hatta gerektiği takdirde etrafına eski binaları yapıştırmak ve o mekanları yaşatmak kabil olmadı. Ne yapıp yapıp, bu tarihten sonra bile bu söylediklerimi yapmaya çalışmakta isabet var. Ama başarılabilir mi? Bizim bu siyaset ahlakımızla ve bu aydın kişi umarsamazlığımızla hiçbir şey halledilemez, umursamazlık var! Hani bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen ve bunu atasözü olarak nesiller boyu birbirine nakleden bir milletin yakın bir gelecekte, yakın bir yüzyılda atılım yapması beklenemez.

Yaşadığınız ahşap evlerden örnekler verebilir misiniz?
Samatya’da, Narlıkapı semtinde Narlıkapı çıkmazı 34 numarada oturduk. Üç katlı ahşap bir evdi, genişliği 4.5 metre, -öyle konak filan sanılmasın!..- derinliği 8 metre olan bir giriş katı vardı, üstünde de iki kat daha vardı. Giriş katında bir oda bir mutfak, üst katlarda da ikişer oda bulunuyordu. Kiracıları (yani insan kiracıları) ayrı yaşarlardı da fareler müşterekti. Karkas binanın içinde farelerin hem döşeme aralarında hem de karkas duvar içinde muazzam bir trafiği vardı. Yine hatırlıyorum, 1930’lu yıllarda bir gündüz vakti deprem oldu. Demiryolu kenarında otururduk. Demiryolunun öbür tarafındaki ahşap evlerin çiftetelli oynar gibi göbek attıklarını gördüm. O senelerde sebep belki başkaydı ama binalar farelerle çok ilgiliydi, tahtakuruları da vardı. Tahtakuruları bir bela idi. Tahtakuruları ahşap evlerde yuva yapabiliyorlardı. Tabii akar suyumuz yoktu, örneğin elektriğimiz de yoktu. Elektrik 1935 yılında yapıldı, böyle altı kişilik bir ekip geldi. Sabah hat döşemeye başladılar akşama eve elektrikler yandı. Biz şaşkınlık içinde katlar arasında koşuşmaya başladık, “orası da aydınlık, burası da aydınlık!” diye. İdare lambası adı verilen tek mumluk lambalar vardı, onlarla yolumuzu bulurduk. Tabii elektrikli ev aleti diye bir şey de bilmezdik, karpuz kuyuya sallandırılırdı ki serinlesin diye. Yalnız bir başka fark vardı. O zaman fukara pazarı olan Samatya çarşısında ucuz ucuz levrek ve barbunya ve koskoca kılıçbalıkları dilimlenir, okka hesabı satılırdı. İstanbul, kebap bilmezdi, İstanbul balık yerdi, nüfusu şimdikinin yirmide biri kadardı, balık da yirmi misliydi denizde çeşit vardı. Palamut yiyenler yadırganırdı. Çünkü daha müstesna balıklar vardı. Lüfer mevsimi ibadullah, uskumru ibadullahtı. Biz ya yelkenle ya da kürekle Ahırkapı’ya giderdik çapari sallardık, ilk çekişimizde istavrit gelmişse onları denize atar oltaları toplar geri dönerdik. İstavriti yemezdik yahu, biz uskumru yerdik Samatya’da. Açtık filan ama denizden de ekmeğimizi çıkarırdık ve ucuzdu da. 1950’den sonra İstanbul, tarihinde ilk kez 1.000.000’u aştı insan kalabalıklaştı, balık azaldı, kebap başladı. Ben İstanbul’un, tarihini ikiye ayırıyorum zaten “kebaptan önce ve kebaptan sonra!..” diye. Ve biz kitap okurduk kitap! Eminönü Halkevi bizim cennetimizdi, zaten evde -mangallı tek odalı- ders çalışamazdık da Samatya’dan yürüye yürüye Eminönü Halkevi’ne giderdik. Orada soba yanardı ve biz bir yandan hem ders çalışır hem de kitaplıktaki binlerce kitaptan yararlanırdık. Sefildik ama hayatımızdan şikayet etmiyorduk ve ülkenin geleceğinin parlak olacağına tam bir iman içinde inanıyorduk. Şaibeli politikacıların ülkenin kaderine hakim olabileceği gibi bir olasılık hiç mi hiç aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Dolayısıyla biz yine de mutluyduk ha…

Meslek yaşamınızı anlatabilir misiniz?
O zamanlar okulumuzun adı Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’ydü. Orada öğrenciyken hele savaş zamanı, yoksulluk içindeyken, para kazanmak zorundaydık saati otuz kuruşa resim çizerdik. Para kazanma gerekliliği bizi gece gündüz geberesiye çalışmaya zorlardı. Kötü öğrenci değildim, iyi öğrenci olduğumu da utanmadan söylerim. Bütün derslerimizi iyi öğrenmek için yırtınırdık, bize statik ahşap, çelik ve betonarmeyi hocamız Turgan Sabis bey öğretti. Gencecik bir adamdı, daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesör oldu. Alman ekolünden Vorhölzer, Bruno Taut, Wilhelm Schütte gibi önemli hocalar da vardı. Akademi’nin Mimarlık bölümünü canlandıran uluslararası seviyeye çıkarmaya yardımcı olan önemli insanlardı. Türk hocalarımız arasında da çok değerli isimler vardı örneğin Turgan Sabis gibi, Turgan Sabis’ten öğrendiğim statik ve ahşap bilgisiyle 1944’de 25 metre açıklıkta bir ahşap çatı projesi yaptım ve sonra o proje uygulandı. Tekel Genel Müdürlüğü inşaat şubesinin danışmanlığını yapan Prof. Feridun Arısan vardı. Projeleri o kabul ederdi ahşap çatının statik hesabını ve projesini götürdüğüm zaman bana: “Kim yaptı bunu?” diye sorunca “Ben yaptım” dedim, bu sefer “Sen kimsin yahu?” deyince mimarlık öğrencisi olduğumu söyledim. Beni sınava çekti hepsini benim yaptığıma ikna olduktan sonra Feridun Arısan bana statik işlerini verdi. Savaş yıllarında açlıktan kurtulmanın yollarından birini de böyle bulduk. O ahşap çatı İzmir’de Halkapınar Şarap Fabrikası’nın ek inşaatında uygulandı. Ayrıca Düzce’de yine öğrenciliğimde inşaat idare ediyordum. Devlet o aralar acil konutlar yaptırıyordu. Bir yandan orada ahşap bina projeleri yaptım, statik projeleri de dahil. Yaptığım projelerde adımı gördükleri zaman “doğru yapılmıştır” diye hemen tasdik ederlerdi. Daha o yıllarda yeni mimarken uyguladığım, statik hesabını yaptığım betonarme ve çelik binalarım da vardır. Kısacası öğrenimimi bitirdikten sonra serbest mimarlık çalışmalarımı ara vermeden sürdürdüm. 1957-1972’ye kadar 15 yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak bulundum. Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandık. Yarım yüzyılı aşkın meslek yaşamımda spor salonlarından büyük endüstri tesislerine kadar çok sayıda proje ve uygulamaları gerçekleştirdim.

Ahşabı öyle terbiye ediyorlar ki içini boşaltıyorlar ve ahşabın içindeki o boşluklara dayanıklı kimyevi maddeler dolduruyorlar, ahşap başka bir şey oluyor, metal gibi bir şey oluyor. Yani ahşap bir nevi üniversite tahsili görmüş insana benziyor, o artık kereste değil!..

Ahşabı da sevdirmenin ve öğretmenin yolu herhalde önce mantığından, sonra da uzun seneler sabrederek öğrenilmesini sağlamaktan geçer. Öyle iki lakırdıyla, bir panelle olacak bir iş değil.

 Kaynak: www.ahsapev.com.tr

 

Ahşap evin faydaları ve bakım için yapılması gerekenler

     Ahşap konstrüksiyonlu evler depreme karşı en iyi mukavemeti sağlayan evlerdir.
Ahşap bina da kullanılan keresteler boyuna , enine ve dikine kullanıldığı için kereste kendine has olan fiziksel özelliklerini binaya aktarmaktadır. Dolayısı ile bina ahşaba ait tüm özellikleri bünyesinde bulundurarak, doğal koşullara karşı binayı en iyi biçimde korumaktadır. Gerekli olan , kullanılan ahşaba uygun , üretim anlayışıdır. İnsan sağlığına zarar vermeyen emprenye ve boya malzemelerini ürünlerimizde kullanmaktayız. Çağdaş birleştirme detayları ve kereste kullanımı firmamızın güncel olarak takip ettiği ve geliştirdiği unsurlardır. Laminasyon ve lamine profillerin kullanımında uzman kadromuz bu alanda üretimine devam etmektedir. Uygulamalarımız daki başarımız en önemli referansımızdır.

Ahşabın temel özellikleri ;

      Darbe yalıtımı yapar. Fiziki darbeleri dalgalar halinde bünyesinde taşırken etkisini azaltır. Ahşap beton ve çeliğe göre daha fazla yük taşır. 1kg ahşap , bir kg beton ve bir kg çelikten daha fazla yük taşıyabilmektedir. Isı yalıtımı yapar. Ağaç canlı bir organizma olmanın gereği olarak , hücresel bir yapıya sahiptir. Hücreler ağaç kesimini müteakip , kuruma sürecinde içlerindeki sıvıyı % 12- 20 seviyelerine kadar kaybederler. Bu yapısı ile kereste artık ısısı çok yavaş değişen ve ısısal geçirgenliği çok azalmış olan ürün olur.
Uzun ömürlüdür. Kurutulmuş kerestenin ömrü artmaktadır. Emprenye uygulandı-ğında ömrü 7-10 kat artar. Doğru kullanıldığında ise kereste çok uzun ömürlü hale gelmektedir. Kerestenin yapısı, kullanılan alanlarda sağlamlık ve uzun ömür sağlar. Kerestenin lifleri insanın iskeletine, liflerin arasındaki dokuda insanın kas dokusuna benzetilebilir.

Nefes alır. Doğal ve sıhhatlidir. Fiziki ve psikolojik gerginliği bünyede ve çevrede barındırmaz. Yapı malzemeleri arasında insan psikolojisine iyi gelen en önemli yapı malzemesidir. Kullanıldığı alanlarda bulunan insanlarda huzur duygusu oluşur. Az uyku ile dinlenme gibi fiziksel özelliklerin ruha yansımasının sonuçları insanlarda gözlenmiştir.
Yenilenebilir tek yapı malzemesidir. Günümüzde dünyada kereste üretimi yapılan bölgeler aynı zamanda yeni dikim ve bakım alanları haline gelmiştir. Kerestenin değerini her geçen gün anlayan insanoğlu keresteyi yeniden üretilen bir ekonomik değer haline getirmiştir. Çevresel bilinçlenmenin ve çevresel etkileşimin, çevresel tüketim ile gelişeceğini, zaman bize göstermiştir.

Ahşap evlerin yararları;

  • Ahşap yapılarda yaşayanların fizyolojik ve psikolojik açıdan kendilerini cok daha sağlıklı hissettiklerini?
  • Ahşabın insanla birlikte soluk aldığını, romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları üzerinde olumlu etkileri olduğunu?
  • Japon deprem uzmanlarının, tüm dünyada depreme karşı en dayanıklı yapının Osmanlı ahşap karkas sistemi olduğunu açıkladıklarını?
  • 1894 istanbul depreminde, kalitesiz ahşap yapıların bile yıkılmadığını yanlarındaki güzel, yeni ve demirle bağlanmış kagir yapıların tümüyle yıkıldığını?
  • ABD’deki konutların yaklaşık yüzde 90’ının ahşap olduğunu?
  • Şiddetli bir deprem sonrasında hasar gören betonarme bir yapının yıkılmak zorunda olduğunu, hasar gören ahşap bir yapının ise kısa sürede onarılıp, tekrar içinde yaşanılabileceğini?
  • Betonarme-karkas dışında kalan tüm yapım sistemlerinde, zaman içinde hasar gören taşıyıcı elemanların, yapı tümüyle yıkılmadan onarilabildiğini, hatta değistirilebildiğini?
  • Ahşap yapıların cok hafif olduğunu, kolay kolay çökmediğini, çökse bile içinde bulunanları öldürmediğini?
  • Bir depremde, başlıca ölüm nedeninin yalnızca betonun ağırlığı olduğunu?
  • Betonarmenin, ahşaba gore 5 misli, çeliğin 13 misli ağır olduğunu?
  • Marmara ve Bolu depremlerinde ahşap yapılarda yaşayanlardan hiç kimsenin yaşamını yitirmediğini?
  • Tarihten günümüze ulaşan en güzel sarayların, tapınakların ve diğer görkemli yapıların hiçbirinde beton kullanılmadığını ve binlerce yıldır ayakta kaldıklarını?
  • 1225’te Ren Nehri’ne yapılan ahşap Basel Köprüsü’nün 1903 yılına dek 774 yıl hizmet verdiğini
  • 13’üncü ve 14’üncü yüzyıllarda yapılan, ahşap kolon ve çatıları olan Kastamonu, Mahmutbey, Beyşehir, Eşrefoğlu ve Afyon Ulu camilerinin, özel bir bakım yapılmaksızın 600-700 yıldır ayakta olduğunu?
  • Dünyanın en büyük tarihi üç ahşap yapısından bir tanesinin, 100 metre boyu ve sekiz katlı bir binaya eşdeğer yüksekliğiyle tam 100 yıldır ayakta olan Büyükada’daki Rum Yetimhanesi olduğunu?
  • 1790’da, ahşap kullanılarak ve hiçbir taşıyıcı eleman olmaksızın 108 metre “açıklığa” ulaşıldığını, bugün bu açıklığın 250 metreye ulaştığını?
  • Yangına dayanıklı olduğu için, dünyanın önde gelen mimarlarının ahşabı çeliğe yeğlediklerini?
  • Bir yangın sırasında, gerekli kesitin biraz daha büyüğü kullanıldığında, dıştaki kömürleşen tabakanın iç ahşabın yanmasını geciktirdiğini?
  • Bir yangın sırasında, çelik bir çatının 600 dereceden sonra çökme riskinin belirdiğini ve 15 dakika içinde çökebileceğini buna karşılık ahşap bir çatının ortalama 1 saat ayakta kalabildiğini ve bu yüzden insanların canlarını kurtarma zamanlarının olduğunu?
  • Ahşabı, yapı sektöründe kullanan ülkelerde ormanların küçülmediğini, tersine bilimsel bir yaklaşım ve koruma anlayışı ile büyümekte olduğunu?
  • ABD’lilerin, yaşadığı topraklar üzerinde yalnızca 200 yıldır ev yaptıklarını, Anadolu’da ise 10 bin yıldır geleneksel yöntemlerle ev yapıldığını?
  • ABD’lilerin, depreme karşı yaşam güvenceleri için, Anadolu insanının binlerce yıldır tanıdığı, uyguladığı ve 1940’lara dek de sürekli geliştirdiği ahşap-karkas yapı sistemini yaygın biçimde kullandıklarını?
  • Bugün gerekli önlemler alınır, ahşaba dönülürse ve doğa da bize 20 yıl “avans” verirse, Türkiye’nin tüm deprem riskinden 20 yıl içerisinde tümüyle kurtulacağını?
Ahşap evlerin bakımı için ipuçları,
      Ahşap evinizin bakımını kısıtlı bir bütçe ayırarak kendiniz de yapabilirsiniz. Bunun için öncelikle ne zaman, hangi bakımı uygulayacağınızı bilmeniz gerekir. Böylece zamanında müdahale ederek ahşap evinizin her zaman yepyeni görünmesini sağlayabilirsiniz.Ahşap yapıyı korumada ilk adım; emprenye
Yapılardaki ahşap, yapım öncesinde koruma altına alınmalıdır. Bunun için ahşabın ön koruma denilen; emprenye sisteminden geçirilip fırınlanması gerekir. Emprenye, ahşabın yapısına uygun olarak seçilen bir koruyucu maddenin ahşabın bünyesine geçirilmesidir. Bu zehirli maddeler, ahşabın harap olmasına yol açan mantarların oluşumunu önler.Emprenye işlemi neden gereklidir?
Emprenye olan ahşap çürümez, korozyona uğramaz, hava şartlarından, böcek ve mantarlardan etkilenmez. Zamanla eğrilip bükülmez ve üzerinde çatlamalar meydana gelmez. Bu sistem uygulandığı takdirde ahşap, minimum 50-60 yıl dayanabilir ve ölümsüzleştirilebilir. Ahşap yapıya, püskürtme yoluyla da emprenye yapılabilir.Ahşabın üzerindeki reçinelerin yakılması
Macun ve boya işlemlerine geçilmeden önce, varsa ahşaptaki reçineler sıcak hava tabancaları (sıcak hava üfler) veya pülümüs ile (gaz ocağına hortum takılarak alev püskürtülmesi) yakılarak reçineler akıtılmalıdır. Yangın tehlikesine karşı sıcak hava üfleyen tabancaların tercih edilmesi daha uygundur.Uygulanacak boyanın seçilmesi
Dış cephelerde, istediğiniz her boya malzemesini kullanamazsınız. Sadece, ahşabın kabul edeceği ve ahşabın özellikleri düşünülerek geliştirilen boyaları kullanmanız gerekir.
Ahşabın suyu emmesini engelleyen, nefes almasını sağlayan, esnek, çatlamayan, uzun ömürlü ve dökülmeyen boyalar tercih edilmelidir.Boyama sırasında dikkat edilecek noktalar
Ahşaba, boyadan önce kesinlikle macun çekilmemeli, sadece ek yerlerine ve başlarına macun uygulanmalıdır.
Cepheye macun çekildiği takdirde, boya ile ahşap arasında ikinci bir tabaka oluşup zamanla dökülmelere yol açar. Bu nedenle macun sürmeyip, yüzeydeki ahşap tesirini almak daha doğru olacaktır.Aylık bakım sırasında yapılması gerekenler
Her ay ahşap yapıların üzerindeki toz, küf ve bakteriler, hafif nemli bir temizlik ürünü ile alınmalıdır. Bu işlemin, çok sıcak saatlerde ve ıslak bezle yapılmaması gerekir. Çünkü bu, ahşapta çatlamalara ve ahşabın çalışmasına neden olabilir. Ahşabın yerle teması önlenmeli ve ahşap, arkasındaki boşluklardan mutlaka hava almalıdır. Nemli bez ile temizlenen yüzey, kuru bir bez ile de tekrar kurutulmalıdır.
Yaz aylarında görülen reçine akmaları daha fazla akıp ahşabı sarartmadan yakılmalıdır.
Çalışmayan pencereler ve şişmiş kapılar zamanında müdahale edilerek bir marangoz tarafından tamir edilmelidir.
Yer döşemelerinde açılmalar var ise; ahşabın biçimine uygun dolgu macunları ile kapatılmalı ve o noktalarda, böcek ve bakteri oluşması önlenmelidir.Yer döşeme cilasının seçimi
Yer döşemesi ahşap ise cila olarak su bazlı olanlar kullanılmalıdır. Su bazlı cilalar insan sağlığına zarar vermez ve kalıcı bir kokuları yoktur. Sert ve dayanıklı cilalar, aşınmaya karşı dirençli oldukları için tercih edilebilir. Su bazlı cila her yıl bir defa bir kat uygulandığında, ahşabın bakımı yapılmış olacaktır.Yıllık bakım sırasında yapılması gerekenler
Yılda bir ya da iki yılda bir dış cephede görülen çatlak ve çürük bölgelerde gerekli onarım yapıldığı takdirde, ahşap yapının ömrü de uzayacaktır.

Çatlakların macunlanması:
Ultraviyole ışınlar ve nem, ahşabın en büyük düşmanıdır ve çatlaklar oluşturur. Dış cephelerde, eğer varsa, her yıl çatlaklar, süper dolgu malzemeleri ile doldurulmalı (çatlayan malzemenin yenisiyle değiştirilmesi daha uygun olacaktır) ve boya işlemi yapılmalıdır.

Çürüyen ahşapların değiştirilmesi:
Cephelerde görülen çürümüş ahşaplar; macun veya boya ile doldurulup geçiştirilmemeli, mutlaka yenisiyle değiştirilmelidir. Aksi takdirde, çürüyen ahşap, çevresindeki ahşaplara da zarar verecektir. Her yıl olmasa bile iki yılda bir defa temizlenip kurutulmuş yüzeyler, fazla sıcak olmayan bahar aylarında bir kat örtücü boya ile boyanmalıdır. Bu boyalar asetik asit serpintisi, klorlu hava ve klorlu tuz serpintisine karşı dayanıklıdır.

Eski eser ahşap evin korunması:
Eski eser ahşap evlerde, ağacın yaşını uzatacak korumalar yapmak yerine (ağacın ölmesine neden olabilir), ilk haline uygun olarak kullanmak daha iyidir. Yapının uzun süre dayanması isteniyorsa ahşap emprenye edilebilir; ama bu sistem uygulandığında ağaç tamamen ölür. Restorasyonda ağacın kendi devrindeki gibi kullanılması esas prensiptir. Dış cephelerin bakımı zor denir, ama teknik boyalarla boyanıp bilinçli uygulamalar yapıldığında, dış cephe boyasının 8-9 yıl ömrü vardır.  7-8 yılda bir bakımdan geçirildiği takdirde, ahşabın içine hiçbir şekilde atmosferik etki girmediği için, çok uzun yıllar yaşayabilir.

 

MİMARLIKTA AHŞAP

Zaman ötesi bir yapı malzemesi ahşap her çağda ve her toplumda ustaların elinde, biçimlenen ve günümüze kadar ulaşan, geniş bir kullanım alanına sahip doğal bir yapı malzemesidir.

Her toplumda, ancak ustalarıyla var olmuş bu malzemenin dışavurumculuğu, sadeliği ve özgürlüğü altında bütünleşen gizi, çeşitli örneklerinde görebilen ortak özellikleridir. Eskiler bir zenginlik göstergesi olarak ahşabı yapılarında gizlemeyi hiç düşünmemişlerdir. Bu sayede bizler ahşap ustalarının geleneğini bugün de görme ve tanıma olanağı bulabiliyoruz. Çoğumuzun yakın çevresinde tanıştığı ahşabın verdiği tadı başka hangi yapı malzemesinde bulabiliriz?

Ülkemizde, artizanal düzeyde kullanım alanı çok yaygın olan bu yapı malzemesi yalın ve masif şekliyle sınırlı alanlarda kullanıldığından, çağdaş yapı teknolojisi ile ahşap arasındaki ilişki henüz kurulamamıştır diyebiliriz.

Günümüzde yeniden fark edilen ahşabı sadece geleneksel bir yapı malzemesi olarak görmek de doğru değildir. Ekolojik çevre ve doğal değerlere cevap veren bu organik malzeme üzerine fiziki ve kimyasal işlemler yapıldığında, kullanım alanı çok daha genişleyerek çağdaş bir yapı malzemesi olarak kullanımı yaygınlaşmaktadır.

Ahşabın yapı malzemesi olarak kullanımından vazgeçilmesinde ve hatta geleneğin ortadan kalmasında, bu malzemenin üretimindeki güçlükler ve maliyetinin yüksek oluşundan söz edilebilir. Örneğin ahşap geleneğinin çok eski ve köklü olduğu ülke Finlandiya’da bile bu malzemenin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kullanımının terk edildiği ve hatta yasaklandığı bilinmektedir. 4 yıl kadar önce Finli bir mimar ” Finlandiya’da ahşap yeniden keşfedildi” diyordu.

Türkiye’deki yapı üretiminde bu malzeme münferit uygulamalar dışında mimarimize istenilen düzeyde girememiştir. Eskiden yapının taşıyıcı sistemini oluşturan ana kapı kaplama malzemesi olarak kullanılmış iken, günümüzde ise dekoratif bir malzeme olarak sınırlı bir alanda kalmıştır. Bugün bu malzemeye talep ancak bireysel ilişkilerle oluşmakta, gelir düzeyi yüksek kişilerin, biraz da nostaljik hevesleri için kullanılan bir malzeme konumundadır.

İstanbul’da yapılan bir toplantıda Finli mimar Asko Takala, bu malzemenin çağdaş kullanımı için şu noktalara dikkat çekmişti.” Ahşabı geleneksel yöntemlere göre kullanan da var, geleneksel atmosferi kullanan da. En zor olanı, mimarların ahşabın gereklerini unutmaları ya da bilmemeleri… Yeni çözümler sunarken ne yaptığınızı bilmelisiniz! Hem bir mimar olarak onun içinde yaşayacak, çalışacak bir kullanıcı gibi düşünmelisiniz.”

Ahşap, mimarlara tasarlama sürecinde, bir araç ve aynı zamanda yol göstericidir. Önceleri öğretici bir araç, bu yapı malzemesi sonraları mimarlara yenilikler peşinde koşma olanağı da verebilir. Resim ve heykel olduğu gibi, yapılarında ahşabı kullanan mimarların düşüncelerini okuyabilmek mümkündür. Bir mimar ahşabı kullanarak bir strüktür oluşturduğunda olası riskleri de göz önüne alır. Bu malzemenin olanakları aynı zamanda tasarımcının düşüncelerini geliştirmek için bir fırsat olarak da görülebilir.

Bir yapıda ahşap kullanılarak oluşturulan strüktürü izlemek, malzemenin masif veya yapıştırma olarak kullanılması ile mümkündür.  Ahşabın doku, yoğunluk ve teknik taşıyıcı özellikleri farklılık gösterir. Tüm türlerin benzer tek özelliği ahşabın organik canlı yaşayan bir malzeme olmasıdır. Deneyimli ustalar malzemeyi işlerken ahşabın huylusunu, huysuzunu anlarlarmış. Tasarımcıların bu malzemeyi çok iyi bilmeleri gerekir. Ustaların elinde uysallaşan bu malzeme, öyle ki mimarın ahşabı tanıyan ustalara bağımlılığını artırır.

Bugün tartışılan konu: ” Bu geleneksel malzemenin gizin kaybetmeden kullanma alanının genişletilmesi nasıl gerçekleşebilir? Bir diğer deyişle; evrensel bir yapı malzemesi olan ahşabın inşaat sektöründe çağdaş kullanıma dönüşümün geç kalınmış olmakla birlikte konu nasıl ve ne şekilde sağlanır?

Çevresel yararı ve ekolojik denge yapısı yüksek, yani aradığımız çağdaş bir malzeme özelliğini taşımaktadır. Çünkü inşaat sanayinde kullanılacak ahşabın üretim alanlarının plansız bir kontrol edilemeyen konumları bu malzemenin standart dışı ve norm oluşturamaması, bu nitelikleri ile de inşaat mühendislerinin gündeminden düşmesine neden olmuş, bu nedenle ülkemizde yapı teknolojisindeki gelişmelerin paralelinde bu malzeme neden gelişme olanağı bulamamıştır?

Doğada insanla mimari arasında sıkı bir işbiriliği, ahşabın mimari yapının önemli bir öğesi olduğunda, bu ilişki kendiliğinden kurulmaktadır. Denilebilir ki ahşap, insanlarla doğrudan ilişki kuran tek yapı malzemesidir. 20. yy’da yapılmış olan hataların en büyüğü, teknolojiye bağlı yaratıcılığın, mimarın işiyle be malzemesiyle olan duygusal ilişkilerini koparmasıdır.

Tasarımda çoğu zaman işlevselciliğin ağırlık kazanması, yapının nasıl etki bırakacağından daha önemli olmuştur. Ekolojik sorunlar, yaşanabilir insan çevresi istekleri ve mimarların yeni form arayışları gibi eğilimler, kısmen de olsa, ahşabı kullanarak oluşturulan bir strüktür işlevselliği oluşturuduğu teknolojiye bağımlı monotonluğu bir başkaldırı, olmasını sağlayabilir.

Diğer taraftan, inşaat şirketleri ve yatırımcılar da, yatırım maliyetlerini düşüren ucuz sistem arayışlarını sürdürmektedirler. Doğal gelişim süresi içinde sadece mimarların yeni form ve strüktür arayışları, bu malzemenin yeniden değerlendirilmesi için yeterli olmamaktadır. Sadece mimarların değil mühendislerin ve inşaat sektörünün belirleyicisi durumunda olan yatırımcıların da bu malzemeyi benimsemesi ve malzemenin özünü kaybetmeksizin geliştirilen bir teknoloji, ancak ahşabın kullanım alanını genişletebilir.

Geleneksel mimaride temel yapı malzemelerinden biri olan ahşabın, bugün de yapının taşıyıcı sisteminde de kullanılmasının sürdürülmesi konusunda ısrarcı olmak ne derece doğrudur? Genelde yapının taşıyıcı sistemini oluşturan strüktürün dışında da örneğin örtü, panel veya kaplama elemanı mekanın belirleyicisi temel malzeme olarak kullanılması yaygınlaştırılması yararlı olacağı inancımı taşımaktayım.

Enternasyonal platformda, mimarların özgür ve sınır tanımaz tasarımlarına, çağımızın hızlı yaşamına ve üretim gereksinmesine cevap veren, yapı teknolojisindeki gelişmeler, örneğin çelik ve alüminyum gibi malzemelerin sağladığı olanaklar, ne yazık ki, uzun süredir, ahşabın üstünlüğünü elinden almıştır. Şunu unutmamak gerekir ki mimarın mekan tasarımı ve kurgularındaki form arayışları ve eğilimlerindeki özgür davranışları ancak bu malzemeyi kullanarak oluşturmaları mümkündür. Mevcut teknik sorunların çözümleri, üretimlerin paralelinde her zaman bulunabilir.

Yenilikler arayışı ve disiplinlerin sınırladığı tasarım olanaklar, çoğu zaman, mimarların geçmişle bütünleşmede ve kopya etmede endişe ve korku yaşamalarına neden olmaktadır. Sanırım önemli olan geleneğin günümüzdeki algılama yorumlama düşüncesini oluşturmak gerekir.

Aynı malzemeyi kullanarak farklı yapılar oluşturmak mimarların elindedir ve mimarlık tarihi bu örneklerle doludur.
Benzer olmaktan korkmamak gerekir…

Makale: Ersel Gürsel/Mimar

İç mekanlarda kullanılabilecek ahşap merdiven tasarımları

Butik Masif Merdiven Tasarımları

İç mekanlarda bulunan merdiven modelleri zarif ve dekoratif görünümleriyle evlere farklı bir estetik katıyor.
Evlerin iç tasarımlarında mimarların en çok sıkıntı duydukları  konulardan bir tanesi de ev içi merdiven modellerini nasıl seçecekleridir. Özellikle modern ev tasarımlarında dekorasyonda şıklığın tamamlayıcısı görevini ev içi merdiven modelleri ile gerçekleştirilmektedir.
İç mekan merdiven modelleri seçimleri yapılırken ev iç tasarımında kullanılan malzemeye de dikkat edilmektedir. Ev içinde ahşap kullanılmışsa ahşap merdiven malzemesi kullanımı gerekmektedir. Evlerde tasarlanacak merdiven modelleri genellikle bir üst kata çıkışı en kolay sağlayacak yönde olmalıdır.
Evlerde en şık tasarım olarak dönen merdiven modelleri bilinmektedir. Ama kimi zaman düz merdiven modelleri arasından da seçim yapılabilmektedir. Cam merdiven, beton merdiven, ahşap merdiven, çelik merdiven seçenekleri arasından seçimlerde bulunarak evinizin tasarımını gerçekleştirebilir; farklı görünümler elde edebilirsiniz. Merdivenleri ev dekorasyonunuza yeni yaptırdığınız gibi eski merdiven modellerinizde de değişiklikler gerçekleştirerek evinize yenilik kazandırabilirsiniz.
masif merdiven 1
masif merdiven 2
masif merdiven 3
masif merdiven 4
masif merdiven 5
masif merdiven 6
masif merdiven 7
masif merdiven 8

MEKÂNA GÖRE AHŞAP DECK TASARIM ÖNERİLERİ

Suya dayanıklı ahşap deck kaplama ve uygulama örnekleri özellikle dış mekan tasarımlarında ahşap materyalin deformasyona ve bozulmaya uğramadan uzun yıllar kullanılmasına olanak vermektedir. 
Ahşap deck kaplamaları , havuz kenarlarında, dış mekân yürüyüş yollarında, teraslarda, banyo içi, küvet altı gibi ıslak zemin üzerinde, yat ve gemi güvertelerinde uygulanan dış hava şartlarına dayanıklı ahşap malzemedir. Tüm bunların dışında kameriye, veranda ve pergola gibi ürünlerin zeminlerinin kaplanmasında da kullanılmaktadır. Burada kullanıldıkları yerlere göre bazı ahşap deck tasarım örnekleri bulunmaktadır.
 
 
 
 
     
 

 

İDEA ELEGANT AHŞAP SAKSI TASARIMLARI

İDEA ELEGANT AHŞAP SAKSI TASARIMLARI 
Ahşap saksılar dış mekanın dekorasyonunu tamamlayan aksesuarlarından bir tanesidir. Özel tasarlanmış veranda köşelerinde, kamelya içlerinde, ahşap kış bahçelerinizde kullanabileceğiniz elegant ahşap tasarım saksılar İdea’dan. Çok farklı modelleriyle size uygun bir skala yakalamaya çalışan firma bahçelerinize estetik kazandıracak iddialı işler yapmakta. GNC Ahşap distribütörlüğünde ilk defa Türkiye pazarına girecek olan İdea firması diğer ahşap tasarımlarıyla ve ayrıca Türkiye’de özel müşteriler için  yeni tasarımlar üzerinde çalışmaktadır.
EVA 

 

ADAMO 

 

GRACİA 

 

PARK

 

gncahsap_ideayumru_ahsapmetalsaksı (3)
YUMRU

gole,kamel