Posts

Isıl Ahşap – Thermowood

Isıl Ahşap – Thermowood

Ahşabın ısıl işlem görmesi ahşabın, en az 180°C ısıda, buharla korunarak pişirilmesidir. Buhar ahşabı korur ayrıca ahşapta oluşan kimyasal değişimleri etkiler. Su buharı kullanılarak yüksek ısılarda gerçekleştirilen termal işlem çevre dostu bir prosestir.

Termal işlem sonrasında, ahşabın birçok özelliği kalıcı olarak değişir. Kızgın buhar ile yapılan işlem sayesinde ahşap, boyutsal özelliklerini en iyi şekilde koruyacak yapıya erişir. Ayrıca, ahşabın ısıl izolasyon özellikleri işlem görmemiş halinden daha iyi hale gelir. Yeterince yüksek ısılarda gerçekleştirildiğinde bu işlem, ahşabın çürümeye karşı olan direncini arttırır. Ahşabın ısıl işlem görmesi mukavemetini az da olsa düşürmektedir. Uygulanan ısıl işlem neredeyse bütün ağaç çeşitlerinde gerçekleştirilebilmektedir. Isıl işlem ile üretilen renk tonları ahşap yüzeyine yağ veya pigmentler uygulanarak korunabilir.


Mukavemet Özelliği


Isıl işlemin, ahşabın eğilme mukavemet özelliği üzerinde etkisi vardır. Ahşabın mukavemeti ve yoğunluğu genellikle birbirini etkileyen özelliklerdir. Isıl işlem sonrasında Thermowood ahşabın yoğunluğu biraz düşmektedir. Düşük ısılarda yapılan işlemler, ahşabın esnekliğini arttırır (böyle ahşaplar iç mekanlar için kullanışlı olur). Yüksek ısılarda yapılan işlemlerde ise esneklik azalır (böyle ahşaplar ise dış mekanlar için kullanıma uygundur). Ahşabın esnemeye karşı mukavemetini test etmek için iki yöntem kullanılmaktadır: bir yandan çatlaksız materyale kısa bir çekme uygulanır. Diğer yandan doğal kusurlar içeren başka bir parçaya uzun çekme uygulanır. Test sonuçları, uygulama sıcaklığı 200 °C üzerine çıktığında, çam yapısının değiştiğini ve mukavemetin önemli ölçüde azaldığını göstermiştir.

Uygulama ısısının yanında, Thermowood ahşabın eğilme mukavemeti, ahşabın nem içeriğine de bağlıdır. Çünkü Thermowood ahşabın nem içeriği dengesi düşüktür, spesifik durumlarda içeriğindeki nem düşükken mukavemet değerleri işlenmemiş ahşaba göre yüksek olabilir. Thermowood ahşap, yüksek taşıma kapasitesi gerektiren projeler için tavsiye edilmemektedir. Teras, balkon, veranda, gemi güvertesi gibi dış mekan uygulamalarda kullanımı daha uygundur.

Thermowood ahşabın sertliği, işlenmemiş ahşap ile karşılaştırıldığında, uygulamaların yoğunluğuna göre gelişir. Özellikle iğne yapraklı ağaçlardan elde edilen ahşaplarda, geliştirilmiş sertlik, aşınmaya karşı direnci arttırmak gibi bir çok yarar sağlamaktadır.


Üstün Su Yalıtımı


Isıl işlem, ahşabın su geçirmezlik özelliğini arttırmaktadır. İçeriğindeki azaltılmış nem dengesine bağlı olarak, belirli hava koşullarına maruz kalan Thermowood ahşabın da nem oranı azalır. Diğer önemli avantajları, gelişmiş boyutsal kararlılığı ve hava sıcaklığı, ahşabın nemi, güneş ışığı gibi fiziki koşullar ahşapta fiziksel stres oluşturan etkenlerdir. Bu koşullardan etkilenmemesi sayesinde dış mekan uygulamalarında kullanıma uygundur.

Havadan veya yağmurla gelen bakterilerin oluşturduğu safsızlıklardan dolayı işlenmemiş ahşapta küflenme olabilir. Thermowood üzerinde küf oluşabilir ancak yalnızca yüzeyde oluşur, ahşabın içine nüfuz ederek zayıflamasına neden olmaz. Silinerek, yıkanarak veya kazınarak ahşaptan uzaklaştırılabilir.

Bir çok doğal materyalde olduğu gibi, güneş ısığından gelen UV ışınları Thermowood ahşabın rengini değiştirmeye elverişlidir. Ahşabın direkt güneş ışığına maruz kalması zaman içerisinde koyu kahve renginde değişikliğe yol açabilir. Yapılan testlerde öncelikle rengin açıldığı gözlenirken, 2-3 yıl içerisinde griye dönebilir.

Uygulama yapılan alanda üzerine koruma uygulanmadığında, içeriğindeki azaltılmış nem ve neme bağlı boyutsal kararlılığına rağmen, UV ışınları ahşap üzerinde küçük çatlaklara neden olabilmektedir. Bu çatlakların sayısı, işlenmemiş ahşapta bulunan çatlak sayısına eşdeğerdir.
5 yıl hava koşullarından kaynaklanan stres denemeleri göstermiştir ki; Thermowood ahşabın nem içeriği, işlenmemiş ahşaba oranla %50 daha düşüktür. Yüzey giydirme maddeleri pigment içermez.

Isıl işlem görmüş ahşap, görmemiş ahşaba göre daha iyi boyanır. 5 yıl boyunca devam eden testler, vulkanize ve su bazlı akrilik boyaların foksiyonlarının işlenmiş ahşap üzerinde, işlenmemiş ahşaba göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bu boyalar ile boyanan işlenmiş ahşapta soyulmanın çok az olduğu belirlenmiştir.

Dış cephe boyaları Thermowood üzerinde daha iyi sonuçlar vermektedir. Thermowood için en iyi yüzey giydirme sistemi, astar yağı içeren ve solvent bazlı alkid boyalar ya da su bazlı akrilik son kat boyalarıdır.


Üstün Çürüme Direnci


Isıl işlem ahşabın çürüme direncini önemli ölçüde arttırmaktadır. Çürüme direncinin artışı, ahşap hücrelerinin kimyasal yapılarının değişimine dayanmaktadır. Isıl işlem ile hemiselülozların hidrolizi ve sayılarının azalmasının sonucu olarak asedik asit oluşmaktadır. Bu sayede, çürümeye neden olan mantar ve böceklerin beslenmesini sağlayan maddeler büyük ölçüde yok olur ve ısıl işlem görmemiş ahşaba göre çürümeye karşı daha dayanıklı olur. Düşüh Ph seviyesi de çürümeyi yavaşlatan etkenler arasındadır. Standard EN 113’e göre yapılan testlerde, ısıl işlem görmüş ahşabın çürüme hızının düşüklüğü cesaret vericidir. Çürüme testleri, laboratuar ortamında 8.,16. Ve 32. Haftalarda gözlenen ahşap ağırlık kaybı vb. özelliklerin ölçüldüğü testlerdir.

Aynı zamanda ısıl işlem görmüş ahşabın, biyolojik dayanıklılığı 5 yıldır saha çalışmalarında da gözlenmektedir. Yapılan saha çalışmaları şunu kanıtlamıştır; ısıl işlem görmüş ahşapların çürüme direnci, bugünkü AB sınıfı çam ahşaplardan %70 daha iyidir. Test sonuçları, ısıl işlem görmüş ahşabın diş mekanlarda kullanıma uygun olduğunu göstermektedir. Hava koşullarından çok etkilenen mekanlarda Thermowood ahşap, ısıl işlem görmemiş ahşaplardan daha kullanışlıdır. Çürüme direncinin artması için ahşabın 200°C’de pişirilmesi gerekmektedir.


Nem İçeriği Dengesi


Azaltılmış nem içeriği dengesi, Thermowood için yeni uygulama olanakları üretir. Thermowood, uygulama alanında nemden kaynaklanabilecek şişme ve büzülme gibi sorunları minimuma indirir. Örneğin, Thermowood kullanılan yazlık ev zeminlerinde, ahşaplar arası boşluk oluşmamaktadır.

220 C’lik yüksek sıcaklıklarda işlem görmüş ahşapların nem içeriği, diğer yöntemlerle üretilen ahşaplara göre yarı yarıya azdır. Ahşabın nem değeri, havanın neminin artışına oranlı artma gösterir.

Thermowood’un içeriğinde düşük neme sahip olması, çürümeye karşı direncinin de fazla olduğu anlamına gelmektedir. Pratikte havanın içerdiği nem, thermowood’un nem dengesini arttıramaz. Böylelikle çürümeye neden olan mantarlar barınamaz. Havadaki nem %90’dan fazla olsa bile, Thermowood’un içerdiği nem %15 civarında kalır. Mantarların ahşap üzerinde yaşayabilmesi için en az %20 nem oranı gerekmektedir.

Azaltılmış Neme Bağlı Boyutsal Kararlılık


Ahşaptaki boyutsal kararsızlığa neden olan havadaki nem oranının etkileri, ısıl işlem görmüş ahşapta, diğer ahşaplarla karşılaştırıldığında %20-90 oran aralığında azalır. Ahşabın düşük büzülme eğilimi, düşürülmüş nem içeriği dengesi ve absorbsiyon hızının azalması boyutsal kararlılığı arttırır. Thermowood ahşabın her mevsimde boyutsal kararlılığı, ısıl işlem görmemiş ahşaba göre daha iyidir.

Thermowood ahşapta oluşan önemsiz derecede küçük nem ile ilgili boyutsal değişiklikler ahşaptaki hemiselülozların bozunmasına dayanır. Hemiselülozların bozunması, bir miktar su tutma özelliği olan hidroksil grubunun indirgenmesi ile birlikte ahşabın daha kararlı hale gelmesini sağlar.

Bu işlemden sonra, Thermowood ahşabın nem içeriği değişse bile, ahşabın boyutunun değişmediğini görülmüştür. Thermowood ahşabın nem kaynaklı boyutsal değişimi, ısıl işlemin yoğunluğunun artışı ile azalır.Örneğin 190°Csıcaklıkta, nem kaynaklı boyutsal kararsızlık, işlem görmemiş ahşaba göre %20 oranında indirgenir. Isıl işlemin ardından ahşap dış mekan kullanımına uygun hale gelir, işlem sıcaklığı 210-220°C’lere çıktığında ise %40-50 civarında indirgenme olur. Boyutsal kararlılığın çok önemli olduğu ahşap endüstrisinde, Thermowood ahşabın boyutsal kararlılığı, uygulamada çok önemli avantajlar sağlamaktadır.

Thermowood ahşaplar, havadaki nem ve sıcaklık değişimlerine karşı ön görülen boyutsal kararlılık konusunda mükemmel uygulama olanakları sağlar.

Uygulama sırasında ve son kullanıcı için önemli ölçüde yarar sağlayan, azaltılmış şişme ve büzülme oranıyla Thermowood ahşap; ahşap ürün endüstrisi için, inşaat malzemesi, kapı ve cam çerçeveleri olarak yeni bir seçenek sunmaktadır. Ahşabın boyutsal değişiminin azalmasına ve kullanım sırasında oluşan eğriliğin oranına ısıl işlemin etkisi açıkça gözlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, koruyucu ile kaplanan ve kaplanmayan Thermowood ahşap, boyutsal özelliklerini aşılanmış ve ısıl işlem görmemiş ahşaba göre daha iyi korur.

Son olarak, azaltılmış nem kaynaklı boyutsal değişim ile ilgili olarak, işlenmemiş ahşapla karşılaştırıldığında azaltılmış kuruma gerginliği bir artı olarak eklenebilir. Bu, ahşabın bölünen parçalarında ve marangozlukta avantaj sağlamaktadır.


Renk Değişimleri

Termal ahşabın gösterdiği renk değişimleri planlama ve iç mekan dekorasyonlarında yeni çözümler için temel sağlar.
Termowood renk değişimini ısıl işlemin süresi ve ısısı etkilemektedir. Ahşabın yapısındaki ligninin bozulmasının sonucu olarak renk değişimi meydana geldiğinden yüksek ısılarda, bozunan ligninle doğru orantılı olarak koyu bir görünüm oluşur. Renk değişimi bütün ağaç türleri için neredeyse aynıdır. Isıl işlem, ahşabın rengini her noktada aynı tonda değiştirmektedir.

Ahşap ürün endüstrisinde ham madde ve yüzeye uygulanan çözeltiler birbirine benzerdir. Darbe ve çizilmeler renklendirme işleminde problem oluşturabilir. Isıl yöntemle renk verme işleminde uygulanan ısının şiddetine, süresine ve yüzey kaplama malzemesine bağlı olarak final tonuna ulaşılır.

Ahşabın rengini koruması için güneş ışığının UV ışınlarından korunması gerekir. Thermowood’un yüzey kaplaması olmadığı sürece, tüm ahşap malzemeler gibi UV ışınlarından etkilenerek solar ve grileşmeye başlar. Kozalaklı ağaçta, kısa ve uzun vadede renginin tutarlılığı ve yoğunluğu normal olarak değişir.

Ahşapların son kullanım amacına uygun olarak her parti üründe aynı ton yakalanabilmektedir.

Ahşap Pencere Doğrama

Ahşap Pencere Doğramaları

Binaların ışık almasını ve havalandırılmasını temin etmek maksadıyla, duvarlara bırakılan pencere boşlukları, camlı bir çerçeve ile kapatılır. Bunlar ilk bakışta göze çarptığından yapının mimarî güzelliğini etkiler. Bu nedenle uygun şekilde ve biçimlerde tertiplenmeleri gerekir.

İmar yönetmeliklerine göre pencere genişlikleri, oda döşeme alanının en az 1/10 kadarı alınır. Pencerenin döşemeden yüksekliği, (pencere altı) oda ve salonun kullanma şekline, manzara durumuna göre değişik tertiplenir. Bu yükseklik normal oturma odaları pencerelerinde 0,78 m. manzaralı odalarda 0,50 m.dir. Büro pencerelerinde 1,0 m, mutfak pencerelerinde 1,25 m, arşiv pencerelerinde 1,50 m, vestier encerelerinde 1,80 m.ye kadar çıkarılabilir. Balkon pencerelerinde de hiç konmayabilir. Pencereler genişliğe göre, tamamen veya kısmen açılabilen kanatlardan teşekkül eder.

Pencereler, hangi şekillerde yapılırsa yapılsın umumiyetle üç ana parçadan oluşur.

Bunlardan birincisi telöre, ikincisi pencere kanadı, üçüncüsü ise pervaz’dır.

1. Telöre : Pencere kanatlarını tutan ve bunları duvar boşluğuna tespit eden sabit çerçeve kısmına denir. Ekseriya 4 – 4,5 cm. genişliğinde, çam kerestesinden yapılır ve duvar kenarlarına yerleştirilen ağaç takozlara tutturulur. Pencere aralıklarından sızan yağmur sularının içeriye akmamaları için telöre alt başlığına, üzeri oluklu parapet tahtası ilave edilir.

2. Pencere Kanadı : Pencerenin cam takıldığı sabit ve hareketli kanatlarını teşkil eden kısımdır. Hareketli kanatlar, içeriye veya dışarıya doğru açılır. Kar ve yağmur sularının içeri girmemesi için alt tarafa yağmurluk denilen bir tahta çakılır. Sabit kanatlar, üzerindeki camın dış taraftan kolaylıkla silinebilmesi için, uygun detaylarla tertiplenmesi icap eder.

3. Pervazlar : Telöre (Pencere anası), duvardaki takozlara tespit edildikten sonra, arada kalan boşlukları kapatmak maksadıyla kapılarda olduğu gibi pervazlar konulur. Bu pervazlar kapılarda hem ön ve hem arka köşelerde iki taraflı olarak tertiplendiği halde pencerelerde, ekseriya sadece iç kısımlara takılır ve köşeler, kapı pervazlarında olduğu gibi birleştirilir.

Pencere Açılış Şekilleri

a. Yana Açılan Pencereler : Pencereler normal olarak yana doğru, içeri veya dışarı istikamette açılırlar. Menteşe ile telöreye bağlanan kanatlar, menteşe ekseni etrafında döndürülmek suretiyle hareket ettirilir.

b. Sürme Pencereler : Kanatları yatay ve dikey olarak açılan pencerelere sürme pencereler adı verilir. Yatay olarak sürülen kanatlar, kızak veya makaralar üzerinde yürütülerek hareket ettirilir. Düşey sürülenler ise el veya yukarıya takılan makaralar yardımıyla açılır, kapanır.

c. Döner Pencereler : Bu tip pencereler, ortaya konan bir mil ile, kanadı bu eksen etrafında sağa – sola (düşey) veya yukarı – aşağı (yatay) döndürülmek suretiyle açılıp, kapanması sağlanır. Fazla soğuk iklimlerde veya hâkim rüzgara marûz mıntıkalardaki oturma odaları, salon vs. gibi yerlerin pencereleri, 0,10 – 0,15 m. aralıkla çift pencere şeklinde tertiplenir. Böyle pencereler hava cereyanına imkân vermedikleri gibi toz ve gürültünün de içeriye sızmasına mâni olur.

Pencere, Kepenk ve Panjurlar

Eve güneş, soğuk, yağmur ve rüzgarın girmesine mâni olmak, aynı zamanda hırsıza karşı korunmak maksadıyla pencerelere kepenk pancur ve Stor’lar yapılır. Bunlar m2 olarak  imal olunur ve takılır.

a. Kepenkler : Daha ziyade kır, köy ve dağ evlerinde kullanılır. Kuşaklar üzerine çakma kanatlarla dışa takılır. Dışarıyı görmek ve hafif aydınlık almak için kanatlarda ufak delikler bırakılır.

b. Panjurlar : Sayfiye ve şehir evlerinde pencerelere, kepenk yerine pancurlar takılır. Bunlar ağaç malzemeden olduğu gibi, bazı firmalar tarafından çok çeşitli biçimlerde plastik malzemeden de yapılmaktadır.

c. Storlar : Bilhassa özel surette yapılan resmî binalarda pencereler, güneşten kepenk ve pancur yerine dar ve ince çubukların birbirlerine bağlanmasından meydana gelen storlar kullanılır. Çok muhtelif şekillerde yapılan storlar, pencerenin üstüne yerleştirilen bir kutu içindeki bir mile sarılarak toplanır. Aynı zamanda pencerenin iki kenarına uzatılan demirlerin desteklerine yaslandırılarak açılan storlar, çok güneşli günlerde havalandırmayı da sağlar. Bu hareketlerinden dolayı bu tip storlara projektörlü stor adı verilir.

d. Jaluziler : Odaya güneşin girmesini önlemek maksadıyla binanın iç kısmına takılan paletli perdelerdir. Plastikten çeşitli renklerle yapılır. Aşağı – yukarı hareket ettirilir. Özel tertibatlı paletlerin döndürülmesiyle, ışık düzeni sağlanır.

AHŞAP DOĞRAMALAR

Mekanların aydınlatılması, havalandırılması ve estetik görünüm sağlaması amacıyla yapılan kasa ve kanattan oluşan yapı elemanıdır.

Çeşitleri

1- Tek kanatlı pencereler

2- Çift ve çok kanatlı pencereler

3- Yatay menteşeli pencereler

4- Döner pencereler

5- Sürme pencereler

6- Çift yüzeyli pencereler olmak üzere sıralanırlar

Ahşap Doğramalarda Kullanılan Kereste Çeşitleri

1- Yerli Keresteler

a- Sarı çam, kızıl çam, kara çam

b- Köknar.

c- Sedir.

2- Yabancı Keresteler

a- Sibirya çamı.

b- Sapelli, sipo, tiama, acajou, ıroko, ayous, limba

AHŞAP DOĞRAMANIN AVANTAJLARI

• İlk olarak haşerelere karşı insan sağlığına zarar vermeyen kimyasallarla korunuyor. Pencerelerin ömrü 80 ile 150 yıla kadar çıkabiliyor.

• Yangın tehlikesine karşı özel koruma sistemi var. Üstelik cilalar ve boyalar sayesinde yanma özelliği minimuma indiriliyor.

• Yerinde söküldükten sonra az bir zayiatla tekrar kullanılabilir.

• Yapılan araştırmalara göre ahşap; insanla birlikte soluk alıp, romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları üzerinde olumlu etkiler oluşturuyor.

• Ahşap çok hafif bir malzeme olduğu için bina temeline daha az yük iletilir.

DEZAVANTAJLAR

• Ahşap sıcakta çeker.

• Homojen bir malzeme değildir ve bu yüzden mukavemeti lif doğrultusunda değişebilir.

• Rutubete maruz kalması mantarlaşma riskini arttırır.

• Yanıcıdır ve yanan yerin bir daha kullanımı mümkün değildir.

• Mukavemeti düşüktür

Ahşap Doğramalar

Ahşap Doğramalar

Ahşap, insan hayatında önemli yer tutan bir malzemedir. İlk çağlardan beri kullanılan bu malzeme, su ve toprak gibi vazgeçilmez doğal kaynaklar arasındadır.  Ancak teknolojik gelişmelerin metalleri ve bazı kimyasal bileşimleri endüstriyel olarak kolayca işlenebilir hale getirmesi, ahşap sanayisini oluşturamamış ülkelerde ahşaba olan ilgiyi azaltmıştır. Ancak Amerika ve Avrupa ülkelerinde ahşap ev inşaatlarında, kapı ve pencerelerde son derece yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Doğramalar; yapılardaki hava, ışık, görsel ilişki ve mekanlar arası bağlantıyı sağlama işlevleri ile yalıtım, güvenlik ve denetimi birlikte yerine getirmek durumunda olan yapı elemanlarıdır. Konut, hastane, büro, okul, alış-veriş merkezi gibi farklı yapıların fonksiyonlarına göre değişik duvar yapısı ve aydınlatma ihtiyacı vardır. Bu amaçla, doğrama malzeme ve sisteminin seçimini etkileyen; güvenlik, denetim, yalıtım, mimari estetik ve maliyet sınırlamaları gibi bir çok husus bulunmaktadır.

Kapı-Pencere Yapımında Kullanılacak Ağaç Türü Odunlarının Seçimi

Kapı pencere yapımında kullanılacak ağaç malzemenin seçiminde genelde özellikle ağaç malzemenin direnç, çalışma, dayanıklılık, yüzey işlemlerine ve tutkallamaya uygunluk gibi özellikleri gözönünde tutulur.

• Kapı ve pencerenin hareketli kısımlarının dikliğini korumak için ağaç malzemenin içine konulan elastikiyet modülü düşük olmamalıdır.

• Artan sertlik derecesi ile kapı ve pencere elemanlarının kenarlarının çarpmaya karşı direnci artar.

• Ağaç malzemenin “çalışmasının çok” olması nedeniyle ağaç malzemenin birleşme yerinin dayanıklılığı, sızdırmazlığı ve yüzey işlemlerinin
sağlamlığı azalır. Bu nedenle doğrama malzemesi “çalışması az” ağaç türlerinden olmalıdır.

• Mantar ve böcek etkilerine dayanıklı olmalıdır. Ağaç malzeme, böcek ve mantar etkilerine karşı doğal olarak dayanıklı değil ise, emprenye
edilebilme niteliğine sahip olmalıdır.

• İşlenme ve tutkallanma özelliği iyi, çivi ve vida tutma kabiliyeti yüksek olmalıdır. Özellikle yapraklı ağaçlarda yarılmalara engel olmak için
vidalama ve çivilemeden önce ön delikler açılmalıdır.

• Yüzey işleme maddelerini iyice bağlamalıdır.

• Macun, metal ve sentetik maddelere karşı uyumlu olmalıdır.

• Kullanılan ağaç malzemenin rutubet miktarı, büyüme özellikleri, kesiş şekli, işlenme türü, dış koşullara karşı korunması gibi özellikleri de kapı ve pencere yapımına uygun olmalıdır.

Pencereler doğrama, kasa ve camdan oluşmaktadır. Doğrama ve kasaların ahşapta genellikle teknik kurutulmuş keresteden yapılmaları gerekmekle beraber, ülkemizde buna gereken önem verilmediğinden deformasyonlar yaşanmaktadır.

Birinci sınıf ağaçlardan seçilerek uygun nem oranına getirilene kadar elektronik fırınlarda tutulan ahşaplar masif olarak veya iki-üç kat lamine, edilerek doğrama profilleri haline getirilir. Doğramalar alışılagelmişin dışında düzgün bir yüzeye getirildikten sonra emprenye edilir. Ön koruma işleminden geçen ahşap, PVC, alüminyum, beton ve çelikten daha dayanıklı ve uzun ömürlü hale gelmektedir. Dolayısıyla, çürümez, korozyona uğramaz, hava şartlarından, böcek ve mantarlardan etkilenmez, zamanla eğrilip bükülmez ve üzerinde yüzey çatlakları
oluşmaz. Ön koruması yapılan ahşap 60 yıl dayanabilmektedir.

Ahşap pencerelerde dikkat edilecek ilk husus kullanılan yer ve bölgeye göre uygun ve kaliteli ağaç türünün seçimidir. Hava koşullarının sert olduğu bölgelerde dayanıklı ve kusur oranı düşük ahşap cinsleri tercih edilmelidir. Doğrama yapılacak ağacın cinsi ve kalitesi önemlidir ancak, bu tek başına yeterli değildir. Ağacın işlenme yöntemi de kaliteyi etkileyen bir faktördür. Ağacın işlenmiş masif olarak kullanılması durumunda radyal yıllık halkaların dar olması gerekmektedir. Radyal çizgiler ağacın dönme, bükülme ve hatta boya uygulamalarında yüzey sorunlarını da beraberinde getirdiğinden risk taşımaktadır.

Pencere doğraması olarak kullanılacak ağaç malzemenin yüksek kalitede, mantar ve böcek tahriplerine karşı dayanıklı, çalışma (rutubete bağlı olarak meydana gelen boyut değişmesi) değerleri düşük, rutubetinin %12±3 arasında olması gerekmektedir. Ayrıca, yıllık halkaların (ibreli) ağaç türlerinde dar ya da orta genişlikte, yapraklı ağaç türlerinde ise geniş olması tercih sebebidir.

Pencerelerin takıldığı yerde en uzun sürede deforme olmadan ve estetik bir şekilde durabilmesini sağlamak için, günümüz teknolojisi sağlıksal açısından olumsuz unsurlar taşımayan emprenye, su bazlı renklendiricili ve vernikler kullanarak yapılan üretimden kaliteyi olumlu etkileyen bir sonuç elde etmektedir. Bu tür malzemeler ahşap pencerelerde ilk etapta maliyetleri biraz yukarı çekecek ancak uzun vadede toplam maliyetlerin düşmesine yol açacaktır.

Ahşap pencerelerin sabit bölümü olan kasanın tipi pencerenin ağırlığına, bağlanacağı duvarın şekline ve pencerenin konstrüksiyonuna bağlı olarak; telaro, blok, derin ve karma kasa olarak uygulanabilir. Bu tip masif ahşap kasalarda birleştirme şekline, emniyetine ısı, ses ve rutubet izolasyonuna dikkat edilmelidir.

Ahşap pencerelerde özellikle yüzey işlemlerinden önce konstrüktif koruma önlemlerinin önemi her geçen gün artmaktadır. Çeşitli ülkelerde bu konuda standartlar hazırlanmış bulunmaktadır. Bu standartlara göre pencerelerde ağaç malzemenin korunması aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır.

Yapıyı oluşturan mekanların birbiriyle ve dış mekanla bağlantısını ve ilişkisini sağlayan doğramalar (kapı ve pencereler); gerek boşluğun kuruluşu gerekse doğramanın gerçekleştirilmesiyle çağlar boyunca yapı geleneğindeki değişimlerin başında yer almıştır. Kullanılan malzeme ve yapım özellikleri açılarından şantiye dışında üretilen ilk yapı elemanı kapı ve pencere doğraması olmuştur. Özel durumlar dışında mimarlarca özgün şekilde detaylanan doğramalar, önce marangozhanelerde, sonraları çeşitli donanımlarla zenginleşen atölyelerde,
daha sonraları da seri üretim ve stoklara yönelen doğrama fabrikalarında üretilmiş, kullanıma hazır bir durumda yapıya getirilerek monte edilmeye başlanmıştır.

Doğramada Ahşap Malzemenin Avantajları

Ağaç malzeme, değişik renk ve görünüşe sahip olması, el aletleri ve makinalarla kolayca işlenebilmesi, çivi, vida ve tutkal gibi malzemelerle istenildiği şekilde birleştirilebilmesi, özgül ağırlığının düşük olmasına rağmen direncinin yüksek olması, kusurlu malzemenin yenisiyle kolayca değiştirilebilmesi, boya ve cila ile çok daha çekici hale gelebilmesi, bulunabilir ve ucuz malzeme olması nedenleriyle doğrama yapımında kullanılmaktadır.

Ahşabın doğrama malzemesi olarak kullanılmasının avantajları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;

• Doğal malzeme olması,

• Kolay işlenmesi,

• Boya ve vernik gibi yüzey işlemleri ile estetik değerinin artırılabilmesi,

• Gerekli ön koruma işlemlerinden geçirilmiş ise ahşap doğrama uzun ömürlüdür,

• Isı yalıtım niteliği yüksektir. Ahşap doğrama her iklim koşulunda daima en yüksek ısı yalıtım özelliğine sahip yapı bileşenidir. Örneğin; metal doğramalarda ısı yalıtımı için ek donatım gerekmekte, oysa ahşapta hiçbir ekstra masraf yapılmadan ısı yalıtımı sağlanmaktadır. Bu özellik nedeniyle ahşap tüm ulusların yapı standardizasyon sistemlerinde kolayca kabul edilmektedir,

• Doğru şekilde yapıldığı takdirde hava ve su geçirmez,

• Yük taşıma kapasitesi en yüksek pencere doğramasıdır,

• Ses yalıtım kapasitesi yüksektir,

• Genleşme katsayısı düşüktür,

• Fiyatı ucuzdur,

• Bakım ve onarımda kalifiye işçilik zorunlu değildir,

• Ahşap doğrama kullanımı geri dönüşebilirlik, üretim esnasındaki enerji döngüsü ve insan sağlığı açısından bilinçli bir çevreciliğin göstergesidir.

Bugün dünyada kullanılan bütün malzemeler çevre sağlığına etkilerinin olumlu veya olumsuz olması ile değerlendirilmektedir. Bu amaçla, üretimden tüketim aşamasına kadar her aşamada doğayı kirletmesi, üretimi için gerekli enerji miktarına bağlı olarak çevrede sebep olduğu üretim ve tüketim artıklarının çıkarabileceği gazlar, malzemenin tekrar kullanılabilmesi gibi kriterlerin ışığında yapılan ahşap, PVC ve alüminyum doğramaların ekolojik uyum değerlendirme sonuçlarına göre ahşap en yüksek PVC en az puana sahiptir.

Doğramada Ahşap Malzemenin Dezavantajları

Ağaç malzemenin yanıcı olması ve bünyesine su alarak çalışması gibi özelliklere sahip olması ahşap için bir dezavantajdır. Fakat bunlar günümüzde bir takım işlemlerle giderilmektedir.

Bazı özellikler dışında, ağaç malzeme doğrama yapımı için en uygun malzemedir ve bir doğramadan beklenilen özellikler bakımından en yüksek performansa sahiptir. Fakat ahşap doğramanın da dezavantajları vardır. Bunlar genellikle üretimdeki hatalardan ve ahşap doğrama sektöründeki eksikliklerden kaynaklanmaktadır.

Peyzaj Mimarlığında Ahşap Kullanımı

Peyzaj  Mimarlığında Ahşap Kullanımı

Ahşap, peyzaj mimarlarının önemli yapı materyallerinden birini teşkil etmektedir. Fiziksel (çalışma, ses ve ısı yalıtımı) ve mekanik özelliklerinin alternatif olan diğer materyallere nazaran daha yüksek olması, kolay işlenebilmesi, renk, form ve doku çeşitliliği, çevreye dost bir malzeme olusu, doğa ile uyumlu bir ahenk oluşturması ve maliyetinin düşük bulunması ahşabın peyzaj mimarisinde tercih edilme sebeplerinin en basta gelenlerini oluşturmaktadır. Günümüzde gazebo, pergola, köprü, merdiven, çocuk oyun elemanları, döşeme, bank, çiçeklik, çöp kutuları, vb. peyzaj donatı elemanlarında ana ve yardımcı malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; peyzaj mimarlarının ahşabı kullanım alanları ve tercih sebepleri araştırılmıştır. Bu amaçla tasarım ve uygulama alanında çalışan peyzaj mimarları ile anket yapılmıştır.

Sonuç olarak ahşabın peyzaj mimarisinde her zaman vazgeçilmez ve alternatif bir öge olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca peyzaj mimarlarının %97.5’i ahşabı kullanmaktadır.

GİRİŞ

Ahsap, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden günümüze kadar barınak, yapı malzemesi, yakıt, silah, ulasım (köprü, gemi.) ve çesitli araç-gereçlerin üretiminde kullanılmıs ve kültürlerin gelisimine katkıda bulunmus dogal bir kaynaktır. Ahsap, insan yapısı ile uyumu, nefes alma özelligi ile radon gazı konsantrasyonunun çok düsük olması, hafifligi, depreme karsı dayanıklılıgı, tasıyıcılık ve statik açıdan hesaplanabilir yüksek degerlere sahip olması, yangına karsı yüksek direnci ve yangın esnasında uzun süre tasıyıcılık özelligini kaybetmemesi, ısı, ses, ısık yalıtımı ve diger fiziksel özellikleri ile insan için en konforlu yapı malzemesidir. Ahsap, geleneksel ve çagdas her türlü tasarıma cevap veren, görsel ve estetik açıdan her türlü detay ve tasarımı destekleyen özelliklere sahiptir. Ahsap, islenmesi en kolay malzemelerden biridir. Tasarımdaki kısıtlamaları ortadan kaldırabilen, en noktasal detaylarda dahi sasırtıcı güzellikte etkilere ulasabilen, her türlü tasarımı kolaylıkla destekleyebilen, ayrıca, diger tüm yapı malzemeleri ile hem teknik, hem de estetik olarak uyumlu ve sorunsuz kullanılabilen bir malzemedir. Çogu zaman sorun olan baglantı detayları, ahsap söz konusu oldugunda, çözüm getiren ek detaylarla çok daha etkili ve estetik hale gelebilmektedir. Böylelikle tasarımdaki görsel zenginlik ve süreklilik kolaylıkla saglanmaktadır. Renk, doku ve fiziksel özelligi ile insan üzerinde olusturdugu olumlu psikolojik etkisiyle, dogayla uyumlu ve konforlu yasamlar sunan tasarımların olusmasında etkili olabilmektedir.

Ahsap malzemenin peyzajda kullanımı, özellikle dogal ve geri dönüsümlü bir yapı malzemesi olması, dogaya uyumu, tasarımda esneklik saglaması, kullanım kolaylıgı (sökülüp yeniden kullanılması, sistem içindeki parçalarının degistirilebilmesi, vb.) fiziksel ve mekanik dayanımının yüksek olmasına ve ahsabın diger donatı yapı materyalleriyle kolaylıkla ve estetik olarak kombine olmasına dayanmaktadır. Ahsap bu özellikleri ile çok çesitli peyzaj donatı elemanlarında (pergola, gazebo, çit, korkuluk, duvar kaplama, bank, çöp kutuları, vb.) yapı
materyali olarak kullanılmaktadır.

Ahsap her devirde, islenilebilirligi, dogallıgı ve dogaya uyumu ile tercih edilmistir. Ahsap, kerestenin sınırlı olarak kullanıldıgı tas ve kagir yapı kültürlerinde bile pergola, gölgelik ve diger bahçe elemanlarının yapımında kullanılmıstır. Özellikle hafif olması, kolay islenmesi, elastik olması ve uzun mesafelerde tek parça olarak kullanılabilirligi tercih edilebilirligini arttırmıstır. Ancak kolay temin edilmesi, barınak ve ulasımda (köprü, gemi, kayık yapımı) yogun kullanımı ahsabın hızla tükenmesine neden olmus ve bunun neticesi olarak bir zamanlar Akdeniz Bölgesinde yogun olarak kullanılan ahsap peyzaj donatı elemanları azalmıstır.

Ahsap malzemenin peyzajda kullanımına iliskin tarihi dönemler incelendiginde birçok medeniyette ahsabın kullanıldıgı görülmüstür. Eski Mısır Medeniyeti döneminde (MÖ 3000 – MÖ 333) ahsap malzeme, gölgelik amacı ile yapılan pergolalarda kullanılmıstır. Roma Medeniyetleri döneminde (MÖ 753 – MÖ 395) ahsap, kereste olarak öncelikle gemi ve benzer ulasım araçlarında kullanılmıstır. Ancak tepelik yerlesim alanlarındaki villa bahçelerinden, meyve ve süs bitkileri bahçelerine ulasan yürüyüs yollarının kenarlarında yer alan tas sütunların ahsap kirislerle baglanarak kafes sistemleri olusturulmasında da kullanılmıstır (Sekil 1). Ayrıca ahsap çatı ve kapılarda da tipik yapı materyali olarak da kullanılmıstır.

sekil1

Günümüze ulasmıs bilinen en eski ahsap yapı, Japonya’da bulunmaktadır. Ahsap zanaatının essiz örneklerinden olan “The Haryu-ji Temple” ismiyle bilinen bu yapı, 5 katlı kule niteliginde bir giris kapısıdır. Ahsap Japon sanatı, 784-1867 tarihleri arasında manastır bahçeleri ve saray bahçelerinde en üst ustalık düzeyine ulasmıstır. Ahsap malzeme hatlarındaki zarafeti, desen düzeni, birlesme noktalarındaki uyum, çardak, köprü, kapı, çit ve çay evlerinde kendini göstermistir. büyük konaklar Budist tapınakları olarak tanımlanmıs cennet bahçeleri ile
çevrelenmistir. Kullanılan her bir ahsap eleman kesilmeden ya da bükülmeden önce, ne amaçla kullanılacagı tasarlanmıstır. Ayrıca yagmur ormanlarıyla uyumlu essiz formdaki çatılar yapılmıstır.

Ortaçag Avrupa bahçelerinde ahsap kafes süslü desenleri tamamen farklı bir estetikle sunulmustur. Sert agaç lataları, sütun, bina ön cepheleri ve derinlik duygusu olusturan informal giris yollarındaki gibi mimari formların kafes yapılarla kombinasyonunu saglayacak sekilde tabakalı formda kullanılmaya baslanmıstır. Ayrıca Ortaçag Avrupa ressamları ve oymacıları, kemerli bahçe duvarlarının süslenmesinde ve kushanelerin duvarlarının tasvirinde ahsap kafes sistemlerini kullanmıstır.

17. ve 18. yüzyıllarda Büyük Britanya, Fransa ve Hollanda bahçelerinde ahsap kafes yapı sistemi yapıların açık ön cephelerinde kullanılmıstır. Ayrıca 18. yüzyılda ünlü ngiliz tasarımcı Thomas Chippendal, Çin tarzında yaptıgı genis yüzeyli sandalyelerde ahsap malzeme kullanmıstır, hala bu sandalyeler popülerligini korumakta ve üretilmektedir.

19.yüzyılda Amerika bahçelerinde ahsap, Avrupa’nın geleneksel yapı etkileri ile birlikte kösegen trabzanlar ve çitler yapıyı alan (mekan) ile birlestirmistir.

20. yüzyılın basında, ilk rekreasyonel aktivite olan otomobil turlarının yapıldıgı nehir koridorlarındaki yesil yollar boyunca uzanan park yollarının gelistirilmesinde ahsap kullanılmıstır. Ahsap köprüler ve sade trabzanlar ise dönemin, bölgesel sembolü olmustur. 20. yüzyılın örnekleri gözden geçirildiginde; peyzaj mimarları ve mimarlar ahsabı, peyzajın görüldügü ve seyredildigi oldukça süslü ve zarafetle bütünlesmis yapıların insasında, köprü ve pergola yapımında, ilaveten alanları belirleyen bir materyal olarak kullanmıslardır. Birçok tasarımcı (Frederick Law Omstead, A.D. Taylor, Calvert Vaux, Thomax Church, Dan Kiley) essiz bir yapı materyali olarak ahsabı düsündüklerini ve tasarımlarının ününü iyi bir marangozun elinde sanatsal zenginlige ulasan ahsaba borçlu olduklarını ifade etmislerdir. 1922-1936 yılları arsında A.D. Taylor peyzaj mimarlıgı mesleginde ahsap oymacılıgının tarihsel önemi ve kalite düzeyini anlatan 40’dan fazla donatı notu yayınlamıstır. Bu notlar, ahsabın peyzajda kullanımına iliskin uygulama ve literatürlere kaynak olusturmustur.

Türk tarihinde ahsabın kullanımı, özellikle 17. yüzyıl Osmanlı Döneminde “Türk Evi” olarak kabul edilen mimari tarzda kendini göstermistir. Ahsap, evin insaatında (tas, kerpiç, dolgu malzemeleriyle birlikte), tavanlarda, cumbalarda, merdiven, kapı, sedir, pencere ve dolaplarda kullanılmıstır. Günümüzde Türk Evi örneklerinden olan stanbul yalı ve konaklarında bu örnekler görülmektedir. Ayrıca Safranbolu, Beypazarı, Amasya, Mudurnu, Göynük, vb. yerlesimlerdeki ahsap kullanımı ve ahsap isçiliginin günümüzdeki önemli örneklerindendir. Türk evlerinde tüm odaların açıldıgı, evin ortasında yer alan sofalar bahçe olarak kullanılmıstır. Sofalarda, kösk, sekilik, çardak (gölgelikler) ve sedir gibi özel oturma mekanlarında ahsap malzeme kullanılmıstır ve ahsap oymacılıgı ile süslemeler yapılmıstır.

Günümüzde ahsap malzeme, kırsal ve kentsel açık hava rekreasyon alanlarda, ev bahçelerinde, vb. alanlarda yogun olarak kullanılmaktadır. Teknolojik yeniliklerle gelisen yeni yöntemler, ahsap malzeme kullanımını kısıtlayan su, günes, radyasyonu, nem, mekanik asınma, yangın, kurt ve böcekler, bakteri ve mantarlar gibi etkenlerle olusan olumsuzlukları önleyerek, ahsabın dayanıklılıgını artırmıs ve kullanım alanlarını genisletmistir. Bu sayede pergola, gazebo, şadırvan, çocuk oyun elemanı, çit, köprü, çiçek kasası, çöp kovası, bank, piknik masası, vb. üründe ahşap kullanımı artmıstır.

Bu çalısmada, peyzajda ahşap malzemenin kullanım sıklıgı, tercih edilme önceligi ve kullanılan ürün tasarımı, ahsap malzemenin tercih edildigi donatı elemanları ve mekanlara iliskin öncelikleri ve ahsap malzeme bilgisi arastırılarak, peyzajda ahsap kullanımına iliskin mevcut durumun ortaya konulması ve sorunların çözümlenmesi için yapılan ve 40 kisiye uygulanan anket çalısması degerlendirilerek bazı öneriler gelistirilmistir.

MATERYAL VE METOT

Arastırma materyali olan ahsap malzemenin peyzaj mimarlıgında kullanımını degerlendirmek amacıyla, peyzaj mimarları ve peyzaj teknikerlerine uygulanmak üzere hazırlanan, yarı standart 13 sorudan olusan bir anket hazırlanmıstır. Anketin uygulanmasında yüz yüze ve e-mail yolu tercih edilmistir. Bilgi toplama formu uygulanacak peyzaj mimarlarına, meslek kurulusları kayıtları, kataloglar ve internet kayıtları incelenerek ulasılmıstır. Peyzaj mimarlıgı alanında aktif olarak yer alan bazı firma ve devlet kurumlarında çalısan 80 kisiye ulasılmıs, ancak 40 kisiden anketlere yanıt alınmıstır.

Anket bes bölüm ve toplam 13 sorudan olusmaktadır:

• Birinci bölüm: Katılımcılara iliskin bireysel nitelikleri belirlemeye yönelik 6 soru,

• İkinci bölüm: Katılımcıların çalısma konularını belirlemeye yönelik toplam 13 proje konusunun sorgulandıgı 1 soru,

• Üçüncü bölüm: Ahsap malzemenin kullanım sıklıgı, tercih edilme önceligi ve kullanılan ürün tasarımına iliskin öncelikleri belirlemeye yönelik 3 soru,

• Dördüncü bölüm: Ahsap malzemenin tercih edildigi donatı elemanları ve mekanlara iliskin öncelikleri belirlemeye yönelik 2 soru,

• Besinci bölüm: Mevcut ahsap malzeme bilgisini belirlemeye yönelik 1 soru.

Anketlerin degerlendirilmesinde istatistik programı SPSS 15 sürümü kullanılmıs, yanıtlar frekans ve yüzde dagılımları olarak degerlendirilmistir. Katılımcı sayısı N ile, soruya yanıt veren kisi sayısı ise frekans olarak tanımlanmıstır.

Literatür çalısması ve anket sonuçlarının degerlendirilmesi ile peyzaj mimarlıgında ahsap malzemenin kullanımıyla ilgili konular ortaya konulmaya çalısılmıstır.

ARASTIRMA BULGULARI

Katılımcılara liskin Bireysel Nitelikler

Katılımcılara iliskin bireysel nitelikleri belirlemeye yönelik 6 sorudan alınan yanıtlar asagıda özetlenmistir:

Ankete katılanların (40 kisi) %25’i bay ve %67.5’i bayandır ve 3 kisi bu soruya yanıt vermemistir. Katılımcıların %70’i 25-30 yas, %17.5’i 25 yas altı, %5’i 36-45 yas aralıgında oldugu görülmüstür ve 3 kisi soruya yanıt vermemistir.

Katılımcıların egitim durumu incelendiginde %60’ı lisans, %17.5’i yüksek lisans, %12.5’i yüksekokul ve %2.5’i doktora mezunu oldugu görülmüstür (Çizelge 3.1).

Çizelge 3.1. Egitim durumu

Egitim durumu

N

Frekans

Yüzde (%)

Yanıt yok

40

3

7.5

Yüksekokul

40

5

12.5

Lisans

40

24

60.0

Yüksek lisans

40

7

17.5

Doktora

40

1

2.5

Katılımcıların çalısma süresi degerlendirildiginde, %35’i 3 yıldan az, %45’i 4-10 yıl, %10’u 11 yıldan fazla bir süredir çalısmaktadır ve 4 kisi soruya yanıt vermemistir.

Katılımcıların %70’i özel sektör, %20’sinin devlet kurumunda görev yaptıgı görülmüstür ve 4 kisi soruya yanıt vermemistir. Kurumlardaki çalısma konuları degerlendirildiginde ise %57.5’inin uygulama, %55’inin tasarım, %47.5’inin bakım ve onarım, %7.5’inin kontrolörlük konularında çalıstıgı görülmüstür ve 3 kisi soruya yanıt vermemistir. Bu durum anketi tasarım, bakım ve onarıma iliskin deneyimler çerçevesinde degerlendirmeyi saglayacaktır.

Katılımcıların Çalısma Konuları

Katılımcıların çalısma konuları degerlendirildiginde %50’den fazlasının kent parkları, ev bahçeleri, mahalle parkları, toplu konut çevresi, çocuk oyun alanları ve meydanlar gibi konularda çalıstıgı görülmüstür. Diger baslıgı altında kıyı alanları, tatil köyleri ve tüm alanlarda aynı oranda çalıstıklarını belirtmislerdir (Çizelge 3.2). Bu veri ahsabın kullanımına iliskin anket çalısmasının, peyzaj mimarlıgına iliskin birçok çalısma konusunda degerlendirilmesini saglayacaktır.

Çizelge 3.2. Çalısma konuları

Çalısma konuları

N

Frekans

Yüzde (%)

Kent parkı

40

28

70.0

Ev bahçesi

40

23

57.5

Mahalle parkı

40

23

57.5

Toplu konut çevresi

40

23

57.5

Çocuk oyun alanları

40

20

50.0

Meydanlar

40

20

50.0

Oturma yerleri

40

13

32.5

Bölge parkı

40

12

30.0

Kamp alanı

40

8

20.0

Diger

40

8

17.5

Eglence alanları

40

7

20.0

Botanik bahçesi

40

3

7.5

Hayvanat bahçesi

40

1

2.5

Ahşap Malzemenin Kullanım Sıklıgı, Tercih Edilme Önceligi ve Kullanılan Ürün Tasarımı

Katılımcıların ahsap malzemeden üretilmis peyzaj donatı elemanlarını kullanım sıklıgı degerlendirildiginde, %55’inin mutlaka kullandıgı, %42.5’inin bazen kullandıgı, %2.5’inin kesinlikle kullanmadıgı görülmüstür (Çizelge 3.3). Bu durum katılımcıların %97.5’nin, çalısma konularında peyzaj donatı materyali olarak ahsabı kullandıklarını göstermektedir.

Çizelge 3.3. Ahşap malzemenin kullanım sıklıgı

Kullanım Sıklığı

N

Frekans

Yüzde (%)

Kesinlikle kullanmıyorum

40

1

2.5

Bazen kullanıyorum

40

17

42.5

Mutlaka kullanıyorum

40

22

55.0

Katılımcıların çalısmalarında ahsap malzemeden üretilmis ürünleri tercih etme nedenlerine iliskin öncelikleri sıralamaları istendiginde, doga ile uyumlu ürünler olması 1.sırada, farklı doku, form ve seçenekleri sunması 2. sırada, geri dönüsümü olan malzemeler üretilmesini saglaması 3.sırada yer almıstır (Çizelge 3.4). Diger baslıgı altında ise tüm nedenlerin çesitli zamanlarda belirli önceliklerle kendilerini etkilediklerini belirtmislerdir.

Çizelge 3.4. Ahsap malzemeden üretilen ürünlerin tercih edilme nedenleri Tercih Nedenleri N Frekans Yüzde (%) Öncelik

Tercih nedenleri

N

Frekans

Yüzde (%)

Öncelik sırası

Doga ile uyumlu ürünler olması

38

31

77.5

1

Farklı doku, form ve seçenekleri sunması

34

14

35.0

2

Geri dönüsümü olması

32

9

22.5

3

Diger donatı malzemeleriyle (metaller, cam, dogal taslar, vb) uyumlu ve entegre edilebilir olması

35

6

15.0

4

İsçilik, bakım ve onarımının kolay olması

30

13

32.5

5

Ekonomik olması

30

8

20.0

6

İsverenin tercih etmesi

28

12

30.0

7

Müteahitin tercih etmesi

27

16

40.0

8

Diger

6

2

5.0

9

Katılımcılar çalısmalarında tercih ettikleri ahsap malzemeden üretilmis ürünlerin tasarımlarını belirlerken standart ürünleri tercih ettiklerini (%55), mevcut tasarımları kendilerine uyarladıklarını (%37.5), ürünlerin tasarımlarını kendilerinin yaptıklarını (%35) belirtmislerdir (Çizelge 3.5). Bu durum katılımcıların çalısmalarında özellikle tamamen ya da küçük degisiklerle standart tasarımları kullandıklarını göstermektedir.

Çizelge 3.5.Kullanılan ürün tasarım tercihi

Seçenekler

N

Frekans

Yüzde (%)

Standart ürünleri tercih ediyoruz

40

22

55.0

Mevcut tasarımları kendimize uyarlıyoruz

40

15

37.5

Ürünlerin tasarımlarını kendimiz yapıyoruz

40

14

35.0

Diger

40

2

5.0

 

Ahşap Malzemenin Tercih Edildigi Donatı Elemanları ve Mekanlara liskin Öncelikleri

Katılımcılara çalısmalarında ahsabı tercih ettikleri donatı elemanlarını belirterek bunları önceliklerine göre sıralamaları istenmistir. Sonuçlar degerlendirildiginde, Çizelge 3.6’da belirtilen elemanlarda ahsabı tercih ettikleri görülmüs ve öncelik sırasını pergola, kameriye ve bankın aldıgı görülmüstür. Ayrıca 1 kisi ahsap malzemeden üretilmis ürünler tercih etmedigini belirtmistir.

Çizelge 3. 6. Ahsap Malzemenin Tercih Edildigi Donatı Elemanları

Donatı Elemanları

N

Frekans

Yüzde (%)

Öncelik sırası

Pergola

35

14

35.0

1

Kameriye

32

10

25.0

2

Bank

34

7

17.5

3

Kuş evleri

24

5

12.5

4

Çocuk oyun elemanları

29

5

12.5

5

Kuşatma elemanı  (Çitler)

26

4

10.0

6

Köprüler

33

5

12.5

7

Perdeleme elemanları

24

4

10.0

8

Çiçek kasaları

25

4

10.0

9

Saksılar

26

3

7.5

10

Kış bahçeleri

21

2

5.0

11

Döşemeler

25

4

10.0

12

Çöp kutusu

24

4

10.0

13

Şezlong

21

5

12.5

14

Kaplamalar (duvar)

24

3

7.5

15

Verandalar

29

3

7.5

16

Aydınlatma direkleri

18

5

12.5

17

Heykeller

20

3

7.5

18

Spor ekipmanları

21

6

15.0

19

İşaret Levhaları

22

3

7.5

20

Katılımcıların ahsap malzemeyi tercih ettikleri alanlar ve bu alanların önceligi degerlendirildiginde, Çizelge 3.7’ de belirtilen alanlarda ahsap donatı elemanların kullanıldıgı, bu alanlarda öncelikle çocuk oyun alanları basta olmak üzere, ev bahçeleri, kent parkları ve bölge parklarında tercih edildigi görülmüstür. Diger baslıgı altında ise, çesitli tercih sebepleri ile ahsabı tüm alanlarda kullanabildiklerini belirtmislerdir. Ayrıca 3 kisi tüm alanlarda aynı derecede ahsabı tercih ettiklerini belirtmistir.

Çizelge 3.7. Ahsap malzemenin tercih edildigi alanlar

Alanlar

N

Frekans

Yüzde (%)

Öncelik sırası

Çocuk oyun alanları

30

13

32.5

1

Ev bahçeleri

27

8

20.0

2

Kent parkları

32

9

20.0

3

Bölge parkları

30

8

15.0

4

Toplu konutlar

29

6

15.0

5

Kamp alanları

26

6

12.5

6

Mahalle parkları

30

5

12.5

7

Botanik bahçeleri

24

5

12.5

8

Spor alanları

23

5

12.5

9

Hayvanat bahçeleri

23

7

17.5

10

Katılımcıların Mevcut Ahsap Malzeme Bilgisi 

Katılımcıların ahsap malzemeye iliskin mevcut bilgileri sorgulandıgında %72.5’inin yeterli bilgiye sahip olmadıgı, %17.5’inin yeterli bilgiye sahip oldugu görülmüstür ve 4 kisi yanıt vermemistir (Çizelge 3.8). Yeterli bilgiye sahip olanlar bu bilgilere; uygulama deneyimlerinden, yazılı kaynaklardan, internetten, teknik sartnamelerden, uygulama-bakım-onarım alanlarında çalısan deneyimli elemanlardan ve arastırmalardan ulastıklarını belirtmislerdir. Yeterli bilgiye sahip olmayanlar ise, çesitli yazılı kaynaklar, internet, ahsap konusunda deneyimli kisilerden gerekli bilgiye ulasmaya çalıstıklarını, ahsabın peyzajda kullanımına iliskin tasarım, donatı detayı, uygulama, bakım ve onarım konularında yeterli kaynagın bulunmadıgını belirtmislerdir.

Çizelge 3. 8. Ahsap malzeme bilgisi

Seçenekler

N

Frekans

Yüzde (%)

Yanıt Yok

40

4

10.0

Evet

40

7

17.5

Hayır

40

29

72.5

 

TARTISMA ve SONUÇ

Peyzaj mimarlıgı çalısmalarında ahsap malzeme kullanımına iliskin fazla sayıda arastırma bulunmamaktadır. Bunun sebeplerinden biri olarak disiplinler arası çalısmanın ülkemizde fazla ragbet görmemesi olarak düsünülmektedir. Bu sebeple disiplinler arası çalısmaya baslangıç teskil etmek ve bu alanda ihtiyaç duyulan literatür eksikligini belli ölçüde gidermek maksadıyla böyle bir çalısmaya baslanılmıstır.

Anket çalısmasıyla elde edilen sonuçlar degerlendirildiginde;

Katılımcıların genellikle özel sektörde istihdam edildikleri (%70), peyzajda ahsabın kullanımına yön veren tasarım, uygulama, bakım ve onarım konularında çalıstıkları ve lisans mezunu oldukları (%60) görülmektedir. Bu durum, ahsap malzemeye iliskin tasarım, uygulama ve bakım konularındaki her türlü teknik bilginin, özellikle lisans egitiminde verilmesi gerekliligini ortaya koymaktadır.

Katılımcıların % 97.5’i çalısmalarında ahsap malzemeyi kullanmakta ya da ahsap malzeme ile karsılasmaktadır. Bu çalısmada da görüldügü gibi, ahsap vazgeçilmez peyzaj donatı materyallerinden birisidir, bu nedenle peyzaj mimarları ve peyzaj teknikerlerinin kaliteli çalısmalar yürütebilmesi için ahsap malzemeye iliskin yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir.

Katılımcıların %72.5’inin ahsap malzemeye iliskin bilgilerinin olmaması, egitim asamasında (önlisans, lisans ve lisans üstü) ahsap malzeme bilgisinin yeterince alınamadıgı ya da verilemedigi konusunu gündeme getirmektedir. Katılımcıların %60’ının lisans mezunu olması ise sorunun kaynagının lisans egitiminde olabilecegini düsündürmektedir. Sorunun çözümlenmesi için öncelikle sorunun nedeni ve kaynagı açıkça ortaya konulmalıdır. Ayrıca katılımcılar ahsap malzemeye yönelik bilgi eksikliklerini giderecek nitelikte veri bulamadıklarını belirtmislerdir.

Katılımcılar kent parkları, ev bahçeleri, mahalle parkları, toplu konut çevresi, çocuk oyun alanları ve meydanlar basta olmak üzere birçok konuda çalısmaktadırlar. Bu alanlarda kullanılacak donatı elemanlarını belirlerken ve uygulama asamasında, alansal özellikler, alan kullanım yogunlugu, alana iliskin özellikler, iklim verileri, ekonomik durum ve kullanıcı tipi basta olmak üzere çesitli faktörler etkili olmaktadır. Bu faktörler ise dogrudan ve dolaylı yoldan donatı elemanının üretildigi malzeme niteliklerini etkilemektedir. Bu nedenle, ahsap malzemenin peyzajda kullanımına iliskin ahsabın teknik nitelikleri, donatı elemanı detayları, ürüne ve kullanım alanına özgü nitelikler, ahsap malzemenin bakım-onarım bilgileri egitim sürecinde anlatılmalıdır. Ayrıca bu konudaki gerekli veriler, tasarım, uygulama, bakım ve onarım asamalarını, ahsabın teknik niteliklerini bütüncül olarak ele alan “ahsabın peyzajda kullanımı” konusuna odaklanarak hazırlanmalıdır.

Katılımcılar, öncelik sırasına göre ahsap malzemeyi, çocuk oyun alanları, ev bahçeleri, kent parkları, bölge parkları, toplu konutlar, kamp alanları, mahalle parkları, botanik bahçeleri, spor alanları, hayvanat bahçelerinde tercih etmektedirler. Katılımcılar ev bahçeleri, toplu konut alanları, mahalle parkları, bölge parklarındaki ahsap malzeme tercihinin dogal ve dogaya dost alanlar olusturma hedefine katkı saglamaya yönelik oldugunu belirtmislerdir. Kamp alanları, botanik bahçeleri ve hayvanat bahçelerinin dogal alanlar oldugunu ve farklı doku, form ve seçeneklere sahip ahsap malzemenin doga ile uyumlu oldugunu vurgulamıslardır. Ayrıca çocuk oyun alanları ve spor alanlarında saglıklı, geri dönüsümlü ve dogayla uyumlu ürün seçenegi sunması sebebiyle ahsap malzemeyi tercih ettiklerini belirtmislerdir.

Katılımcılar ahsap malzemeyi, öncelik sırasına göre ahsabın doga ile uyumlu ürün olması (%77.5), farklı doku, form seçenekleri sunması (%35) ve geri dönüsümlü olması (%22.5) sebepleriyle tercih ettiklerini belirtmislerdir.

Katılımcıların öncelikleri, çalısma konuları ve donatı elemanı seçimleri ile iliskilendirildiginde, ahsap malzemenin birçok tercih sebebiyle, çok farklı alanda, çok farklı ürünlere hizmet eder nitelikte oldugu görülmüstür. Bu durum ahsap malzemenin peyzajda da kullanımını artıran en önemli etkenlerdendir.

Katılımcılar ahsap malzemeyi özellikle pergola, gazebo, bank, kus evleri, çocuk oyun elemanları, kusatma elemanı, köprüler, perdeleme malzemeleri, çiçek kasaları, saksılar, kıs bahçeleri, dösemeler, çöp kutusu, sezlong, kaplamalar (duvar), verandalar, aydınlatma direkleri, heykeller, spor ekipmanları, isaret levhalarında tercih ettiklerini belirtmislerdir. Bu durum ahsabın peyzajda kullanımına iliskin üretim portföyünü ve üretim miktarını belirlemede oldukça önemlidir.

Ahsap ürünlerin seçiminde çogunlukla standart ürünlerin tercih edildigi (%55) ya da standart ürünlerin modifiye edilerek kullanıldıgı (%37.5) görülmüstür. Ürünlerin tasarım tercihlerine iliskin bu seçim, ürün yelpazesinin sınırlı olması ve özel tasarım üretiminin ekonomik olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu noktada önemli olan diger bir konu, ahsap peyzaj donatı elemanları hakkında üreticilerin de talebe ve ahsap malzeme teknik bilgisine yeterince sahip olmaları gerektigi ile ilgilidir. Ayrıca ahsap peyzaj donatı elemanına iliskin sektörel basarı için arz ve talep dengesi, Ar-Ge çalısmaları ve üretici-tüketici koordinasyonu saglanmalıdır.

Sonuç olarak, peyzaj mimarları ve peyzaj teknikerlerinin peyzajda kullanılacak ahsap malzemeye iliskin teknik bilgilere sahip olmaları akılcı, ekonomik, fonksiyonel, estetik ve sürdürülebilir projeler üretilmesini saglarken, ayrıca uygulama, bakım ve onarım alanlarında basarıyı getirecektir. Ahsap peyzaj donatı elemanı sektörü ile yapılacak koordineli çalısmalar ise ürün yelpazesini genisletecek, daha kaliteli ürünler üretilmesini saglayacak ve orman endüstri ürünleri sektörünün ekonomisine olumlu katkılar saglayacaktır. Bu nedenle ahsap malzemeye
iliskin tüm verilerin kapsamlı bir sekilde olusturulması ve bu bilgilerin egitim sürecinde ve uygulama asamalarında ihtiyaç sahiplerine ulastırılması gerekmektedir.

Kaynak: Aybike Ayfer KARADAG,Süleyman KORKUT, Derya SEVM KORKUT,Güniz AKINCI KESM

Bartın Orman Fakültesi Dergisi
I.Ulusal Batı Karadeniz Ormancılık Kongresi Bildiriler Kitabı
2009, Özel Sayı, ISSN: 1302-0943, Cilt II, Sayfa: 501-509

Peyzaj Tasarımının Temel Prensipleri

 TEKNİK

Peyzaj çalışmalarında seçilecek canlı ve cansız malzemenin ilmi ve teknik esaslara uygun olmasına dikkat edilmelidir.

Teknik ve ilmi esaslar bitki materyalinin kullanış şekillerini aşağıdaki ekolojik faktörlere göre sınırlar;

Toprak faktörü: Kumlu toprak, Killi toprak, Kireçli toprak, Humuslu toprak,Asit-nötr ve alkali topraklar,Sığ toprak,Derin toprak,Taşlı toprak

Isı faktörü: Her bitki türünün gelişmesini normal devam ettirebilmesi için uygun ortalama max ve min ısı derecesi vardır. Isı dereceleri bu değerlerin dışına çıktığında bitki yaşayamaz.

Örn: Yüksek sıcaklıklara dayanıklı türler: ardıç, oya ağacı, ligustrum, zakkum,alev ağacı,ateş dikeni,gülibrişim, dişbudak, yalancı akasya

Işık faktörü: Bitkiler genelde bol ışıklı, yarı gölge ve gölge ortamları tercih ederler.

Örn: Gölgede yetişen bitki türleri:

şimşir, kamelya, taflan, gardenya,ortanca, pittosporum, ormangülü

Su ve yağış faktörü: Bitki su ihtiyacını yağış ve sulama suyu ile temin eder. Bitki gelişmesine havanın nisbi rutubetinin ve taban suyu seviyesinin büyük etkisi vardır.

Örn: Kuraklığa dayanıklı bitki türleri:

Dağ muşmulası, pampas otu,ardıçlar, oya ağacı,pittosporum,ormangülü

Rakım ve yükseklik faktörü: Bazı bitkiler yalnız alçak, bazıları ise yalnız yüksek fakımlar da yetişir. Her ikisinde de yetişen türler vardır.

Hastalık ve zararlılara karşı mukavemet: Bitkilerin hastalık ve zararlılara toz ve gazlara mukavemetleri çok farklıdır.

STATİK VE KONSTRÜKSİYON

Peyzaj çalışmalarında mimari yapı elemanlarının statik ve konstrüksiyon esaslarına göre hesap ve inşa edilmeleri şarttır. Mimari yapı elemanlarının taşıyıcı kısımları, üzerinde taşıdıkları materyalin yükünü taşıyabilecek hacim ve ölçüde olmalıdır.

 STÜASYON VE ÇEVREYE UYGUNLUK

Her çevre kendi bünyesine, karakter ve fizyonomisine uygun obje ve elemanları daha kolay kabul ve hazmeder. Çevre ve muhitine yabancı görünen canlı ve cansız her türlü yapı elemanları genellikle yadırganır.Bu elemanlar çevreleri ile hiçbir zaman uygun bir ahenk ve harmoni meydana getiremezler.

Ör:Kırsal-Kentsel peyzaj farklılığı

PROPORSİYON

Peyzaj tanziminde, düzeni meydana getiren kısımlar arasındaki uygun ilişki ve nisbete proporsiyon denir. Bütün halindeki bir düzenlemenin bölümleri arasında kitle,satıh ve hacim bakımından uygun ve güzel bir ahenk var ise düzenleme iyi bir proporsiyona sahip demektir.

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım

Peyzaj Tasarımında Kullanılan Elemanlar-II

Döşemelerin konstrüksiyonu

İlk olarak zemin, döşeme için hazırlanır. Bütün kökler, bitkiler, yosunlar, vb. temizlenir. Daha sonra yüzey bir silindir ya da başka bir aletle düzeltilip, sıkıştırılır. Böylece hazırlanan temele alt toprak katmanı denir. Bu tabakanın üst yüzeyi biçimlenme katmanı olarak adlandırılır.

Bir döşeme iki katmandan oluşur: temel ve yüzey tabakası. Yaya trafiği için temel, 5-7 cm.lik bir blokaj tabakasıdır. Yaya yükünün yoğunluğuna göre bazen blokajın üstündebeton temel tabakası da kullanılır.

Taşıt trafiği için temel 7cm. blokaj ve 7-10 cm. beton veya sıkıştırılmış topraktır. Yüzey drenajı için minimum eğim %1,5 tir.

Yüzey suyu drenajı

Kaplama İşlevi                   Minimum Eğim

Araç trafiği                                  %2-2,5

Bisiklet yolları                           %2,5

Yaya yolları                              %2-3,3

Meydanlar, v.b                        %2-3

Kaplamanın çeşidi           Minimum Eğim

Beton                                            %1,7

Zift veya katran                        %2-2,5

Çakıl taşları                                 %3,3

Birim malzemeler                     %1,4

• Arazi drenaj tahliye seviyelerinin eğimi

• Alt – toprak katmanın türü

• Su tablası seviyesi ve mevsimsel değişiklikleri

• Doğal drenaj olanakları: hendekler, dereyolları ve bunların su akıtma kapasiteleri.

• Kanalizasyon sistemi olanakları ve kapasitesi

• Kaplanması düşünülen alanın genişliği

• Yağmur suyu miktarı ve yağmur yoğunluğu

• Kaplama malzemesinin geçirgenlik ve soğurma derecesi

• Görsel nitelik

Kenar elemanları

• İşlevleri

a. Kaplanan alanın sınırlarını korumak ve yatay genişlemeyi önlemek;

b. Kaplama ve diğer yüzeyler arasındaki sınırları tanımlamak: diğer bir kaplama, çim, su, yaya yolu, araç yolu gibi;

c. Kaplanmış alanın yayılımını tanımlamak;

d. Yüzeyler arası yapısal birleşimleri oluşturmak;

e. Zemin suyunu toplamak;

f. Trafiğini denetlemek ve belli bir rotada tutmak;

g. Seviye farklarını tanımlamak ve sağlanmasına yardımcı olmak.

Kenar elemanları için kullanılacak malzeme seçimini etkileyen bir çok faktör vardır: işlev, kaplanmış alanlarla uyum açısından görünüş, dayanıklılık, maliyet, malzemenin kolay bulunabilirliği gibi.

Yüzey kaplamalarında olduğu gibi kenar elemanlarında da farklı malzemeler kullanılabilir; doğal taş, hazır beton, tuğla ve ahşap vb. Kenar elemanları, kullanılan malzemeye, kaplanmış yüzey türüne, seviye farkına göre yatay ya da düşey olarak konumlandırılabilir.

Duvarlar 

Peyzaj tasarımında kullanılan duvarlar, ağaç, çalı, çit ve toprak gibi doğal malzemelerle de yapılabilir. Burada konumuz olan duvarlar, taş, tuğla, beton, beton blok, ahşap, demir, ip, vb. inşai malzemelerle de yapılanlardır.

Duvarlar aşağıda belirtilen amaçlar için kullanılır:

a. Sınırları ve alanları tanımak;

b. Mekanlar yaratmak;

c. Mahremiyet sağlamak;

d. İstenmeyen görünümleri saklamak;

e. Toz, rüzgar, ve aşırı güneşten koruyarak alt-iklim bölgesi oluşturmak.

Duvar, bu işlevlerden bir veya birkaçına uygun biçim ve yükseklikte inşa edilir. Duvarda kullanılacak malzemeye, duvarın işlevine, toprağın direncine, malzemenin erişebilirliğine ve maliyetine göre karar verilir.

İstinad duvarları kazma ya da doldurma sürecinde fazla seviye farkı olmuşsa, toprağı yerinde tutmak için kullanılır.

Duvar temelleri donma ve nem hareketlerinin olmayacağı seviyeye kadar inmelidir. Harpuştalar duvarın üst yüzeyine suyun işlemesini önlemek ve bu suyu akıtmak için kullanılır. Duvarı görsel olarak da etkiler.

Duvar çeşitleri

Duvar boyutları ve yapım yöntemleri kullanılan malzemelere göre değişir.

• Tuğla duvar

• Beton blok duvarlar

• Yerinde-dökme beton duvarlar

• Taş duvarlar

• İstinad duvarları

Yaya ve Taşıt Trafiği Yolları

Bir yaya ya da araç trafiği yolunun rotası, özellikle geniş kırsal çevrelerde, arazinin biçimlerine göre belirlenmeli, ve bitki gruplamalarıyla da vurgulanmalıdır. Araçların artması ve potansiyel olarak taşıdıkları tehlike, yaya yollarına karşı araç yolları sorununu gündeme getirmektedir. Şehir plancıları ve mimarlar bir süre motorlu trafiğin yaya yollarından tamamen ayrılmasını tercih etmişlerse de, gerçekçi olan anlayış, yüzey dokusu, seviye farkları ve bariyerlerin dikkatli detaylandırılmasıyla ve ikisinin farklı ölçekleri arasında denge kurup yayalara koruma sağlanmasıyla, iki trafik türünün gereken yerlerde bir arada yer alması şeklindedir.

Yaya ve araç yollarının genişliği aşağıdaki faktörlere göre belirlenir:

a- Taşınacak trafiğin çeşidi; araç, bisiklet, çocuk arabası, yaya, vb.

b- Taşınacak trafiğin miktarı; yoğun kullanım, tek şerit, iki şerit, vb.

c- Her iki taraftaki kenarların türü; açık veya kapalı, duvar veya binalarla çevrili, vb.

d- Bütçe.

Araç trafiği yaya trafiğinden tamamen farklıdır ve farklı bir biçimlendirme gerektirir. Tarihsel kent merkezlerinde at arabaları için şekillendirilen yollar bugün motorlu taşıt trafiğini taşımaya zorlanarak, büyük sorunlara yol açmaktadır. Araç trafiği yolları boyunca peyzajın düzenlenmesi konusu da önemlidir. Özellikle hızlı trafik yükünün olduğu otobanlarda, yolcunun seyahat sırasında, göreceği manzara hem estetik açıdan, hem de güvenlik yönünden önem kazanmaktadır.

Mimar ve peyzaj tasarımcısı olarak bizim ilgi alanımıza genellikle, tasarlanacak arazi kapsamında, araç veya bağlantı yolları gibi küçük ölçekli trafik yolları girmektedir.

Araba parkı yerleri

Araba parkları geçici ya da kalıcı olabilirler. Eğimli bir arazi de araba parkı için uygun olabilir. Eğer eğim fazlaysa, araba parkı topografya eğrilerine paralel, giriş ve çıkış yolları eğime dik olarak tasarlanmalıdır. Otoparkta kullanılabilecek en fazla eğim %5’tir. Trafik yükünü kaldırabilmesi için genellikle araba parkını döşemek gerekmektedir. Bununla birlikte, çakılla kaplanmış ve ağaçlarla gölgelenmiş bir alan, serbest düzende bir araba parkı olarak kullanılabilir. Eğer araba parkı seyrek kullanılıyorsa ve iyi drenaj sağlanması gereken bir yedeyse, yeri kaplamada çim kullanılabilir. Diğer kaplama malzemeleri şunlar olabilir:

Stabilize çakıl (ziftli malzemeyle karıştırılmış ve silindirle düzeltilmiş);

Çakıl (serbest ya da ziftle karıştırılmış);

Asfalt;

Birim malzemeler;

Yerinde dökme beton.

Park eden araçlarla bağlantılı olarak bir yaya yolu olmalıdır.

Zeminde araba yerlerinin çizilmesi mekandan tasarruf sağlayacaktır. Park edilmiş araçların görsel etkisi, araçları gölgeleyecek şekilde park alanları boyunca veya yaya yollarına dikilen ağaçlar ya da çalılarla yumuşatılabilir. Yaprağını döken ağaçlar sonbaharda sorunlara yol açabilir; gene de geniş gölge veren ağaçlar tercih edilmelidir.

Yaya yolları

Yaya yolu, tıpkı nehir gibi, en az direnç gösteren rotayı takip eder ve en kısasını seçmeye çalışır. Her yaya yolunun belli bir gücü vardır ve kendisine yer açar. Yaya yollarının tasarımı için bazı ana hatları ve düşünülmesi gereken noktaları şöyle tanımlayabiliriz:

• İnsanların zeminde yarattıkları rotalar en mantıklı olanlarıdır. Dolayısıyla kampus gibi çok sayıda insanın bulunduğu geniş çevrelerde öncelikle ana arterler tespit edilir; ikincil yollar ancak kişilerce en çok kullanılan patikalar belirlendikten sonra inşa edilir.

• Hızlı yaya trafiği düz ya da çok az eğimli arazi ister.

• Yaya yolları ağında kavşaklar önem kazanmaktadır. Kavşakların genişletilmesi yolların birbirinin akışını kesmesini önleyecektir.

• Merdiven ve rampaların üst ve altlarında guruplar toplanabilir. Böyle noktalarda genişletme, yaya trafiğini rahatlatacaktır.

• Yayaya doğrusal ya da eğrisel patika alternatiflerinin arasından seçme şansı verilmesi en iyisidir.

• Araç ya da yaya dolaşımı, hareket öngördüğünden, rota boyunca değişimle, ve türlü çevrelerin etkileri ve duyumsal deneyimler dizisiyle bağımlıdır.

• Yaya yolu güzergahı için yön seçeneklerinin mümkün olduğu geniş arazilerde, rotayı arazinin özellikleri belirlemeli; bitkilendirme vurgu için kullanılmalı ve oyalanmak istemeyenlere mümkünse direkt rotalar sağlanmalıdır.

• Bir yaya yolunun tasarımı yer ve kimlik tarifleme, kapalılık, çeşitlilik ve gizem gibi kavramları barındırabilir. Sonuç olarak arazi formu (topografya), mimari (peyzaja yansıyan sanal bina çizgileri), malzeme ve bakım, yaya yollarının yapımını etkileyen başlıca faktörlerdir.

Seviye Farkları

Seviye farkları eğimler, teraslar, basamaklar ve rampalar aracılığıyla yapılabilir.

Eğimler

Eğimlerin ayarlanması, topografyayı ve diğer arazi niteliklerini dikkate alan ve destekleyen bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. %15’ten fazla olan eğimler çim olarak bırakılabilir. Az olarak düşünülebilecek eğimler (2:1, yatayın dikeye oranı) ufak ya da büyük çakıl taşları, andezit taşları ya da birim malzemelerle kaplanabilir. Bu döşemeler, kök yapısının eğimli toprağı yerinde tutacak bitkilendirmeyle bir arada da kullanılabilir.

Orta derece eğimler için (1:2 ile 2:1 arası), zamanla içinde yetişecek olan bitki köklerinin tel ızgaranın yerini alacağı, üst toprakla doldurulmuş ve tel örgüyle güçlendirilmiş, ahşap ızgaralar kullanılabilir.

Dik açıya yaklaşan ve yüksekliği 2m.’den az olan eğimler, suyun sızmasına izin verecek kaba yontu taş veya diğer birim örgü malzemesi, ya da suya dayanıklı ahşap bloklardan harçsız duvarlarla desteklenmelidir.

Teraslar

Teraslama eğimli bir zeminden çok bir dizi düz zemin istendiğinde yapılır. Eğimin oranına göre seviye farkı az ya da çok olabilir. Teraslanmış bir arazinin karakteristikleri, sağladığı açı görünüm ve farklı seviyeleri bağlayan basamaklarda aşağı- yukarı ulaşabilme olanağıdır.

Eğimli bir arazi, istinad duvarlarıyla birbirinden ayrılmış hafif meyilli yüzeyleri olan teraslar şeklinde düzenlenebilir. Teras seviyeleri basamaklar ya da rampalarla birbirine bağlanır; tüm sistem dinamik bir tasarım yaklaşımı gösterir. Teraslama arazinin eğimli niteliğini
taşımalı ve teraslamayla vurgulanan yönlenme anlamlı olmalıdır. Arazinin eğim niteliğini ve alanın doğal yüzey drenaj sistemini bozmamak ve maliyeti yükseltmemek için gereksiz kazma ve doldurma işlemlerinden kaçınılmalıdır.

Teraslar arasında seviye farkları keskinse istinad duvarları kullanılır; eğer keskin değilse çimle ya da döşeme malzemesiyle kaplanmış meyilli bir yüzey de kullanılabilir.

Merdivenler, rampalar ve rampalı basamaklar 

Genellikle, dış mekandaki basamaklar iç mekanlarınkinden farklıdır. Dışarıdaki basamaklar daha alçak ve enli olursa daha iyi bir görüntü ve rahatlık sunar. Dış mekan tasarımında basamaklar aynı zamanda oturmak içinde kullanılacak şekilde düzenlenebilir.

Bir dış çevrede, eğer o çevre bebek arabaları taşıyan ya da özürlü kişiler tarafından sık kullanılıyorsa, merdiven basmaklarının yanında bir rampa sağlamaya dikkat edilmelidir.

Dış mekanda basamaklar sadece eğimli bir zemin üstüne basamaklar konarak basitçe yapılabileceği gibi, nerdeyse iç mekan merdivenleri gibi de inşa edilebilir.

Dış mekan basamakları genellikle üç çeşittir.

• Bağlandığı duvardan, kaya veya topraktan oyulmuş gibi, dolu ve heykelsi olanlar;

• Rıhtlar olmadan, taş, betonarme ya da ahşaptan konsol çalışan basamaklar;

• Arazideki yapının gerçekten bir parçası olup; taş, betonarme, hazır beton bloklar, ahşap, tuğla, vb. malzemelerden yapılan ve daha mimari tipte olanlar

peyzaj5 peyzaj6

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım

Peyzaj Tasarımında Kullanılan Elemanlar-I

Doğal Elemanlar

Arazi Biçimleri

Özellikle engebeli araziler söz konusu olduğunda, arazi biçimleri peyzaj tasarımına yön veren ana elemanlardan biri olarak değerlendirilmelidir. Tasarımcı araziyi belirli ölçüde değiştirerek düzenleme yapabilir. Ancak bu müdahalenin ölçüsü yerinde olmalı, arazi biçiminin doğasına aykırı bir şekillendirmeden kaçınmaya özen gösterilmelidir.

Doğal ya da düzeltilmiş arazi biçimleri çok amaçlarla kullanılabilir:

• Örneğin, seviye farkları dolaşım türlerini veya arazi kullanımlarını ayırabilir.

• Arazi biçimi ya da seviye farkı mekan tanımlayabilir.

• Küçük bir hendek görüş alanını etkilemeden fiziksel engel sağlayabilir.

• Mevcut bir tepe rüzgardan korunmak için kullanılabilir.

Su

Tarih boyunca su insan yaşamının temel elemanlarından biri olmuştur. Örneğin, deniz ve nehirler birçok yerleşkeye hayat vermiş ve genellikle yer seçimlerinin ana nedenlerinden biri olmuştur. Suyun işlevleri şöyle sıralanabilir:

Sulama

İçme

Temizlik

Savunma

Taşıma

Dinlenme, eğlenme

Endüstri toplumu kentlerde su yüzeyleri rekreasyonel etkinlikler için kullanılıyor. Bunun yanında, ne yazık ki su alanları bir çok sanayinin atıklarını boşalttığı yerler olarak da kullanılıyor. Gerçek bir ekolojik bilincin yükselmesi ve doğal çevreyi korumaya ilginin artması, uygun teknolojilerin gelişmesiyle de desteklenirse bu tür kirliliğin yol açtığı çoğu kalıcı zararlar bir dereceye kadar önlenebilecektir.

Mevcut doğal su elemanlarının dışında peyzaj tasarımcısı yapay olarak yaratılmış su yüzeyleri de kullanabilir. Ancak inşa ve bakım giderlerinin yüksekliği nedeniyle, su dikkatle ve anlamlı olduğu yerlerde kullanılmalıdır.

Özellikle, sıcak ve kuru iklimlerde su çok makbuldür. Bu tip çevreler için bir çeşme, bir selsebil, küçük bir çağlayan, fıskiyesiyle küçük bir havuz, dar su kanalcıklarından oluşmuş bir ağ uygundur.

Bitkilendirme

Bitkilerin insan hayatındaki yeri farklı önemlerde de olsa daima varlığını sürdürmüştür. Mitsel ve dinsel önemler atfedilen bitkilere simgesel değerler yüklenmiştir. Bazı bitkiler verimliliğin, uzun yaşamın, bilgeliğin ya da doğruluktan sapmanın simgeleri olarak görülmüştür. Bitkilerle kurulan bu etkileşim, mimarlık söz konusu olduğunda da, hiç küçümsenmeyecek düzeyde değildir.

Bitkilerin işlevleri

Ağaç, çalı, çimen gibi bitkilerle arazi biçimlerindeki karakterin ortaya çıkarılması, daha güçlü olarak belirlenmesi sağlanabilir. Örneğin bitkilerin kullanımıyla istenen arazi biçimleri abartılabilir, manzara ya da binalar çerçevelenebilir, tepeler ya da vadiler tanımlanabilir.

Örneğin ağaçların ya da çalıların şu tip işlevleri olabilir.

a. Yapıları çevreleri ve birbirleriyle bağdaştırma, dış mekanları bağlama;

b. Sınır ve alanları tanımlama, vurgulama ya da ayrıştırma;

c. Dolaşım açısından: araç trafiğini ayırma, yaya trafiğini yönlendirme, trafikten korunmak üzere fiziksel engel oluşturma, doğrusal aksları, köşe ya da birleşim noktalarını vurgulama;

d. Çevredeki bina gibi elemanları gövdeden dallara, dallardan saplara, yapraklara taşıyan ölçek atlaması ile insan ölçeğine getirme;

e. Görsel engellemeler oluşturarak mahremiyeti sağlama, istenmeyen görüntüleri örtme;

f. Dış mekan yaratma ve tanımlama; tavan etkisi vererek, çeşitli alanları birbirinden ayırarak ya da çevreleyerek, bu dış mekanlara kimlik kazandırma;

g. Seviye farklarını belirleme, eğimleri vurgulama;

h. Görüş açılarını yönlendirerek Vistalar yaratma, görüş açısını bir nesne ya da binaya doğru veya onlardan uzağa çekme;

i. Rüzgardan, tozdan, aşırı güneşten ve eğer yeterli yoğunlukta kullanılırsa gürültüden koruma;

j. Alt-iklim kontrolü sağlama;

k. Güzel koku verme;

l. Biçim, doku ve renk aracılığıyla bir bina, yer kaplaması veya su yüzeyi ile uyum ya da tezat yaratma;

m. Önemli bir peyzaj elemanını ön plana çıkarma;

n. Yağmur suyunun hızla yere düşerek zarar vermesini engelleme;

o. Erozyon kontrolü sağlama.

Bitkilerin analizi ve seçimlerinde rol alan etkenler 

Bitkiler çeşitli kategorilerde incelenebilir. Ekolojik toplumlar, botanik sınıflamalar, bahçıvanlığa göre tiplemeler, ya da estetik açılardan analizleri yapılabilir.

Ekolojik açıdan inceleme:

Bitkilerin yeryüzündeki dağılımı onların genetik açıdan belirlenmiş tolerans kapasitelerine bağlıdır. Toprak cinsi, su ve ısı gereksinimleri tolerans kapasitesi konusunda bazı sınırlayıcı etkenlerdir. Bitkiler yerlisi oldukları bölgelerle benzer iklimsel koşullara sahip çevrelerde yetişebilirler; ancak anayurtlarında daha sağlıklı yaşamlara sahip olurlar. Ekolojik topluluğa göre sınıflandırmanın dünya üzerindeki dağılım haritası, bitkilerin büyüme olanaklarını anlatır.

Botanik açıdan sınıflandırma: 

Botanik açıdan sınıflandırma bitkileri aile, tür, sahip oldukları çiçek/yaprak/meyve vb. çeşitlerine göre guruplar; ve her bitkiye bir isim verir. Bir bitki için günlük dilde kullanılan ad yalnızca dilden dile değil, bir dil içinde de yörelere göre değişebiliyor. Bu bakımdan,
peyzaj tasarımı ve uygulamalarında uluslar arası kabul edilmiş Latince adları kullanmak daha güvenilir olmaktadır. Bu adlandırma antik yunan dönemine dek uzanır; ancak darwin’in evrim teorisi isimlendirme konusunda özellikle bir ilerleme sağlamıştır.

Latince adlandırma iki bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde bitkinin özü, ikincisinde ise türü gösterilir.

örnek:
Populus                                           alba
öz                                                        tür
(aile gurubu)                         (alt gurup)

Bu adlar aynı zamanda bitkilerin özellikleri hakkında da ipuçları verir.

Bahçeciliğe göre tipleme:

Bu gruplamaya göre bitkiler, ağaçlar, çalılar, yer örtücüler, çiçekli bitkiler ve tırmanıcılar olarak gruplandırılır.

A- Ağaçlar

Ağaçları diğer bitki tiplerinden ayıran özellikleri tek bir gövdeye ve 3 metreden yüksek boya sahip olmalarıdır.

Ağaçların grafik gösterimi

Ağaçlar türlerine ve ölçeklerine göre gerek planda gerekse görünüşte farklı gösterimlerle sunulurlar.

Peyzaj tasarımında arsada mevcut ağaçlara yönelik prensipler

Peyzaj tasarımı ya da uygulamasında arsada mevcut ağaçlar zarar görmekten korunmalıdır.

Tasarımcı arazi üzerindeki mevcut ağaçları, özellikle de uyum sağlama yeteneği sınırlı olan yaşlı ağaçları korumaya özen göstermelidir.

Bir taşıma ya da kazı sırasında kesilen kök tüm kök sisteminin %5’ini geçmemelidir. 7,5 cm. çapından daha büyük kökler kesilmemelidir. Kazı ağacın merkezine 4,5m’den fazla yaklaşmamalıdır.

B- Çalı türleri:

Çalılar, 0,9 – 3 m. Arasını geçmeyen boyları, birden fazla gövdeye sahip olabilme gibi özellikleri ile ağaçlardan ayrılırlar. Yaprakları yere yakın olan çalılar fiziksel engel görevini üstlenebilir.

C- Yüzey kaplayıcılar:

Toprağı kaplayan, bodur büyüyen bitkilerdir. Eğer az bakım isteyen türleri seçilirse, beton ya da birim yer kaplamasından daha ucuza malolur. Eğimlerde erozyonu denetlemede yararlı olduğu gibi, değişik dokular sağlar; ısı, nem ve tozu emmede yardımcı olur.

D- Tırmanıcılar:

Tırmanıcılar pergola ya da çardak gibi yapıcıklarda gölge amaçlı kullanılırlar. Duvarlarda ısıya karşı yalıtım sağlamak veya cam yüzeylerde gün ışığını yumuşatmak amacı ile bina çeperlerinde kaplama olarak yer alabilirler.

BİTKİ FORMLARI

ÇİTBİTKİLERİ

Taflan, Ligustrum, Alevçalısı, Defne, Karayemiş, Mazı vs.

Çit Bitkisi Dikim Formlari

Çit bitkileri kullanım yeri ve amacına göre ;tek sıralı,çift sıralı veya üçgen şekilde dikilirler.

peyzaj1

SÜTUN FORM

Serviler, Leylandiler vs.

PİRAMİT FORM

Piramit Mazı, Piramit İlex, Ladin, Göknar, Sedir Vs.

SARKIK FORM

Sarkık Söğüt, Sarkık Huş, Sarkık Dut Vs.

TİJLİ FORM

Bitkinin 1,5-2 m ya da daha fazla bir mesafede dal yapmasına müsaade edilmemiş (dalsız sutun bir gövde elde edilmiş) sonrasında taç şeklinde dallanmıştır.

SOLİTER BİTKİ

Bitkiler gruplar ve soliter olarak kullanılırlar. Soliter türler tabii ve nadir güzelliklerini tek başlarına gösteren ağaç ve çalı türleridir. Soliter ağaç ve çalılar açık ve geniş ölçüde çim alanlar üzerinde teras ve merdiven kenarlarında ev ve bahçe duvarlarının önünde güzel görünürler.

Salkım formlu soliter ağaçlar göl nehir gibi yatay su yüzeylerinin civarlarında, sutun ve piramit formlu ağaçlar dikey yükselen mimari yapıların önünde, küre formlu ağaçlar kubbe şeklindeki yapıların önünde kullanılırlar.

peyzaj2

Canlı Materyalin Proje Üzerinde Gösterilmesi

Park ve bahçelerde dikilecek ağaç ve çalı fidanlarına ayrılacak saha bitkinin dikim anındaki taç büyüklüğüne göre değil, türün genetik yapısına ve normal yetişme şartlarında hayatları boyunca alabilecekleri taç genişliğine göre hesap edilir.

Bitkiler projede maksimum taç genişliklerinin iz düşümleri ile gösterilirler. Dolayısı ile planda daire ya da daireye yakın şekillerde çizilirler.

Çınar-Kayın-Okaliptüs-Ceviz =12-14 m

Meşe-Akçaağaç-Kestane-Dişbudak =10-12 m

Küçük ağaç ve iğne yapraklılar=8-10 m

Ağaççık ve piramit formlu büyük ağaçlar=6-8 m

Büyük çalılar =4-6 m

Küçük çalılar =1-4 m arasında gösterilir.

peyzaj3

peyzaj4

Yapılı Elemanlar

Binalar ve Korunaklar

Arazide bina ve korunakların çevreleriyle uyum içinde olmaları gerekir. Binalarla çevrelerindeki peyzajın ilişki biçimlemesine dönük çeşitli tutumlar olmuştur.

Doğal çevrelerde binaların göze batmaması için, bazı saklama teknikleri de geliştirilmiştir. Bitkilendirme ve topografya ile yapı geniş arazi içerisinde saklanabilir. Diğer bir yol renk kullanımıdır. Eğer bir yapı koyu renkse ve özellikle yakınında da ağaçlar varsa, yüzeye düşen gölgeler kamufle olmasına yardım edecektir. Binalar:

• İstenilir alt-iklim koşulları oluşturmak

• Tanım elemanları

• Perdeleme elemanları,

• Arka fon elemanları olarak,

• Peyzaja hakim olmak,

• Peyzajı düzenlemek,

• Peyzajı kucaklamak,

• Peyzajı çerçevelemek,

• Peyzaj güçlerini, özelliklerini ve biçimlerini en iyi şekilde korumak, şekillendirmek veya vurgulamak,

• Yeni bir peyzaj yaratmak,

• Bir işlevi dramatize etmek,

• Tanımlı bir mekanı dramatize etmek için konumlandırılabilir.

Genel olarak binalar insancıllaştırılmış peyzajda önemli ve baskın elemanlardır. Yapılar, temel barınmayı, iklim denetimini, mahremiyeti, gelişmiş bir çevreyi, rahat ve medeni bir yaşamın gerektirdiği servisleri sağlarlar. Binalar iki yönle de dolaşımı sağlayan ve görsel bağlar kuran kapılar ve cam yüzeyler aracılığıyla çevrelerindeki peyzajla ilişkilendirilebilirler. Yapılı kentsel alanlarda, bina dizileri ya da gurupları sokak ve meydanları biçimlendiren, mekan organizasyonu oluşturan en önemli elemanlardır.

Kent (Sokak) Mobilyaları

Kent (Sokak) mobilyası kavramı çöp kutusundan aydınlatma elemanına kadar çok çeşitli nesneleri kapsamasına karşın, bir çoğunun kentsel çevrede küçük ölçekte ve genellikle çok sayıda olmaları gibi ortak nitelikleri vardır. Bir sokak mobilyası nesnesinin çevresiyle kurduğu göreli ölçüler ilişkisi, onun ölçeğini oluşturmaktadır. Nesnelerin boyutları, işlevleri ve bazen de yönetmeliklerdeki spesifikasyonlarla saptanırken, öte yandan bir kompozisyon bütünlüğü içinde birbirine göre doğru ölçek ilişkilerinin sağlanması da önemlidir.

Özellikle kamusal alanlarda serbest mobilya kullanmaktansa genel tasarımla entegre olabilecek, sabit, zarar görmesi zor olan sağlam malzemeden inşa edilmiş mobilyalar kullanılmalıdır. Örneğin, bir çeşmenin ya da havuzun kenarı, bir istinad duvarı ya da alçak bir duvar ve basamaklar oturma elemanları olarak kullanılabilmeli, böylece etrafta fazladan kırılgan bir nesne yaratmaktan kaçınılmalıdır.

Aşağıdaki kriterler sokak mobilyalarının seçimi ve konumlandırılmasındaki genel ilkeleri kapsamaktadır:

a. İşlev – sokak mobilyası nesnesinin düşünülen durum için gerekliliğine karar vermek

b. Konumlandırma ve yerleşim – o mobilya için doğru yeri bulmak

c. Biçim ve görünüş – tek tek elemanların tasarımında sürekliliği, ya da en azından tasarımda uyumu sağlamak

d. Sağlamlık

e. Maliyet

Büfeler, telefon kulübeleri, pergolalar, arkadlar, reklam ve işaret panoları, otobüs durakları gibi diğer tipteki korunaklar, korkuluklar ve posta kutuları, dış mekan düzenlemelerinde oldukça sık kullanılan elemanlardır. Çeşmeler, havuzlar, aydınlatma elemanları, oturma düzenekleri, bitki konteynerleri ve çiçek tarhları, ağaç yuvaları ve çöp kutuları da sokak mobilyası sınıflandırmasına girmektedir; ve bir çevre peyzaj tasarımının entegral parçası olarak ele alınmalıdır.

Döşenmiş Yüzeyler

Döşenmiş zemin yüzeyleri aşağıda belirtilen farklı işlevleri için kullanılırlar:

a. Sert ve dayanıklı bir yüzey sağlamak;

• Trafik yükünün aşındırıcı etkilerine karşı dayanıklılık,

• Trafik yükünü eşit olarak dağıtmak,

• Hareketin kolaylaştırılması ya da zorlaştırılmasıyla trafik yükünün belirlenmesi.

b. Araç ve yaya trafiğinin kesiştiği yerlerde uyarı sağlamak;

c. Mülkiyeti tanımlamak;

d. Yön vermek;

e. Çevredeki farklı elemanlar arasında birlik sağlamak – bir yapıyı veya anıtı bulunduğu araziye uyumlandırmak;

f. Çevreye ölçek vermek;

g. Farklı işlevleri olan alan ve mekanları tanımlamak;

Döşeme malzemelerinin seçimini etkileyen bir çok faktör vardır;

• Döşenecek yüzeyin işlevi,

• Taşıyacağı trafik türü,

• Yerel arazi koşulları,

• Malzemenin erişilebilirliği,

• Malzemenin maliyeti,

• Görsel nitelik.

Malzeme seçim olasılıkları iki yönden değerlendirilebilir: işlevsel gereksinim ve fiziksel görünüş, ya da konstrüksiyon yöntemleri açılarından.

İşlevsel gereksinim ve fiziksel görünüş yönünden, yüzey malzemeleri şöyle olabilir:

A. Düzgün yüzey malzemeleri

• Düzgün veya ince dokulu kaplama birimleri

• İşlenmiş yüzeyli sürekli döşemeler

• Kum

• Çim

• Sıkıştırılmış toprak

• Su

B. Kaba yüzey malzemeleri

• Arnavut taşı

• Serbest çakıl

• Kaba yüzey verilmiş beton

• Çim üstüne yerleştirilmiş döşeme birimleri

Konstrüksiyon yöntemleri açısından, yüzey malzemeleri şöyle gruplandırılır:

A. Birim kaplama malzemeleri

• Hazır beton yüzey blokları

• Hazır yapay taş yüzey blokları

• Doğal taş

• Seramik ve mozaik karolar

• Tuğla

• Arnavut taşı

• İri çakıl taşları

• Ahşap

B. Sürekli kaplamalar

– Esnek kaplamalar

• Çakıl taşı

• Asfalt

• Serbest büyük çakıl taşları

– Sert kaplamalar

• Yerinde dökme beton

 

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım

 

Peyzaj Tasarımını Etkileyen Faktörler

Tasarımcı çalışmalarına başlamadan önce kesinlikle tasarım alanının arazi karakteristiklerini, iklim koşullarını, çevresel ve insana ilişkin faktörlerini arazi üzerinde yerinde çalışma yaparak tespit etmelidir. Böylelikle yapacağı tasarım daha sağlıklı olacak ve yeniden başa dönerek çalışma yapmak zorunda kalmayacaktır. Bu çalışmalar aşağıda detaylarıyla anlatılmıştır.

ARAZİ KARAKTERİSTİKLERİ

Arazinin veya bölgenin peyzaj tasarımını da etkileyen fiziksel özellikleri, coğrafi durum, topografya -arazinin fiziksel yapısı-, iklim koşulları, yöresel bitki örtüsü, malzeme ve mevcut teknolojidir.

Konumuna Göre Tanımlanan Arazi Tipleri
Kırsal araziler 

Kırsal arazi genellikle daha geniştir ve dolayısıyla tasarlamada kısıtlamalar daha azdır. Ancak, arsa kısıtlı da olsa, görsel algılama sahasının genişliği nedeniyle, etkisel boyutları gerçek boyutlarından geniştir.

Doğa hakim durumdadır. Toprak ve arazi formları güçlü görsel öğelerdir. Dolayısıyla tasarımda, doğayla daha fazla kaynaşmış bir yaklaşım olanağı vardır. Yapısal öğeler doğa üzerine empoze edilmiş durumdadır. Kırsal bir arazi hava koşullarına daha açıktır.

Yağmur, fırtına, güneş, rüzgar, kar, don, kış soğuğu ve yaz sıcağına karşı korunaksızdır.

Kent içi araziler 

Kentsel alanda arsa boyutları kısıtlıdır; ve arsa bedelleri yüksek olduğundan en iyi biçimde değerlendirmek gereklidir. Çevre arsalardaki yapı adaları büyük bir olasılıkla kapatıcı etkiler yapacak; sadece alana değil böylece hacim/mekan da kısıtlanacaktır. Alanın ve mekanın kısıtlılığı peyzaj tasarımı ölçeğini etkileyecek; dolayısıyla seçilecek peyzaj elemanlarının ölçeği özellikle önem kazanacaktır.

Kent içi arsaya yaklaşım, kent yolları ve kaldırımlardan alınmaktadır. Öte yandan da, kent yolu; egzoz gazı, gürültü ve kaza tehlikesi kaynağıdır.

Kent içi, geniş yer kaplamaları ve yapı adalarıyla doğal çevreden iklim bakımından da çok farklıdır. Isı derecesi, güneş ışıklarının yansıması, rüzgar ve meltemin yönleri kent içinde değişikliğe uğrar.

Doğal elemanlar – ağaçlar, kayalar, su, tepecik gibi, ilginç topografik öğeler kentte az sayıdadır ve olanlar korunmalıdır.

Topografik Yapısına Göre Arazi Tipleri

Düz araziler

Düz arazi genişliği, açıklığı, ufka dek uzanması nedenleriyle çoğu kez insan ölçeğinin üstünde bir ölçek sunar. Düz arazi çoğunlukla monotondur. Üçüncü boyut ya da bir fokal nokta yoktur. Ufuk çizgisi tek sürekli öğedir. İklimsel koşullardan korunma olanağı hemen hiç yoktur. Dolayısıyla, özellikle güneş önemli bir tasarım faktörüdür. Düz arazi en az planlama kısıtlaması koyar. Göreli olarak, yaklaşım yönü ve biçimi arazi topografyasınca belirlenmediği için, düz arazi pek az öznellik sağlar ve daha az peyzaj ilginçliği sunar.

Eğimli araziler 

Eğimli arazinin özelliği iniş-çıkışlı oluşudur. Eğimin doğasına uyularak teras – sedli bir şema geliştirilebilir.

Eğim eğrileri ana planlama faktörleridir; eşit yükseklikteki alanlar eğim aksına dik, dar şeritler halindedir. Geniş düzlükler yoktur. Düzlükler elde etmek için ya eğimden kesilir, oyulur veya eğim doldurularak çıkma yapılır. Her iki durumda da toprağın yerinde durması için istinat duvarı inşası gerekir. Üçüncü bir yol, arazi üzerinde eğimden bağımsız platform inşa etmek olabilir.

 Eğim tepesi özeldir ve tasarımda bu tanınmalıdır. Eğimli arazi çoğunlukla iyi bir görünüm açısı sağlar. Eğimli arazide drenaj-yüzey suyunu akıtma sorunu özellikle önemlidir. Eğimli bir arazide yer alan su elemanları akım şekli bakımından ilginç olabilir.

Eğim motorlu araç trafiği için fazla ise, yaklaşım eğim çizgilerine paralel alınmalıdır.

Eş yükselti eğrileri -konturlar-, kabul edilen bir seviyeye göre aynı yükseklikteki noktaları birbirine bağlayan soyut ve imgesel çizgilerdir. 10 cm, 25 cm, 50cm, 1m,10m, 50m gibi aralıklarla geçebilirler.

İKLİM KOSULLARI

İklim ve mikro klima peyzaj mimarlığının tasarım etkenlerindendir. İklimsel koşullar, fiziksel çevreyi yoğurup, dış mekanların kullanımını etkileyerek, mimari formaların ve peyzajın biçimlenmesinde tanımlayıcı olurlar.

İklim Çeşitleri

İklim ısı, nem, rüzgar, güneş yansıması, nem yoğunlaşması gibi doğal olayların toplam etkisidir. Topografya, bitki örtüsü, su elemanları gibi iklim de, çevreyi oluşturan önemli bir girdidir.

Son yılların teknolojik gelişmeleri iklim koşullarının olumsuz etkilerinden korunmaya bazı durumlarda olanak vermiştir. Örneğin, tamamen kapalı alışveriş merkezleri yapmak geniş açıklıklı strüktürlerin geliştirilmesi ve yapay havalandırma ile mümkün olabilmiştir. Doğal iklim koşullarına uygun tasarım yapmak, ona aykırı bir tavır almaktan daha akılcıdır; yapılanma ve bitkilendirme öyle bir şekilde yapılmalıdır ki iklimin olumlu etkilerinden yararlanırken olumsuz etkiler kestirilerek önlenmelidir. Bina içindeki ve dış mekanlardaki ısı derecesi ve hava akımı yönlendirme ve arazideki konumlandırmayla, yapım teknikleriyle ve ağaçlandırmayla olumlu yönde ayarlanabilir. Çevre tasarımcısı daha uzun yıllar doğal iklim koşullarıyla uğraşma, bu koşulların gerektirdiği biçimde tasarım yapma durumundadır.

Güneş tek değişmeyen, sürekli olan iklimsel etkendir. Etkileri, enlem derecesine ve mevsimlere göre değişir. Bölgelerin iklim koşulları meteoroloji istasyonları tarafından saptanmaktadır. Bu olgular elde edilerek, peyzaj tasarımcısı tarafından kullanılmalıdır. Tasarımcı ve planlamacı olarak bizim ilgilendiğimiz konular: minimum ve maksimum ısı dereceleri, yağış miktarı ve dağılımı, hakim rüzgar yönü, gücü ve frekansı, güneşli, sisli, karlı, buzlu gün sayısı vb. dir.

Beklenen en büyük yağış miktarı peyzaj alanlarının drenaj sistemleri tasarımında kritik bir etken olacaktır. Soğuktan, sıcaktan, rüzgardan ya da nemden kaynaklanan rahatsızlık, gölgeliklerle örtülü yürüme yollarına, rüzgardan koruyan perdelere ve bitkilendirmeye olan  gereksinimleri tayin edecektir. Bitki malzemesinin seçiminde ısı derecesi, rüzgar, yağmur ve güneş göz önüne alınmalıdır.

Mikro Klima / Alt İklim

Genel iklim koşulları ve yöresel iklimin altında, daha kısıtlı alanların özel hava koşulları da söz konusudur. Kısıtlı alanlardaki bu iklimsel değişmeler mikro klima olarak bilinir. Başka bir deyişle, mikro klima temelde daha küçük yörelere ilişkindir ve kırsal ya da kentsel aynı bölgedeki veya kentteki, hatta aynı arazi parçasındaki ısı, rüzgar, nem derecelerindeki küçük değişmeleri temsil eder.

Çoğunlukla mikro klimayı oluşturan topografik koşullardır. Gece, soğuk hava daha aşağı noktalara iner; bu nedenle vadi tabanında gece ısı tepeye göre daha düşük, nem daha yüksektir. Bu sebeple bir yapıyı vadi eteklerinin güney bakan kesimine yerleştirmek en uygunudur.

Su da yazın serinletici, kışın ılıtıcı etkisiyle mikro klima oluşturur. Ayrıca nemin oluşmasına da katkıda bulunabilir.

Toprak türü de azda olsa mikroklimatik etki yaratabilir. Örneğin, kum gibi kuru topraklar daha yüksek ısı ve düşük nem; killi topraklar düşük ısı ve yüksek nem oluşturarak mikroklimada etken olabilirler.

Bitkilerin ve bitki kümelerinin de mikroklima koşullarına sahip yörecikler oluşturması mümkündür. Gölgeleriyle serinlik oluşturur, rüzgar yönünün değişmesinde etkili olurlar.

Döşeli, sert zeminler yansıtıcı özellikleriyle ısı derecesini etkileyerek mikro klima oluştururlar.  Çevredeki yapıların varlığı da mikro klima oluşturabilir. Kent içi, yerleşimin daha seyrek olduğu kent çeperlerinden daha sıcaktır. Kent içi kirlilikten dolayı güneşi daha az parlak olarak görür. Bina boyları, konumları ve çatı şekilleri de hava sirkülasyonunu etkiler.

Yapıların kışın ılık, yazın serinlikten yararlanabilecek şekilde konumlandırılması önemlidir. Yaşanabilir bir mikroklimanın oluşması için dikkatli konumlandırma ve mimari tasarım, peyzaj tasarımı ve bitkilendirmenin bir araya gelmeleri gerekmektedir.

MANZARA, KOKU, DUMAN, VE EGZOZ DUMANI KAYNAKLARI

Koku, duman ve egzoz dumanı günümüzün çevre kirliliği türlerindendir. Koku bir fabrikadan veya kirli bir su birikintisinden yayılabilir. Rüzgar kokunun ve dumanın dağılmasında etkili olduğu için, hakim rüzgar yönü peyzaj tasarımında mutlaka göz önüne alınmalıdır.

Bitkiler gürültü kirliliğini emerek azaltmada etkilidir. Bitkiler gürültü kaynağına ne kadar yakın olursa etkisi o derece artar.

Manzara istenmesine veya istenmemesine göre peyzaj tasarımıyla yönlendirilebilir.

İNSANA İLİŞKİN FAKTÖRLER

İnsan davranışıyla çevre arasındaki etkileşim iki yönlü bir süreçtir. Çevrenin birey üzerinde bir çok etkisi vardır ve bu etkilere yanıtımız, koşullara tepkisiz uyum sağlamak olabilir. Oysa, öte yandan da, yaşamı fiziksel ve psikolojik olarak daha rahat kılmak, ve gereksinimlerimize daha uygun ortamlar oluşturmak için, sürekli fiziksel çevrelerimizi yönlendirmek ya da değiştirmek durumundayız. Kullanıcı taleplerini önceden kestirmek ve binalar ve açık mekanlardan oluşan çevreyi bunlara göre şekillendirmek elbette ki tasarımcının amacıdır. Kullanıcıların istek ve taleplerine karşı duyarlı olmak için uygulanabilecek iki temel yol vardır:

• Topluluğun üyelerini gözlemlemek ve onlara doğrudan danışmak;
• Genel ilkeleri, veya davranış ve algıların “evrenseller”ini öğrenmek.

İlk yöntem, anketler, davranış gözlemleri, veya katılımcı tasarım projeleri yoluyla gerçekleştirilebilir. Bununla beraber, yanıtlar abartılabileceği ve insanlar gözlem altında olduklarını bildiklerinde farklı bir biçimde ve bunun bilincinde davranacakları için, anketler
ve davranış gözlemleri her zaman gerçeği yansıtmayabilir.

İnsanların parklarda ve ortak açık alanlarda sistematik olarak gözlemlenmesiyle, çevrenin nasıl kullanıldığı ya da kullanılmadığı; çeşme ve banklar gibi elemanların tasarım ve düzenleme biçiminin hangi davranış modellerine neden olduğu hakkında izlenim edinmek mümkündür.

Katılımcı tasarım, oluşturulacak çevreyle onu kullanacak kişilerin gereksinim ve isteklerinin denkleştirilmesi için bir çabadır. İnsanların kendi çevrelerinin oluşturulmasında bizzat inşa edebilmeleri ya da katılımcı tasarım projelerinde rol almaları, çevreyi orada yaşayanların yansıması haline getirmede daha doğrudan bir yoldur. Ancak, bu yöntem uygulama sorunları ve işin organizasyonunda zor bir programlama ve büyük olasılıkla zaman kaybını getirebilmektedir.

Kullanıcı Gereksinimleri

Kullanıcı taleplerinin anlaşılmasında diğer yol, insan davranışlarının genel ilkelerini öğrenmektir. Yaşanabilir bir çevre yaratmak için, sağlanması gereken insani faktörler:

• Fiziksel

• Fizyolojik

• Psikolojik ve sosyal yapıda olabilir.

Fiziksel gereksinimler

Sadece görsel/estetik nedenlerden meydana gelen tasarım detayları, kullanıcı için en uygun koşulları yaratmayabilir. Öte yandan, Le Corbusier’in insan vücudunu irdeleyerek ortaya koyduğu görsel olarak da tutarlı olan oran ve boyutları içeren modüler sistemi, tasarımda
güzellik ve işlevselliği teorik olarak bağdaştırmaktadır.

Türlü durumlardaki insana ait boyutlar, tıpkı binalarda olduğu gibi dış mekanların tasarımında da etkili olmalıdır. Binalarda, insan boyutlarının etkenliği belki çok daha açık görülebilmektedir; ancak, dış mekan tasarımında da bu boyutlamalar geçerli olmalıdır.

Örneğin, basamak rıhtları ve enleri, farklı işlevlerdeki duvarların yükseklikleri, yürüyüş hızına göre yer döşemesi düzenleri vb., insan boyutları esas alınarak tasarlanmalıdır.

Fizyolojik gereksinimler

Bu gereksinimler, bireyin içsel biyolojik durumuyla çevrenin iletişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Peyzaj tasarımı çerçevesinde, çevre, ısı, nem, toz, duman ve gürültüden v.b. korunma açılarından konfor bölgeleri sağlanmalı; ve kullanıcılara fiziksel güvenlik temin edilmelidir.

Yarı-fizyolojik, yarı-psikolojik bir gereksinim, acıdan kaçınma, kendini koruma gereksinimidir. Kullanıcılar için güvenlik koşullarının sağlanması, yönetmeliklerin ve tasarımı biçimleyip boyutlandıran spesifikasyonların oluşturulmasına yol açmıştır. Örneğin, yüzme havuzlarının çevresinde veya köprü kenarlarında parmaklıkların sağlanması koşulu gibi.

Psikolojik ve sosyal gereksinimler

İnsanların psikolojik gereksinimleri, bireylerin yaş, cinsiyet, sosyal sınıf, kültürel geçmiş deneyimlerine göre değişkenlik gösterir. Böylece bir çocuğun psikolojik ihtiyaçları, bir yetişkinin ya da ergeninkinden farklıdır. İnsanın yaşamsal taleplerinden gelen ve psikolojik ve sosyal gereksinimleri harekete geçiren faktörler şunlardır:

Sosyallik: iletişim, birliktelik ve aitliliğe olan gereksinimdir.katılımcı tasarım bu gereksinim sağlamada etkili bir yol olabilir.

Dinginlik: gereksinimleri güvenliğe özlemden doğmaktadır.

Kişisellik: gereksinimi, dinginlik ve kendini ifade etme gereksinimleriyle örtüşmektedir.

Kendini- ifade etme: bireyselci olmakla ilişkilidir, ama buna ek olarak,diğer bireyler tarafından kabul edilme gereksinimini de içerir. Ayrıca, kişinin kendini belirli bir alana ait hissedip onunla özdeşleşmesiyle de ilintilidir.

Bireyin içsel zenginleşmesi: gereksinimleri basit olmayan hatta karmaşık denebilecek çevrelerde sağlanabilir. Bireye geniş bir yelpazede çok çeşitli seçenekler sunulursa, bunlardan hiç değilse birinin ilgisini çekmesi olasılığı daha yüksektir.

Kişisellik, kendini ifade etme ve bireyin içsel zenginleşmesi gereksinimlerinin sağlanmasıyla, kullanıcılara kendini tanıma ve bireysel yaratıcılık yolu açılabilir; ve böylece de estetik deneyimlere zemin hazırlanır.

Christopher Alexander’ın teorik konu mahallesi örneği, mekansal öngörüler terk edilip vurgu davranışsal faktörlerde olduğunda, beklenmedik seçeneklerin ortaya çıkabildiğini göstermektedir.

Algılama ve Değerlendirme

Duyum, dış çevrenin zihinsel imgesi olarak düşünülebilir. Algı, yalnızca görmekten daha karmaşık bir süreçtir. Çevreye bakarken her kişi onlara verdiği değere göre çevrenin farklı boyutlarını algılar. Örneğin, üzerinde ağaçlar olan eğimli bir araziye bakarken biri eğimi, diğeri de ağaçları çevreye karakterini veren öğe olarak algılayabilir. Algılayan kişinin, geçmiş deneyimleri ve öğrenimi, algılamanın sınırlarını ve yönünü belirler. 18. Yüzyıl peyzaj bahçeleri tasarımının önemli bir yönüydü. Burada,mecazi ve mitolojik göndermeleriyle heykeller, tapınaklar ve diğer yapıcıkların da yer aldığı bir dizi değişen görünümlerin ve görsel deneyimlerin oluşturulması ve peyzajın biçimlendirilmesi ile, yücelik, neşe, eğlence, hüzün, güzellik, korku gibi belirli tepkilerin bir arada değil de, peşpeşe uyarılması amaçlanmaktaydı.

Öte yandan farklı yaş guruplarında farklı algılama ve değerlendirmeler gözlemlenebilir.

Ölçek kavramı ve peyzaj tasarımında ölçeğin algılanması

Peyzaj mimarlığında ölçek, görsel ilişkilerden oluşan girift bir ağın algısal sonucudur. Peyzaj tasarımındaki ölçek, binalardaki ölçekten farklıdır. Elemanlar açık mekanda olduklarında, farklı bir ölçek kazanırlar. Bu durum özellikle kırsal çevrelerdeki geniş alanlar için geçerlidir.

Açıklığın yanı sıra,mesafe de boyutları, derinliği ve böylece ölçeği değiştirir. Perspektif- Vista veren görünümler- boyutları gerçeğin ötesinde arttırabilir.

Diğer taraftan, peyzaj elemanlarının çevreye ölçek verebilme yetisi vardır. Örneğin, geniş kentsel bir meydan, ölçek veren birim malzeme ile döşendiği zaman, insan ölçeğine getirilebilir.

Peyzaj tasarımında üç düzeyde ölçek olabilir:

-ön plan,

-orta plan,

Arka planda algılanan ölçekler.

Ön planda, zemin döşemeleri, yüzey dokuları, yeşilin dokusu v.b. tüm ayrıntılarıyla görülebilir. Hem genel tasarım biçimleri, hem de ayrıntılar rahatça görülebildiğinden, orta plan düzeyi bu avantajıyla pek çok olanak sağlıyorsa da, en ihmal edilen çevresel algı düzeyidir. Arka plan, yalnızca tasarıma genel bir fon oluşturur. Oysa, ön ve orta plandaki ayrıntıların arka plan sayesinde ortaya çıkıyor olmaları, tasarımda arka planın da çok iyi düşünülmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Peyzaj tasarımında mekan kalitesi ve mekanın algılanması

Peyzaj tasarımında mekan, açık, yarı kapalı veya çerçevelenmiş olabilir. Tavan genellikle gökyüzü olurken, açık mekanın zemini topraktır. Açık alanlarda tasarım yoluyla küçük hacimler, mekanlar oluşturulabilir. Bu mekanlar arazi şekilleriyle tariflenebilir ve bitki gruplamalarıyla vurgulanabilir. Peyzajda mekan oluşturulması, doğrudan bitkilerin kullanım yoluyla da gerçekleştirilebilir; bitkiler tünel tipi, yönlendirilmiş mekanlar, ya da dal ve yapraklarla üzeri örtülmüş mekanlar tanımlayabilirler.

İnşai malzemeyle de mekanlar yaratmak mümkündür. Mekanın tavanı plastik korunak, kanvas kumaş, ahşap, beton ya da çelik ve kaplama malzemesi olabilir. Bu örtücü korunaklar kalıcı veya sökülebilir geçici konstrüksiyonlar olabilir. Peyzaj tasarımında özellikle doğal malzemeyle mekanın yapımı, zaman faktörüyle çok yakından ilişkilidir. Tasarımcı, doğal elemanların gelişimlerini tamamladığı zaman
oluşacak mekansal nitelikleri öngörme yeteneğine sahip olmalıdır.

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım

Peyzaj Tasarım Süreci

KONUNUN VE AMACIN BELİRLENMESİ 

Çevre düzenlemeye ilişkin bir tasarım çalışmasın başlaması konu ve isteğe bağlıdır. Pratikte biz buna kullanıcı/müşteri istekleri diyoruz. Yapılacak çalışmanın boyutu veya ortamı ne olursa olsun bunun bir kullanıcısı/müşterisi vardır.

Örnek: Kentsel mekânda bir parkın kullanıcısı o kentin sakinleri ve ziyaretçileridir. Dolayısıyla biz tasarımımızı o kentin sosyo-kültürel yapısına uygun yapmalıyız.

Örnek: Bir ev bahçesi ise alanımız, tasarımımız o bahçe sahiplerinin istek ve beğenileri doğrultusunda olmalıdır.

Sürekli yeşil bir bahçe istiyorum
Sürekli çiçek açan bir bahçe istiyorum
Güzel kokulu bir bahçe istiyorum
Kırmızıyı severim kırmızı bir bahçe istiyorum
Merdivensiz bir bahçe istiyorum
Bakım istemeyen bir bahçe istiyorum vs. gibi.
Örnek: Konu (Tema ) parkları: Gül parkı, Özürlüler parkı, Tıbbi bitkiler parkı, Deprem
parkı vs

MEVCUT DURUMU BELİRLEMEYE YÖNELİK VERİ TOPLAMA (ARAZİ ETÜDÜ-SÖRVEY-ÇEVRE ANALİZİ) 

Alanın doğal ve kültürel envanteri çıkartılır. Alan içerisinin ve yakın çevrenin iklim, toprak, flora, fauna, jeoloji, topoğrafya, hidrolojik yapısı ile mevcut bina ve yerleşimler araştırılır. Arazide bir takım notlar alınarak, tasarım için gerekli olan kullanım planları (mevcut durum-vaziyet planları)haritalar, raporlar, hava fotoğrafları,istatistiki bilgiler,uzman görüşleri vs. gibi veriler toplanmalıdır.Ayrıca tasarım anında alan hakkında bilgi vermesi açısından alanda fotoğraflarda çekilebilir.

PEYZAJ TASARIMINDA FARKLI ÖLÇEK VE UYGULAMALAR 
“ Peyzaj mimarlığı” deyimi iki zıt kavramı bir araya getiriyor; peyzaj çoğunlukla doğal elemanlardan oluşan ve zaman içinde gelişen bir çevreyi anlatırken, mimarlık inşai nitelikte, daha başından tamamlanmış ve zaman içinde yaşlanacak bir yapıtı çağrıştırıyor.

“Peyzaj planlaması”ndaki peyzaj sözcüğü, peyzaj mimarlığındaki peyzaj sözcüğünden daha uyumlu duruyor. Planlama ileriye dönük kestirimler yapan, istatistikteki rakamlarla halhamur olmuş bir uğraşıyı anımsatıyor. Bu açıdan bakılırsa, “landscape” planlaması daha denk iki kavramı bir araya getiriyor; başka deyişle, arazi ve plan yan yana daha rahat gelebiliyor.

Peyzaj tasarımının konusu olan “arazi”, belirtildiği gibi, birbirinden çok farklılaşan bir ölçek yelpazesi içinde yer alabilir. Arazi ya kırsal, ya kentseldir. Ama kırsalın da kentselin de derecelenmeleri vardır.

Özetle, peyzaj tasarımı, yalnızca bahçe tasarımı konumundayken, kent parkı, milli park, hatta geniş bölgelerin kaynak planlaması, zaman içinde uğraşın kapsamına girmiştir. Yinelersek, şimdi herkesçe kabul edilmektedir ki, peyzaj tasarımı ölçek yelpazesi nedeniyle iki yönlüdür:

• Peyzaj mimarlığı, ve
• Peyzaj planlaması.
Sözü edilen uğraş yelpazesinin açılımı, kapsanan ölçekler konusunda bir fikir verecektir:

Tekil Yapı Çevresi Düzenlemeleri
• Özel konut açık mekanları – teras, avlu, bahçe.
• Kurumsal ( Hastane bahçeleri, kamusal alanlar vs.)
• Ticari ( Oteller, holdingler vs.)
• Endüstriyel yapı gurupları açık mekanları.

Kentsel Mekan Tasarımları
• Kaldırım- sokak-yol
• Meydan
• Yapı içi veya üstü mekanlar
• Geçici açık mekanlar

Kent Içi Alanlarda Planlama
• Kent kesimleri, örneğin:tarihi kent yöresi
• Kentsel merkez – ticari,yönetsel,idari
• Kent içi nehir boyları
• Kent içi deniz kıyısı, liman yöresi vb.

Kent Içi Veya Yakın Çevresinde Küçük Ölçekte Peyzaj Tasarım Konuları
• Toplu konut çevreleri
• Kent parkları
• Oyun alanları
• Spor alanları
• Geniş alışveriş merkezleri
• Mezarlıklar
• Mesire yerleri

Kent Dışı Alanlarda Peyzaj Tasarım Konuları
• Karayolları boyunca peyzaj tasarımı
• Kampüs peyzajı
• Turistik alanlar – plaj yöreleri,yazlık ve kışlık tatil yöreleri
• Anıtsal çevreler – eski savaş alanları
• Olimpik tesisler
• Milli parklar

Bölge Planlama Ölçeğinde Arazi Planlaması

Bu açılımda yer alan bölge planlama ölçeği dışındaki uğraşlar, genelde peyzaj mimarlığının kapsamına girmektedir. Kentsel parçaların planlaması ile dördüncü ve beşinci konu gurupları, peyzaj mimarlığı ve peyzaj planlamasının ortak uğraş konularıdır. Başka deyişle, tekil yapı çevresi ve kentsel mekan tasarımları ve küçük ölçekli planlamaların bir kısmı, mimarın/peyzaj mimarının uğraşlarıdır. Yapılacak tas arımın gelecekteki alacağı durum çok iyi tespit edilmeli ve aynı zamanda bölgesel gelişim de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu iki yaklaşımın bir bileşkesinin izlenmesi de mümkündür.

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım

Peyzaj Tasarımı ve Tasarım Öğeleri

“Peyzaj” deyimi Alexander Von Humboldt tarafından 19. Yüzyılın başlarında, bilimsel bir coğrafya terimi olarak literatüre sokulmuştur. Peyzajı “ Bir yer yüzü parçasının total karakteridir” diye tanımlamıştır. Rus coğrafyacıları, peyzaj kavramına inorganik ve organik öğeleri de sokarak, bunların tümünün “ peyzaj coğrafyası” olarak incelenmesi fikrini ortaya atmışlardır. Bütün kavramsal gelişmeler, ayrıntılı olarak TROLL (1971)’ de açıklanmıştır. Alman biyocoğrafyacıların öncülerinden olan TROLL peyzajı şu şekilde tanımlamıştır: “Peyzaj bir mekanın tamamı ve görülebilen bütünlüktür”. Bu düşünceler peyzajı ekolojik ilkelere dayalı, doğayı koruma ve rekreasyon ile ilgili bir anahtar deyim haline getirmiştir. APS(Avrupa Peyzaj Sözleşmesi); peyzaj kavramına yönelik sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal yeni anlayışlar getirmektedir ve sonuçta iki önemli konu ön plana çıkmaktadır: Sözleşmede “peyzaj” iki türlü tarif edilmektedir. İlk olarak peyzaj, nesnel (objektif) bir ifade ile “yeryüzü parçası” olarak tanımlanmakta, daha sonra öznel (subjektif) bir ifade ile bu yeryüzü parçasının bütün bireylerce kavranış biçimi olarak belirtilmektedir.

PEYZAJ TASARIM ÖGELERİ

ÇİZGİ

Tüm tasarım oluşumlarının temelidir.Peyzaj tasarımında bütün fikirler bir proje düzeni içerisinde çizgilerle ifade edilmektedir.Peyzaj düzenlemesi içerisinde oluşturulacak her bir unsur proje içerisinde çizgilerin şekillenmesiyle belirtilir. Çizgilerin türü ve kalınlığı projedeki unsurun algılanmasınıda değiştirir.

ŞEKİL-FORM 

Projedeki her bir unsurun kendi içinde oluşturduğu ve peyzaj içerisinde kendini ifade ettiği biçimdir. Bu biçim bir mekan, ağaç, yol hattı, donatılar v.b. öğelerin her biri veya hepsi olabilir. Burada önemli olan formların insanlar üzerinde uyandırdığı etkidir. Her form ayrı bir ifade gücüne sahiptir. Daireler oval şekiller bir bütünlük hissi uyandırır. Kareler dikdörtgenler matematiksel kesinlik hissi verirler.

ÖLÇÜ 

Ölçü algılaması mekanlar arası karşılaştırmaya bağlı olarak yapılır. Mekanda ölçü birimi insandır.Ölçü tasarımda fonksiyonel kullanım açısından denge elemanı olarak ele alınır.

ARALIK 

Peyzaj çalışmalarındaki mekanların yada mekansal elemanların birbiriyle olan ilişkilerini ortaya koyar. Burda mesafe ön plandadır. Birbirlerine yakın olan unsurlar, birbirleriyle daha çok ilişkilendirillir. Mesafe arttıkça ilişkide azalır.

DOKU 
Objelerin görülebilen veya dokunulabilen yüzey ortamı dokuyu oluşturur. Sık dokulu- Seyrek dokulu-Geçirgen dokulu-Yumuşak dokulu vs. olabilir. Doku cansız materiyal gibi canlı materyalde de önemli olan bir tasarım öğesidir. Dokularda sıklık ve yoğunluk objelerin algılanışına doğrudan etkili bir unsurdur.
RENK 
Peyzaj uygulamasında mekansal algıyı etkiler. Kullanılan öğelerin yakın veya uzak olması yada dikkat çekici olması durumunu ortaya  çıkarır.
IŞIK-GÖLGE 

Mekânın ışıklı ya da ışıksız oluşuna göre objeler farklı etkilere sahiptirler. Işık ve gölge ilgiyi arttırır, tasarıma rahatlık ve sükûnet sağlar, derinlik verir.

VURGU 

Mekan içinde dikkatleri bir alana yada bir objeye çekmek için kullanılan bir tasarım ögesidir. Zıt renklerin kullanılması, çizgi yönleri, ışık değişimi, mekân ilişkileri veya materyal değişimleri ve doku özellikleri ile tasarımda vurgu ortaya konabilir.

DİZİ 

Tasarımın içinde bir noktadan başlayan hareket ve onun çevresindeki objeler, bir mantık zinciri üzerinde akış göstermeli ve bir sonuca ulaşmalıdır.

HAREKET 

Peyzaj tasarımında her aktivite, başlangıcı ve sonu olan hareketi ifade eder. Bu bir mekanın oluşumunu veya alanlara ulaşımının ifadesi olabilir.

TASARIM İLKELERİ

TEKRAR-RİTİM 

Bir mekân içindeki biçimsel benzer ögelerin veya öge gruplarının birbirini izlemesi ritim-tekrar olarak tarif edilir. Peyzaj planlamalarında çizgilerle desen verilmiş yüzey kaplamaları düzenli bir aralıkla tekrarlanırsa ritim yakalanmış olur. Aynı zamanda ağaç, bank v.b. öğelerin belli bir sırada ve sıklıkta dizilmeside ritim etkisini canandırır.

ARALIKLI TEKRAR 

Aralıklı tekrarda ritimle aynı özelliktedir. Ancak bu tasarım ilkesinde objeler birbirlerini aynı mesafelerle değil farklı aralıkta ve farklı düzenlerde tekrar ederler.

DENGE 

Denge sağlamlık, emniyet ve sükûnet hissinin ifadesidir. Formal(simetrik)denge: Benzer yapı elemanlarının bir eksenin iki tarafına eşit uzaklıkta dizilmelerinden ortaya çıkan bir plan kalıbıdır. İnformal(asimetrik)denge: Eksenin her iki tarafında aynı büyüklük ve şekle sahip olmayan,fakat eşit dikkat çeken objelerin dizilişleri ile elde edilir.

ZITLIK 

Uyum sağlanması istenmediğinde oluşturulur. Buradaki uyumsuzluk tasarımın gereği sonucu oluşur. Tasarımda vurgu arttırmak içinde kullanılabilir.

UYGUNLAŞTIRMA 

Tasarımda birbirine zıt iki ucun bağlanması birleştirilmesi ya da bunlar arasında köprü kurulmasına uygunlaştırma denir. Renkle bunu sağlamak istiyorsak renk tonları belirli kademelerle değişime uğrayabilir.

EGEMENLİK 

Tasarımda yer alan obje ya da formların bir başka obje ya da forma karşı görsel anlamda üstünlük göstermesine egemenlik denir. Ölçü-doku ya da renk olarak kendini gösterebilir.

BİRLİK

Tasarımda yer alan obje ya da formların diğer obje ya da formlarla bir bütünün parçası niteliğiyle bir arada olmasıdır. Tasarım da kullanılan her şey birbirinin bir parçası gibi olmalıdır.

UYGUNLUK 

Tasarımın mekansal amaçlara göre uygun bir biçimde oluşturulmasıdır. Her tasarım, yapıldığı alana uygun bir çözüm getirmelidir. Burada gereksimler ile bu gereksinimlere getirilen çözümler düşünülmelidir. Alana aykırı bir tasarım anlayışı alanın kullanımını büyük oranda etkiler.

HİYERARŞİ
Tasarımın görsel ifadelerinde öncelikler belirlenmeli ve bir sıralama yapılmalıdır. Bu amaçla tasarımcı görsel algılamadaki öncelikleri ortaya koyar ve onları önem derecelerine göre dizer.

TAMAMLIK
Tasarım uygulanacağı çevre ile bütünleştirici özellikte olmalıdır. Alanın coğrafik özellikleri, ulaşımı, kullanım yoğunluğu gibi çevresel faktörlere uygun ve uygulanacağı çevreye özgü bir yaklaşım içermelidir.

Kaynak: Şule KADER ve Mustafa KUPİK /Peyzaj mimarisinde tasarım